"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fatih’ini bekleyen İstanbul

Armağan Bahtiyar
20 Ekim 2017, Cuma
İstanbul’un tam İstanbul yerlerinden bir yerdeyim.

Ben bilmem! Anlat, deseniz; zor. İstanbul bu kadar mı İstanbul yine! İstanbul’u “İstanbul” olmadan anlatamazsınız. Koluna girmeden, huyuna suyuna gitmeden asla! Bugün çöl sıcağı... derken rahmet... Şimşekler, gök gürültüleri ve İstanbul’un yine şiir hallerinden bir hal rahmet senfonisi... Dinle, seyret, hisset, hırslarını gemle, kendini yenile ve git yağmura tut kendini endişen, ateşin varsa; İstanbul’a tut kendini! Bu tefekkür halini görenler sana imrenecek. Karışma dünyanın dolaşık işlerine! İstanbul’daysan İstanbul’u ihmal etme.

*

İstanbul...

Yağmalanan bir hazine...

*

İstanbul’un silüetine yüksek binaları musallat edenler İstanbul’u seviyor olabilir mi! Maksadım birilerini tenkit de değil... Gördüklerimi paylaşmak... İstanbul’un hiç değilse gönlünü almak... Bak; seni sevenler de var, demek... O kadar ha! İstanbul’u sevmek bizimkisi; suç mu?!

*

“İstanbul’u sevmezse gönül; aşkı ne anlar!” diyen Yahya Kemal İstanbulluysa; biz bu şehri yağmalayanlar (olarak) nereliyiz?!...

*

Ezanlar isim oluyor İstanbul’a.

Karanlığın ilk abdesti sabah ezanları...

Bir ürperiyor önce şehir yeniden doğuyor.

*

Karacaahmet diye çok sakin bir dünya var; koşuşturan İstanbul’un ortasında. Bazen terk edin şehri, hırslarınızı da buralara gelin.

*

Lütfen İstanbul’u kendi haline bırakın. Park da yapmayın, bina da... Burası bildiğiniz şehirlerden değil... Adım başı vakıfla karşılaşırsınız. Vakıflar amacı dışında kullanılamaz. Sorun bakalım; kullananlar n’olmuş! İstanbul bu; öcünü alır! Siz bilirsiniz.

*

İstanbul’un yolları yolunu şaşırdı. Ömrümüz; iki üç sene falan tüneli, beş on sene raylı sistemi, köprüyü, geçiti bekle ile geçiyor. Ömür kaç sene?!...  Bu biraz; üç odalı evi beş odaya çevirmeye benzer. Bunca masrafa İstanbul’un yarısını Anadolu’ya taşırdınız. İstanbulu doldurup taşırdınız! Ne İstanbul kaldı yerinde ne Anadolu... İstanbul bir gün işgalcilerini fethetse!

*

Birisi: “İstanbul ölmedi!” desin;

Kâbus görmüş olayım.

*

İstanbul nereye gider?

Ben İstanbul’u severim.

İstanbul’u nefessiz bırakanlar da seviyor.

Yahya Kemal de sever İstanbul’u, Tanpınar da...

Sevgi var güldürür; sevgi var öldürür.

*

İstanbul nefes almasın diye...

Nefes almasın diye İstanbul...

Almasın diye nefes İstanbul...

Niye almasın İstanbul nefes?!...

Dayanılır güzellik değil de ondan; kıskanılır.

Kıskandılar; silüeti betonlara karıştı.

Sır değil artık; herkes biliyor.

Tarih, tabiat, estetik ne varsa...

İnşaat... inşâ hat... inşahalt...

Musallat olduk İstanbul’a musallat.

Ölüme terk edilen bu şehre...

Bakmaya kıyılamaz bu güzele...

Kıydılar, dadandılar, abandılar.

Şeey... heeey... ne bu ne?!...

İşte böyle mirim; bunu der bunu bellerim:

“Kimi fetheder İstanbul’u kimi berbat eder.

Bilmem; İstanbul böyle nereye gider?!...

*

İstanbul... öğle ezanları...

İşi gücü bıraksa işsiz dünya, bu sese verse kendini.

Serseri telâşlar bitse!

*

İstanbul... 2T: Bir yanı [tarih...], bir yanı [tabiat...]

Öyle kaynaşmış ki ikisi; âşık gibi...

Ah İstanbul! Aşksızların elinde yaralı bir martı...

*

İstanbul ah! Hiç beklemediğin bir adrese geldin yani kendini kaybettiğin bir yere... Haydi, koydunsa bul kendini. Fatih gelse; bulabilir mi seni?!

Okunma Sayısı: 767
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı