"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kuş kapanı

Ali Rıza AYDIN
08 Şubat 2018, Perşembe
Şimdilerde varlığına hasret kaldığımız karın çok yağdığı kış günlerinde canlılar için, özellikle, kuşlar için hayatta kalmak zorlaşır; her biri kendine, birkaç dane de olsa bir şeyler bulma çabasına girerlerdi.

İşte, böyle zamanlarda meraklı çocuklar ya da haylaz gençler karı kürüyüp, toprağı görünür hâle getirdikleri küçük bir parça yere kalbur kapanı kurarlardı.

Altına bir avuç yem serpilen kalburu meyilli bir şekilde toprağa koyar, ayakta kalması için de önüne bir dal, bir çubuk parçası dayar; ona bağladıkları uzunca bir ip ile de kapanın kontrolünü ellerinde tutarlardı. Kuş yeme geldiği, kalburun altına girdiği zaman ip çekilir, kalbur kapanır ve kapan, görevini görmüş olurdu.

Sonrası malûm...

O, dündü.

Bugün ise, gerçi ne doğru dürüst kar var ne de kalbur, ama kurulu kapan o kadar çok ki… Hem de bu kapanlar kuşa değil, insana.

O günkü o yem, kandırılan kuşların hayatına mal oluyordu; bugün ise, kanan insanların hayatına… Ya da parasına-puluna, kıymetlerine…

Bir vatandaş, sosyal medya sayfasına, “Raflar domuz eti dolu” diye bir cümle yazmış.

Düşündüm.

Evet, zahiren, hınzırın eti raflarda değil, ama ondan elde edilen ve adına “jelâtin” denen katkı maddesiyle imal edilmiş yüzlerce ürün; bilhassa çocukların çok sevdiği yumuşak şekerlemeler, abur cuburlar raflarda.

Sırf kazanma uğruna, insan sağlığına katkı sağladığı lanse edilen, ama ne yazık ki, sağlığımızı elimizden alan yüzlerce ilâç raflarda.

Ahlâkı zîr ü zeber eden diziler, filmler, yarışma programları, evlendirme programları ve subliminal mesaj gizlenmiş çocuk filmleri ekranlarda.

Yüzümüze tebessüm eden, fakat ne yazık ki, kimyasıyla oynandığı için sağlığımızı tehdit eden ve dolayısıyla, bizim de genetiğimizi bozan GDO’lu tohumlarla üretilmiş o canım sebzeler, meyveler; zararlı katkı maddesi ihtiva ettiği hâlde masum zannettiğimiz et ürünü, süt ürünü ve sair birçok gıda maddesi tezgâhlarda.

Gizli-açık birçok noktadaki baz istasyonlarının; cebimizdeki ve evimizdeki cihazların yaydığı radyasyon, beynimizin içinde.

İnsanların fikrî dokusunu alt üst eden pek çok basılı yayın, raflarda.

Özgürlük teranesiyle karşı cins gençlerin kural dışı, ahlâk dışı arkadaşlık manzaraları ise, ortalıkta!

Bunlar, birer “kapan”; insana kurulmuş “bubi tuzağı” değilse, nedir?

Bütün bunlar, dört mevsimlik kapanlar.

Atalar, “Kork, Allah’tan korkmayandan.” demişler.

Ne de doğru söylemişler.

Öyle ya, Allah korkusu olmayana her şey mübah (!) sayılır.

Analar, babalar, atalar; ahâlinin dizginini ellerinde tutanlar!

Gelin, kapana kapılmayın ve dahi çoluk-çocuk, bizleri de kaptırmayın.

Zira, hayat pahalı!..

Okunma Sayısı: 1164
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı