"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni bir yıl başlarken

Ali Rıza AYDIN
04 Ocak 2018, Perşembe
Sene de tükeniyor, biz de tükeniyoruz. Sür’atle dönen zaman çarkına kapılmamak ne mümkün?

Mesele, doğru yolda yürüyüp, heder olup gitmemek!

Bediüzzaman’ın, “Şu güzerân-ı hayat, bir uykudur; bir rüyâ gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider” (Sözler, 193) dediği gibi koca bir yıl, uzun bır yol aşıldı; zamanla sınırlı insan ömrünün 365 günü “dün” oldu. Kazanmışsak ne âlâ; aksi hâlde heba ettik, kül oldu.

Bir öncesi, halk nezdinde geçen bir yılın; bir sonrası ise, Hakk’ın hatırı için malı mülkü, evi barkı ve vatanı hiç tereddüt etmeden arkada bırakarak yollara düşmenin, yani Hicretin sene-i devriyesi idi.

Yeni yıl, yenilmenin değil, yenilenmenin yılı olursa nûrun alâ nûr olur; değil ise onca gayret yere düşer, pul olur.

Her esnaf, her biten yılın sonunda, “Acaba yolun neresindeyim, zarar mı var kâr mı var?” düşüncesiyle işinin gücünün, malının mülkünün envanterini çıkarır; elde olan neyi var, bunu görmek ister. Geride bırakılan bir faaliyet yılının muhasebesini yapar, bu envanter üzerinde.

Bunu, yani hesabını bilmesi gerekir tüccar, bilmek zorundadır.

Çünkü geçen yılın envanteri, gelecek yılın yol haritası olacaktır ona.

Bırakalım esnaflığı, tüccarlığı; aklı başında olan hangi insan cebindeki paranın nereye sarf edildiğini, ne kadarının kaldığını bilmek istemez ki?

Akıl, izan bunu gerektirir.

Bu işin mal mülk, madde ile alâkalı ciheti.

Peygamberimizin (asm), “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” hadisini her an hatırında tutan Hz. Ömer, bu maksatla, her gün kendisine “Ey Ömer, bugün Allah için ne yaptın?” diye sorarmış.

Büyük mutasavvıf Şibli Hazretleri de, Bağdat halkına yaptığı her konuşmasına, her vaazına bu hadis-i şerifin manasıyla başlar;

“Ömründen bir seneyi daha tüketerek varacakları sona biraz daha yaklaşan ahiret yolcuları! Yaklaştığınız yerde hesaba çekilmeden önce burada kendinizi hesaba çekin!” dermiş.

Bizim de bu soruyu nefsimize sık sık sormamız lâzım, ama sormadık, soramadık. Hiç değilse arada bir, ayda bir; hele hele yılda bir sormak, insan olarak bize lütfedilmiş ömrümüzün bir yılının şöyle bir envanterine göz atmak; kârına zararına bakmak gerekmez mi?

Biz bakmazsak, elbet bakan Biri var!

İhsan-ı İlâhî olan insan aklının, bilgisinin mahsulü bilgisayarın yaptığı işlemleri hafızasına kaydettiğini bilir de, Hâlık-ı Rahîm’in, yarattığı kullarının her amelini, davranışını kaydettiğini; kaydetmezse, hilkat-i âlem için yapılan bunca masrafın boşa gideceğini bilmez mi insan?

 Zira “İnsan, ipi boğazına sarılıp, istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır. Belki, bütün amellerinin sûretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri muhasebe için zaptedilir.” (Sözler, 75)

Yeni bir yıla girdik.

Yeni takvimden üç yaprak kopardık. Bugün ise, dördüncüsü duvarda… Zaman ne kadar çabuk geçiyor değil mi?

Hesabın, hesabını yapmak lâzım.

Kaybedecek vakit yok!

Okunma Sayısı: 683
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı