"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güven duygusu

Ali Rıza AYDIN
29 Kasım 2018, Perşembe
Güven, birine veya bir şeye bel bağlayan kimsenin içindeki rahatlama hissi; bununla beraber, insanın özgüveni ve onunla husûle gelen itimat duygusudur.

Bir işi, bir hizmeti ya da bir görevi ifa etmek üzere harekete geçen kimse, içindeki başarma duygusunun gerçekleşmesi için önce Cenâb-ı Hakk’ın yardımına sığınıp, ardından da aldığı tedbirlerle netice elde edeceğine güvenmesi gerekir.

Yolun yokuşa sardığı, güven duygusunun azaldığı durumlarda ise, başkasından gelecek bir yardım eli; yani, bir itici rüzgâr aranır.

Güven duygusunun insana pozitif enerji kaynağı olduğu, bir vakıa.

İşte, buna örnek bir başarı hikâyesi:

Bir zamanların çok başarılı iş adamı, işi bozulduğu için bunalmış bir hâldeydi. Bir taraftan alacaklılar, diğer taraftan da ödeme bekleyenler çalışanlar çok sıkıştırmıştı.

Nefes almak için parka gitti.

Başı elleri arasında düşünürken, önünde, yaşlı bir adam belirdi.

“Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden şeyi benimle paylaşmak ister misin?” dedi. Anlattıklarını dinledikten sonra iş adamına,

“Sana yardım edebilirim” dedi. Cebinden çıkardığı çek defterinden bir yaprak yazıp, uzatırken;

“Bu para, senin! Bir yıl sonra burada buluştuğumuzda borcunu ödersin” dedi ve yaşlı adam, geldiği gibi gözden kayboldu.

Çekte 500 bin dolar yazıyor ve imza, -o gün itibariyle- dünyanın en zengin adamı John Rockefeller’e aitti.

İş adamı, “Bununla bütün borçlarımı ödeyebilirim” diye düşündü. Ama bu değerli çeki kullanmaktan vazgeçip, kasasına koydu. Bunun verdiği güven ve iyimserlikle moral buldu; işine dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden, bütün işleri değerlendirmeye başladı.

İyi yapılan işler, yenilerini doğurdu ve işlerini yeniden yoluna koymaya başladı.

Bir yıl boyunca çalıştı durdu.

Borçlarını ödediği gibi, para sahibi olmaya bile başlamıştı.

Bir yılın sonunda, aynı parkta, kararlaştırılan saate elinde kullanılmamış çekle beklemeye başladı.

Tam zamanında yaşlı adamın kendisine doğru geldiğini gördü. Ona çeki verip, yaşadıklarını anlatacaktı ki, bir hemşire koşarak geldi ve yaşlı adamı yakaladı. Hemşire;

“Onu bulduğuma sevindim. Umarım sizi rahatsız etmemiştir” dedi. “Çünkü bu bey, sürekli olarak huzurevinden kaçıp bu parka geliyor. Herkese, kendisinin John Rockefeller olduğunu söylüyor” diye ekledi.

Hemşire yaşlı adamın koluna girip, onunla birlikte uzaklaştı.

İş adamı, şaşkın bir şekilde öylece durdu, kaldı.

Sanki donmuştu!

Bütün yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı.

Birden, hayatının akışını değiştiren şeyin para olmadığını; özgüvenin ve kararlılığın itici bir enerji olduğunu; Yusuf Has Hacib’in, “Ne kadar güvenilir, doğru ve dürüst bir insan bulsan bile, bil ki, senin için en güvenilir ve doğru kimse yine sensin” sözüyle anlatmak istediğini fark etti.  

İşi gücü, parayı pulu; her şeyi sebepler tahtında ihsan eden, O.

Tedbirini görmek, sebat edip güvenmek de, insanlara kalıyor.

Okunma Sayısı: 833
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı