"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kaçırılan bir şey: Hürriyet

Armağan Bahtiyar
13 Nisan 2018, Cuma
Sait Faik: “İnsandan ne saklanıyor?” diye şahane bir soruyu toplumun her kademesine gönderir.

Bu soru cevabını bulmuş değil. 

Ve bir şeyler sürekli kaçırılıyor aklımızdan, kalbimizden, gözümüzün önünden. 

Birileri birilerinden üstün mü? Üstünleri tarih tan/ıt/ır. Tarihin böyle bir yönü var. Hadiseleri, şahısları, dünü bir ayna gibi önünüze kor. Yani bir şeyleri kaçırdığınızı ve insanlığı aldattığınızı sansanız da... sadece sanmış olursunuz. Tarihin gözü üstünüzdedir.

Bu aralar muhabbetin hastalandığını görüyorum. Ve şûrâ yani başkasının görüşüne değer verme de çok zayıfladı. Şûrâdan kaçmak; kaçırmayı da beraberinde getirir.

Ortalık gergin bir havaya bürünebilir. Gerginlik hem kişiye hem topluma iyi gelmez. Hastalık işareti... İfrat-tefrit arası savruluyoruz. Sükûnete ihtiyacımız var. 

Paylaşamadığımız bir şey mi var. Bu ülke herkese yeter. Denizi, havası, dağı, ekmeği, zeytini bol bir ülke... Neyi, kimden ve neden kaçırıyoruz?

Sevgi dağıtan Mevlânâ, Yunus torunlarına da sevgi yaraşır. Bırakın dünya bizi merak etsin. Burada sevgi denizi var, desin. Gelsinler de o denizde huzurlanıp nurlanıp gitsinler. Kötü mü olur! 

Uhuvvet Risalesi niçin yazıldı? El ele tutuşalım diye... 

Bir gün bir arkadaşımla şükür bahsini okuduk. İkimiz de hayretlerde kaldık. Böylesine insanla doğrudan ilgili konuları bırakıp neleri tartışıyoruz diye hayıflandık. (Birileri bizden bir şeyleri kaçırırken; biz de işte böyle şeyleri dünyanın gürültüsü içinde kaçırıyoruz.)

Çok afâkî meseleler hayatımızı alt üst etti. Dönebiliriz. Sakinleşebiliriz. Vakit var. Yeni nesilleri olsun kaybetmeden... 

Birisinin ağzının içine bakmayalım. Dünyada bile bitmiş ruhbanlığı mı diriltmek niyetimiz? Tarikat dersen yerini hakikate bırakmış. 

Hiçbir şeyin değil; kitaba uzaklığın bedelini ödüyoruz. Elli katlı binalar dik; tek katlı olsun kütüphane yapma. Baksana ne bestekâr yetişiyor, ne şair... 

Bu döngü çok kısır, çok kusur, çok kışır, çok hışırtılı... Her şeye rağmen ümitliyim. Az da olsa farkında olanlar var.

Merak edilmez mi: İnsandan, insanlıktan kaçırdığımızı; nerede, niçin ve ne zamana kadar saklayacağımızı düşünüyoruz?

***

HÜRRİYET

Bu hürriyet nasıl bir şey? 

Bahara yaza mı benzer?

Bütün sesleri çıkarır mı;

Kemana, saza mı benzer?

 

Bu hürriyet nasıl bir şey?

Kuşların kanatları gibi mi?

Rüzgârlara binip gitmek mi?

Dere tepe korkusuz gezmek mi?

 

Bu hürriyet nasıl bir şey?

Bütün renkler iç içe mi?

Saatler geceden gündüze;

Zalimler çekip gide mi?

 

Bu hürriyet nasıl bir şey?

Papatya gibi saf mı?

Yalansız çocuk sözlü mü?

Gelincikler gibi gelin yüzlü mü?

 

Bu hürriyet nasıl bir şey?

Kaçırıldıkça parlar mı?

Hayalî bir şey mi yoksa?

Bir yerlerde illa ki var mı?

Okunma Sayısı: 1559
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı