"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Oğlumla Konuşmalar (1)

Armağan Bahtiyar
09 Mart 2018, Cuma
Sevgili Oğlum,

İlk emir, ilk iş, ilk amel; ne şu, ne bu... 

Çok ihmal ettiğimiz...

Okulların bile okumadığı:

Oku!

Oku!

Oku!

Oku oğlum oku!

*

Sevgili Oğlum,

Sabahı es geçmeyesin; koklayasın. Şehrin telâşesine kendini kaptırıp kaybolmayasın. Kumruların sabah seslerine kulak veresin. Bu serinliğin serinliğini içine çekesin.

Sabah, kahvaltında mutlaka olsun. 

Sabah, fırından yeni çıkmış çıtır simit gibidir; dikkatini çabuk tut; o çıtırlık geçmeden sabahla haşir neşir ol. Çocukluğa, gençliğe benzer bu, sabah; acelecidir; ne zaman gelir, ne zaman gider; bilemezsin; uyanık olmalısın. Kuşların kanatlarına binip birazdan yola çıkacak; ne yapacaksan yap; henüz gözlerin “sabahken.” 

*

Bak oğlum, bak!

Öyle değil mi oğlum! Kendine bile yakın ol(a)mayan... sana yakın olabilir mi?!...

*

Sevgili Oğlum,

Ah, oğlum ah! Yine zor bir soru soruyorsun. Güçsüzlük nedir, diye... Düşündüm de güçlülerin zayıfları ezmesi; güçsüzlüğün, âcizliğin, zavallılığın ta kendisi...

*

Canım Oğlum,

Sana aman aman bir tavsiyem var: Kelimesizlerden uzak dur. Onlarla göz göze gelme, oturup yemek yeme; savuş git oradan. Onlara bulaşmayagör; yapış yapıştırlar. Bakışları karadır. Sohbetleri naradır. Kavgaya, savaşa yakındırlar. Kaybedecek bir şeyleri yoktur. Cahil olduklarından; cesurdurlar. Her şeye “atlarlar.” Her şeyden “anlarlar.” Tecessüm etmiş kanserdir onlar. Hayatı bilmediklerinden; ölümü de tanımazlar. 

*

Bak Oğlum,

Dünyayı savaşların kurtarmadığını anlamak için “sevgi “diline ihtiyacımız var. İki dünya savaşında milyonlarca ölüm bir şeyin çaresi olmadı. Aklımızı başımıza, kalbimizi yerine koyacak eğitime ne kadar ihtiyaç var; görüyorsun değil mi!

*

Oğlum Diyor ki:

Anne bana masal anlat! Baba bana şiir oku! Sorularım çoğalıyor durmadan da siz pek oralı değilsiniz! 

Kelimelere ihtiyacım var. Cebimi, diplomalarımı düşündüğünüzün çok azı da olsa razıydım; aklıma, kalbime “değecek” kelimeleri de düşünseydiniz!

*

Bak Oğlum,

Çiçek her zaman çiçek... Hayvan her zaman hayvan... İnsan... her zaman ... insan olmalı o zaman.

*

Sevgili Oğlum,

Kelimelerin nerde?

Ne konuşacağız; kelimelerimiz; dilimiz yok/sa! Göz göze bile gelemeyiz; kelimelersiz!

*

Oğlum, Oğlum,

Tecrübeyle sabit ki... güzeli tercüme etmek çok kelime istiyor; yine de yetmiyor. Şair ne diyor: “Gülü tarife ne hacet; ne çiçektir; biliriz.” Gördün mü?!...

*

Oğlum,

Bil ki bil evet...

Bir çığlık yaşamak...

Adını koyamadığım...

...ve değişen her nefes...

*

Sor Oğlum sor,

Cesaret nedir, baba diyorsun. Yeri geldiğince, üslûbunca hakkı hakikati söylemektir.

*

Yola çıkıyorsan Oğlum,

Arabayı muayeneye götürüyoruz. Oğlum, ben ve annesi. 

Gördün ya oğlum, şurda bu, burda bu var dediler; “ağır iki kusurdan geri döndük. Nihayet denilenleri yaptık ettik de “trafiğe çıkabilir” yasızı aldık. 

Ben de diyorum ki sevgili oğlum! Yola çıkmadan aynaya bak; yüzün ekşi olmasın. Aklınla kalbin yanında olsun; yere sağlam bas. Evrakları soran olursa; baş evrak olarak kalbini ve aklını görsünler. Bu ikisi sağlam olmadan; patlak çatlak bir yere gidemezsin. Kalbin “patlak,” kafan “çatlak” nereye gidebilirsin! Kendini kendine getir de öyle git. Yollara zehir zemberek sözler,bakışlar, nefretler saçacaksan; yola çıkma.

*

Sevgili Oğlum,

Ömrün olursa nice zamanlara uğrayacaksın. Büyüdüğünde de yüzüne bir çocuk gülücüğü kondur. Çocuklar gibi sakin ve mütevekkil ol.  Çocuklar gibi gurursuz... Çocuklar gibi (çocuk) ol. Anlıyorsun değil mi!

*

Sevgili Oğlum,

Konuşursak anlaşırız; yoksa nasıl olacak bu?!

*

Bak Oğlum,

Eskiden -suçlu ve veya suçsuz- biri idama götürülürken tam tamlar çalarmış. Şiddetli gürültüler arasında olurmuş bu iş. Gürültüye gitmek de oradan gelir derler. Hatta bir şair bu durumu: “Trampetler sussa da;

Gürültüye gitmesek bari.” diye anlatır bu sahneyi.

Hakikatin sesi duyulmasın, güzellik perdelensin diye cehalet durmadan kavgaya, gürültüye hatta savaşa zemin hazırlar. Dün böyle olmuş bu. Bugün de böyle... 

Sen etrafı kolaçan et. Dalma. Uzaktan (kuşbakışı) daha bir görürsün olanı biteni. Bundan böyle kılıcın çözeği bir düğüm yok; hepsi kelimelerle hallolacak da... kelimesizler o kadar çok ki... Bu saç karışığı haller nereye kadar, nasıl gider; bilmem. Beşaretli, şetaretli, nurani zamanlar bekliyoruz.

*

Sevgili Oğlum,

Rahat ol sevgili oğlum. Sana müjdem olsun ki:

“Zalimler gülmez; adalet ölmez.”

*

Aman Dikkat Oğlum,

Düşman, haline gülüyorsa... yanlış yoldasın!

Okunma Sayısı: 2654
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • cemal.ozkaya

    9.3.2018 14:17:51

    bu yazıyı bizim delikanlıya bir okutayım. nedense anlaştığımız konu sayısı çok fazla değil. internetsiz telefonsuz neredeyse televizyonsuz büyüdük biz. rabbim kızlarımızada oğlanlarımızada yardım etsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı