"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kasım yapraklarını okurken

Armağan Bahtiyar
30 Kasım 2018, Cuma
Mevsimleri çiğneyip geçmeyenler de var. İşte, şahidim de var: Sait Köşk bunlardan biri:

“Koskoca sonbahar geldi gidiyor; bir haber değeri yok ha!” demiş Ali Hakkoymaz. “Sahi siz televizyonların ana haberlerinde ya da yavru haberlerinde Sonbahara dair bir haber gördünüz mü? Ben görmedim.” Şairimiz hayretine şöyle devam ediyor: “Dünyanın bu kadar boşluğa düşeceği aklımın köşesinden geçmezdi; o da oldu. Güya radyo televizyonculuk diye okullar da var.”

*

Günlerin gürültüsünde unuttuk mevsimleri.

Sonbahar, bana bak, diyor.

Meyveler bir hüzün gibi gülüyor.

Kim giriyor tefekkürün kanına!

Uzun emeller kör ediyor ölümü.

Ölüm ezbere biliyor herkesin adresini.

*

Kasım... 

Bir ürperti gibi yürüyor.

*

Bir sonbahar ki sorma!

Ölüm dağılmış her yere.

Toplama, diyorum yaprakları süpürgeciye.

Gözümüzün önünde savrulsun ölümler.

Zalimler de görsün ki ölüm var.

Ölüm var; bak, bakalım elinde, dilinde ne var?!

Sonlarını görsünler orda.

Mazlûmlar üzülmesin; aman ha!

Sevinir sonra zalimler.

Kısa, çok kısa bu dünya.

Kaldır başını; gökyüzüne bak!

Yıldızlar sahipsiz değil...

Kuşları kanatlandıran var.

Her damlayı, her gözyaşını, her şeyi gören var.

Yüzüne bir tebessüm kondur.

Nurlar’ın nurunu hatırla.

İçin bahar, için Cennet dolsun;

Üstelik bu sonbaharda.

*

Sakin bir sonbahar...

Hafiften bir yağmur...

Rüzgârlar yol yapmış içimde...

Bir sığınak arar gibiyim.

*

Sonbahar...

Sarı-kızıl bir kâinat...

Yapraklar ölmüş binlerce kanat...

Yorgun bir kuş gibi ruhum...

Ne zaman bahar olurum?!...

Sonbahar yapraklarının döküldüğü yerde,

Sarı bir çiçek gülüyordu.

Aldırdığı yoktu telâşelere.

Çocuklar gibi masum...

Hayat gibi sade...

Yolcuydum; zor ayrıldım yanından.

Nasıl da göz göze gelmiştik; öyle!

Aşktan beterdik!

Bir ömür yakama takabilirdim.

Ah niye beraber poz vermedik!

Bilmem; görüşebilir miyiz bir daha;

Ne yapıyor acaba!

*

Ve artık üşüyoruz;

Ellerimizde sonbahar...

Gözlerine baksana;

Bir ölünün gözleri...

Verdiğim her nefes; 

Düşen kasım yaprağı...

Dünya denilen mekân; 

Kısa bir yol uğrağı...

*

Ne ki işte... 

Sonbahar da bitiyor.

Ne gençlik durur adresinde ne ihtiyarlık...

Dünya...

Adreslerin her ân değiştiği “Adres!”

*

Nedense dokunuyor sonbahar!

Okunuyor gözlerimizde hüzün.

Vedâlar böyle mi sessiz sedâsız?!

Niye ki öyle ayrılığı, ölümü pek düşünmeyiz.

*

Yaprakların sesinden belli;

Mevsimin ürperdiği...

*

Hastalıklı, ayrılıklı, ölümlü dünyada gözüm yok.

Olsun mu hâlâ!

Kaç bahar geçti annem öleli...

Gün ne zaman akşam oluyor!

Saçlarım ne zaman ağardı!

Komşumuz Hediye Teyze, Mehmet Amca gittiler.

Kasım yapraklarına baksana!

*

Zaman ah zaman!

Sulardan öte...

Kuşlardan beter akıyor.

Dağlar uçuyor gibi...

Bulutlar her dem göçüyor.

Dertleri örten zaman...

Geçiyor, uçuyor vay aman!

Okunma Sayısı: 775
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı