"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Minberlerin ahvali

Ali Rıza AYDIN
01 Aralık 2016, Perşembe
Sözlükte “yüksek yer” mânâsına gelen minber, dinî ıstılâhta, camilerde imam-hatiplerin Cuma ve Bayram hutbelerini okudukları basamakla çıkılan yüksek yere denir.

Peygamber Efendimiz (asm), ilk önceleri bir hurma kütüğü üzerine çıkarak;  bir zaman sonra bizzat Resûlullah’ın (asm) isteği veya ashabın, cemaatin kalabalıklaştığını ve arkadakilerin hutbe okurken onu göremediklerini bildirmeleri üzerine, bir kaç basamaklı bir minber yapılarak mescide yerleştirildi ve Efendimiz (asm) bunun üzerine çıkarak hutbe okudu.1

O günden bugüne her caminin ağaçtan, mermerden, taştan yapılmış, çeşitli desen ve san’at-ı nefise ile tezyin edilmiş minberleri vardır. Hadislerde belirtildiğine göre minber kelimesinin bir başka mânâsı da, “Allah için birbirini sevenlerin, âdil olanların ve cömertlerin nurdan minberler üzerinde oturacakları”2 şeklinde ifade edilmiştir.

Cuma namazının geçerli olmasının şartlarından biri de, farz olan Cuma namazından önce hutbe okumaktır.

“Hutbe makamı ise, ahkâm-ı İlâhiyenin (İlâhî hükümlerin / Allah’ın emirlerinin) tebliği için ittihaz edilmiş bir makamdır.”3

Hutbe, bayramlarda, öğüt ve o vakte dair gerekli şeylerin, malûmatların anlatılıp öğretilmesinden ibarettir. Ama Cuma hutbesi, Cuma namazının bir bölümüdür. Yani, Cumanın hutbesi de, Cuma namazı gibi farzdır.

Ebu Burde’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifde Efendimiz (asm); “Duâların kabul olduğu vakit, imamın minbere oturduğu zaman ile namazı bitirinceye kadar geçen zamandır”4 buyruluyor. Öyle olunca, içinde icabet saatinin bulunduğu bu değerli zaman dilimi zaruret harici bilgi ve malûmatla israf edilmemeli, maksadının dışındaki konularla cemaatin zihni müşevveş hâle getirilmemeli; çeşitli ilânatlar, yardım toplama duyuruları, aktüalite ile ilgili uzun uzun yorumlar yapılmamalı; hutbenin maksadı ve ciddiyeti muhafaza edilmeli.

Çünkü minber ilân tahtası değil, Allah’ın emirlerinin tebliğ edildiği hutbe makamıdır.

Yine, minberler vaaz kürsüsü olmadığına göre hutbe, uzatılmamalı; lüzumu miktarınca olmalı. Özellikle kış mevsiminde, hutbenin uzun tutulmasının mekruh olduğu ifade edilmektedir.

Cemaati bıktırmamak gerekir

Camiye, cemaate yeni gelmiş olanlar olabilir; görülecek acele işi olanlar olabilir; abdesti sıkışanlar olabilir, sağlık problemleri olanlar, yolcu olanlar olabilir. Bu itibarla, cemaati camide fazla tutmak, Cuma namazlarına devamlarına engel olabilir. Zaten hutbeyi uzatmamanın sünnet olduğunu bilen hatiplerimiz, bu hususlara azamî derecede itina göstereceklerdir.

Umulur ki, DİB İrşad Dairesi, hutbe metni hazırlarken bu hususu göz önünde bulundururlar ve imam-hatiplerimiz de uygulama da buna itina gösterirler.

Âhir kelâm:

Ashab-ı Kiramdan Câbir bin Semüre rivayet ediyor: “Peygamber Efendimizin (asm) namazı da, hutbesi de orta bir hâlde idi. Çok kısa ve çok uzun olmaktan beri idi.”5

Dipnotlar:

1- Buhârî, Cuma, 26.

2- Tirmizî, Zühd, 53; Müslim, İmâre, 18.

3- Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye, 78.

4- Vehbe Zuhaylî, 2: 368 (Sübülü’s-Selâm, 2: 54).

5- Nesâî, Cuma 31.

Okunma Sayısı: 758
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı