"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gençlerden mektup bekliyorum

Armağan Bahtiyar
07 Aralık 2018, Cuma
Anlaşıldı: Kitaba geri dönülecek.

Son yıllarda gördüğüm şu ki gençler okuyor. Çoğu “el” yordamıyla okuyor. Okuyup kaybolan da var; kendini bulan da... Ciddî bir rehbere ihtiyaç olduğu açık... Kitap seçimi ayrı ve önemli elbette... Bu bahs-i diğer...

Bu akılsız âletlerin bunca saldırısına rağmen gençler okuyor. Yani okulların veremediğini kitaplardan alacaklarını bilip uyananlar az değil...

Finlandiya’da 2020’de okullarda dersler kalkıyormuş. Son günlerin sevindirici haberlerinden bir haber bu... 

Adamlar geri kalmak ister mi! Öyle ya... Niye oyalansınlar! Artık bilgiye ulaşmak bir tık’a bakıyor. Öğretmeni, öğrenciyi, veliyi, devleti niye yorsunlar! Paralarını boşa niye harcasınlar! Kaldı ki gelir seviyeleri çok yüksek ülkeler içinde... Bizim ki onların yanında devede kulak... Olsun; öyle devam etsin, diyebilirler. İbnüzzaman olmak böyle bir şey...

Öğretmen ne söyleyecek ki böyle bir zamanda?! Bilgiyi nerden, nasıl alacağız, nasıl ayıklayacağız, bunları hayatla nasıl buluşturacağız gibi sorular cevap arıyor artık.

Okullar o “bildiğimiz” klâsik işini çoktan tamamladı. Bu eskimiş usûlde ısrar etmenin gereksizliğini zaten eğitimde önde olan ülkelerden biri anlamış ve tedricen bu işten vazgeçiyor. Bizse işe yaramaz eşyaların ortalığı istilâ ettiğini göre göre kâh yanlarından geçerek kâh onlara çarpa çarpa “yolumuza” devam ediyoruz.

Çağın daha doğrusu zamanın dilini okuyamazsak hayata tutunamayız. Anlamak mümkün değil... Neyi? Dünyanın baş döndürücü hızla döndürüldüğünü yani bu düğünü görmemek gibi bir lüksümüz olamaz. Bu düğüne gözümüzü kapamak, kulağımızı tıkamak özel derslerden, kurslardan sonra ancak mümkün olsa gerek!

Her köşede okul açmak eğitim olamaz. Her köşede hastane, eczane var; hastalıklar azaldı mı; arttı. Şaka gibi, ama gerçek... Her köşede atölye açılabilir. 

Tiyatro olabilir. Unutulan, unutulmaya yüz tutmuş meslekler neden uyandırılmaz? Bir bilen var mı? Her şehrin, her mahallenin ihtiyacı farklı farklıdır. Meslek liseleri fabrikaların yanına neden kurulmaz. Şehrin ortasında ne işi var!

Gel gör ki biz inşaata daldık hemen çok şeyi unuttuk. Betonda, asfaltta, kaldırımda kaybolduk. Bu yıkık dökük sokakları aşıp bir yere gidemeyiz. Dağların taşı, mermeri şehre indi. Ağaçlar, kurtlar, kuşlar yerinden yurdundan edildi.

Çok başka şeyler yapılabilirdi. Ve hâlâ yapılabilir. Sadece diploma verip göndermek yerine; kabiliyetleri dağlarda, ormanlarda, çay ve fındık bahçelerinde donatamaz mıyız! Bu gençlere burada iş var. İş böyleyken bu lise ve imam hatip furyasının bir izahı var mı!

Gençlerden ümitliyim. 

Pırıl pırıllar... Onlarla ne zaman bir araya gelsem; bir anda genç ve dinç oluyorum. Bunların ideallerini, hayallerini, ümitlerini, iri ve diri bakışlarını, kıpır kıpır hallerini, pır pır kalplerini, sorularını, hayretlerini, hep yeni hallerini küllemeyelim, susturmayalım. 

Üzülüyorum. Beyin göçü sizleri de üzmüyor mu? On binlerce gencimiz dışarıda... Gitsinler, diyeceksiniz. Gitsinler de... oradan ilimle, fenle dönsünler. Fakat dönmüyorlar. 

Altmışlı yıllarda çocuktum. 

Bir akrabamızın Almanya’ya gideceğini duyunca çocuk çocuk üzüldüğümü hatırlıyorum. Gitti. Saçları uzuncaydı. Saz çalardı. Necati Amca derdik. Daha sonra kendisini gördüğümü hatırlamıyorum. Ömrünü orada bitirdi. Hanımı Şükran Ame de geçenlerde vefat etti. Akraba hasretiyle yana yana yaşadı. Gözü hep yaşlıydı. 

Niye anlatıyorum bunları? Bir zaman bilek gücümüzü daha sonra da beyin gücümüzü başkalarına kaptırdık, kaptırıyoruz.

Artık şu ateşli nutukları bırakalım. Sen dedin, ben dedim... bitsin. Eski defterleri karıştırmayalım. Müflis tüccar yumurta tartar ya... Yaraları saralım; deşmeyelim. 

Ülkemiz beş yüz milyonu besler. Meselâ şu GAP’ı bitirelim. İşsizler ne güne bekliyor! 

Gençlerimiz lise, üniversite biter bitmez soluğu Amerika’da, İngiltere’de almasın. Dahası üstün zekâlı kaymak tabakası beyinleri teker teker adreslerine kadar gelip olmadık imkânlarla ikna edip götürmesinler. 

Bu memleket bizim. 

Bayrağımız, dünyanın her yerinden dalga dalga görünsün istiyor muyuz? Elbette...  Öyleyse her gencimizin bir hazine olduğunu dışardakilerden önce biz bileceğiz. 

Haydi benim nesil, kavgalı gürültülü zamanlardan geliyor. Biz kayıp bir nesiliz... Ya şimdiki/ler için bahanemiz ne! Gençler okuyor, arıyor, soruyor. Burada cevabını bulamayınca, ekranlarda ateşli amcaların aynı şeyleri tekrar ettiğini görünce dünya haritasını önüne koyuyor. Gidecek yer yurt arıyor. Bunun şakaya gelir yanı yok.

Milyonu aşkın işsiz gencimiz var. Taşı sıksalar suyunu çıkarırlar. Bir arayış içindeler. Cepleri delik... Gönülleri kırık... Gözleri çakmak çakmak yanıyor. Ve dürüst çocuklar... Onları görünce kendimi gizliyorum. Öylesine açık kalpliler... Bunlara kıyamayız. Bunları görmezden gelemeyiz.

Oğlum diyor ki; oralarda insana değer veriyorlar, bunları yazıyorsun da seni kim duyar! Bilmem; ben derdimi yazdım. Belki dert edinen birileri çıkar. Derdini söylemeyen derman bulamaz. Gençlerin derdi benim de derdim... Onlar gülerse; biz güleceğiz. Gençleri konuşturalım. Bakın neler söyleyecekler. Bu bir milyon işsiz gencimiz var ya... iki yılda ülkemizi kendileri gibi pırıl pırıl yapar.

Genç, lügâtte “hazine” demek... Elimizde fazlasıyla var. Bu hazineler daha çok “hazin” olmadan işe kolay bir yerinden başlayalım. Bir merhaba diyelim bunlara. Ellerinde ne var; görelim. Dillerinde, gönüllerinde ne varsa bi’ duyalım. Onlarla hemhâl olalım. Bunlardan birer mektup alalım. Kadim mektuplardan... Elli-yüz kelimelik ha! Başlığı da: “Derdini Söyle!” olsun.

Okunma Sayısı: 753
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı