"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şehr-i sıyam, merhaba!

Ali Rıza AYDIN
17 Mayıs 2018, Perşembe 00:18
Rabb-i Rahimimize kâinattaki bütün zerrat adedince hamd ü senalar olsun ki, bizi, bir Ramazan-ı Şerif nimetine daha kavuşturdu.

Bir seyelan içinde devam eden hayat; hayat içinde, vuku bulan memat buna imkân vermeyebilir, ahiret yurduna irtihal eden her fâni gibi biz de bu günlere erişemeyebilirdik.

Ama Lütfeyledi, eriştik.

Madem öyle; nimet, şükür ister. Şükür ise: Yaradan’a taattir.

İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç da taatimizden; İslâm’ın beş şartından biri ve birincilerindendir. Hem, İslâm’a alem olmuş ibadetlerin büyüklerindendir.

Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Ey iman edenler! Oruç sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı”1 hitabından sonra: “Umulur ki korunursunuz” buyurarak haramlardan, günahlardan; nefsin çirkin isteklerinden uzak kalmak suretiyle, bunların, âhiret hayatımızı mahvetmelerine karşı korunmamız; bununla birlikte, Allah’ın hoşuna gitmeyecek her türlü davranıştan kaçınmamız gerektiğini dikkate vermektedir.

Bu mananın idrakinde olan her mü’min için, oruç, paratoner olmalı.

Hazreti Peygamberimiz (asm): “Nice oruç tutan vardır ki, orucundan susuzluk çekme ve açlıktan başka bir kazancı yoktur”2 buyurmaktadır.

Oruç, sembolik bir aç kalma hâli değil, bütün lâtifelerin itaate sevk edildiği ve semeratı, yani mükâfatını ise Allah’ın (cc), “Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim”3 buyurarak ehemmiyetine dikkat çektiği yüksek bir emr-i İlâhidir.

“Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mâl (yapılan hayırlı işlerin sevabı), bire bindir.”4   

Öyle olunca, bu ayın gündüzünü ve gecesini değerlendirmek; dilimizi Kur’ân tilâvetiyle, Cenâb-ı Hakk’ı tesbih etmekle, Peygamber Efendimize (asm) salâvat getirmekle; tövbe ve istiğfarla meşgul etmeliyiz.

İçinde, seksen küsûr senelik bir ömre denk sevaba vesile olan Leyle-i Kadrin bulunduğu Ramazan’da bütün duygu ve lâtifelere oruç tutturarak, âdeta melekler mertebesine çıkmanın gayretinde olmak gerekir.

Açlık susuzluk demeden her türlü zahmete tahammül edip, nefsin isteklerini reddedip, canı gönülden gelen samimî bir niyet ile oruç tutan ve hayırlı işler yapan mü’minler, övülmüştür.

Bu ay, hâsılatın toplamanın zamanı!

Rabbim, haramlardan sakınıp, sâlih amel işlemede; Ramazan ayının feyiz ve bereketinden istifade etmede cümlemizi muvaffak eylesin.

Bilvesile, Ramazan-ı Şerifiniz mübârek olsun.

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi, 183.

2- Munzirî, Terğîb, 2: 144.

3- Müslim, Sıyam, 30.

4- Said Nursî, Mektubat, 390.

Okunma Sayısı: 1267
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı