"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dilencinin mendili

Armağan Bahtiyar
16 Haziran 2017, Cuma
Bitmez tükenmez bir dilenciliğim var benim.

Açlığım, ihtiyaçlarım gözlerimin içine bakıyor; bense âcizliğimi anlamaktan âciz! Sermişim mendilimi ki... çevresi, her yanı gözyaşı (işlemeli.) İhtiyaçlarım bir çığlık bu mendilde... Bu mendil benim bayrağım! Her dalgalanışı rüzgârda, her bekleyişi rüzgârsız... beni anlatıyor; yeniden anlatıyor! Benim gibi âcizler doyuramaz beni… Benim gibi fakirler dolduramaz mendilimi; onlar da benim gibi... Gölgesine sığındığım ağaç da dilenci! Yapraksız kalır yaprak dilenir; topraksız kalır toprak... Temmuz sıcağında o da serinlik dilenir.

“Açmışlar” nazikten, ipekten, âcizlikten ellerini… Renk renk, koku koku yalvarırlar.  Gülün, gelinciğin ellerine bak, hele! Âcizliklerini kabul ettikleri için böylesine ince güzellikler giydirilmiş üstlerine.   

***

Bir anne nasıl titrer çocuğuna… Ateşten uzak eyler; bilirsin, değil mi? Eli yansa çocuğun... anneler “yangın” olur. Dört döner etrafında. Anneler böyle!  Annelere, o “yangın” şefkati veren Padişah, kendisinden dilenen yaprak da olsa ilgileniyor, demek ki… Yaprağın titreyişi duâ oluyor. Bir yaz sıcağında iyi dinle yaprakların hem hemeli duâsını… duyarsın.

***

Ben de yanıyorum ihtiyaçlarımın cenderesinde, hapsinde, hepsinde… Bir bardak suya da ihtiyacım var, bir çardak altına da… 

***

Evet, “çok” olduğumun farkındayım da… Dağlarca’nın dağlarca söylediği bir duâ dâveti var. Çok sevdim bu seslenişi. 

Şair işi inceliklerden: “Ellerin çirkinleşmeden duâ et!” diyen. 

Ben de elimi çabuk tutmalıyım. Benim, ellerim mendil; açmalıyım, hep açmalıyım; dilenciye yakışanı yapmalıyım. 

***   

Ah, ihtiyaçlarımla her an bir değil; hem de çok öldüğümün farkındayım. Her arzum bir çığlık... içiciğimde, köşeciğinde kalbimin… Sık sık -mecazî/ hicazî makamlardaki- aşklara düşüşüm de -ve oracığa düşüşüm de-  bu ihtiyaçlarımın hep artmasından, “arat”masından… 

Elimin kısa mı kısa, omuzlarımın zayıf mı zayıf olduğunu anladığımda  -tuhaftır- rahatlıyorum. Bu tuhaflığı anladığımda insanlığım başlıyor. Her türlü açlığıma cevap vereni buluyorum o zaman. O zaman kendimden geçiyor; o zaman kendime geliyorum. Ve yolculuk başlıyor. 

***

Elimde değil; benim elime “Sonsuz İhtiyaç Listesi” tutuşturulmuş. İyi ki tutuşturulmuş. Yoksa hiçbir şey isteyemezdim. Şimdi, açlığımı seviyorum, çöl/lerce susuzluğumu, bazen günlerce yalnızlığımı...

Cahit gibi: “Gittikçe artıyor yalnızlığım!” demem. Fâni yalnızlığımın, sonsuz kapıları araladığını -daha bir- görürüm; hele o demlerde... 

***

Zaten beni kimler terk etmedi ki… Annem “bile” bir veda eylemeden… Bir gün… Sabaha karşı… öyle bir gitti ki… “Niye anne?” diyemedim. Hem desem de… Şimdi ben dilenmeyeyim de kim/ler dilensin…

***

Ey, sen, beni bilen/im!  

Ne zaman çağırsam gelenim; hattâ ben dilenmeyi unuttuğumda soframa, mevsimlere türlü çeşitli, renkli… ah, neleri, neleri… önüme önüme sürenim, serenim! 

Senin dilencin olmak ne büyük şeref benim için! Dilenmek “dile”mekten gelir. “Dile, benden, ne dilersen…” sözünün sonsuz cevabı, karşılığı sende. En iyi dilenci senin kapına gelendir.

***

İşte, sonsuz ihtiyaçlarım… Açlığım, susuzluğum, şusuzluğum busuzluğum…               

İşte, çevresi, içi dışı, işi… ihtiyaç dolu mendilim, işte! Ucu bucağı görünmezinden bir mendilim var, benim. Ben kendim lime lime mendilim, yaa! Her yanım mis gibi fu/karalık kokuyor. Saklayabilir miyim bu kokuyu! Saklayabilir miyim içimdeki sonsuz ümidi ve bir o kadar da korkuyu! Saklayabilir miyim!   Bütün deliller benim dilenci olduğumu gösteriyor. Her hâlim anlatıyor hâlsiz mecalsizliğimi…  

***

Mendilim hiç boş kalmıyor; dolasıya/tepeleme ihtiyaç dolu. Yarım kalan aşklarım var en çok da içinde… Ama bu “aşkların aşkı” sensin. Senden aşk, senden sonsuz sevilmek dileniyorum;  kapındayım. Benim gibi, dilencileri başından savmak için türlü oyunlar yapmazsın sen. Biliyorum. Hem ben versem gururlanırım; vermesem bi’ tuhaf olurum.

***

Senin bitmez tükenmez gücünü düşününce rahatlıyorum. Ben ki güçsüzlerin güçsüzüyüm… Dertlilerin dertlisi… 

Bir de anlaşılmaz oluyorum kendi kendime! Meselâ: “Bahar nasıl geliyor?” diye merak etmiyorum da:  “Ölünce, beni, kim uyandıracak?” diye dert ediniyorum. Düşündüğüm şeye bak! Bana ne, toprak altında yatıp kalmaktan. Hiç yoktan beni gönderenin işi  beni tekrar diriltmek. “Zor”luk benim için… Benimki de soru sanki… Ben ellerimi açmayı bilirim. Benim ellerim hep açık, hep dilenci eli benim elim. Senden: “Beni, sonsuz  baharında/Cennetinde uyandır.” diye dilenir/dillenirim. Bu usanmaz dilen/i/ciye baharı gönderen sensin; sonsuz baharı da atarsın mendilime; bozuk para atar gibi. Öyle bir kaparım  ki ben o “p/ara”yı… Öyle bir “koparım” ki o an… öyle! Çığlıklarıma âlem şahit olur.       

***

Ben iyi bir “duâ dilencisi”yim. Dostlarım da duysun da… Ah, lime mendilime, bu, “en dil/im/e” atabildikleri kadar duâ atsınlar.  

***

Sultanım!

Benden bu “benlik” denilen kendini beğenmişliği al! Bende öyle cehalet var ki… Ne olur mendilime ilminden ilim atıver. Nice bir diploma var ellerimde de… ne işe yararlar; bilmem. Bitip tükenmez fukaralık bendeki…  

***

Bana güzel bakışlar  baktırıver… Bu, gözlerimden okunuyor zaten: sonsuz açlığım, muhtaçlığım… 

Yalan bilmez ki gözler/im. Ben senin dilenicinim. Ben sonsuz fakirliğin sultanıyım; sen sonsuz zenginliğin sultanısın. Sultanlar sultanısın. Bunca âlemi, bunca zenginliği, bunca nefesleri bu kısacık yerde mendilime atan sensin. Sonsuz güzelliklerini benim akıl terazim tartamaz.  

Ben dilenciye dilenci demem; elini sonsuz sultana açmayınca… 

Ben de elimi çabuk tutmalıyım. Benim, ellerim mendil; açmalıyım, hep açmalıyım; dilenciye yakışanı yapmalıyım. Hani, taş yerinde ağır ya… O sonsuz sultan; ben sonsuz dilenci.... yerimi bilmeliyim.

Okunma Sayısı: 1306
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hayrettin HUYUT

    16.06.2017 09:53:00

    Eminim sizin bu halinizi gören Ganiy-i Mutlak sahibi mendilinizi matlubunuza uygun şekilde fazlasıyla doldurmuştur. Bizlerin de hissedar olması niyazıyla. Tebrikler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı