"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şiir Sokağı

Armağan Bahtiyar
10 Kasım 2017, Cuma
Bir Daha

Büyük konuşma, dediler; dinlemedi.

Bir daha gülmem, dedi; güldü.

Bir daha sevmem, dedi; sevdi.

Bir daha gelmem, dedi; geldi.

Bu liste uzar gider; fasl-ı kelam yeter olsun.

Hasılı kelam: 

Bir daha ölmem, dedi; öldü.

*

Konuş Biraz Kendinle

Gökyüzü başımızın üstünde...

Sarmaşıklar her sabah bizim için...

Bizim için kuşlar...

Elmalar dallarda bizim için...

Ah, neler var; görmeden geçtiğimiz.

Bir yudum suyun uzun hikâyesi var.

Kazanamayız rüzgâr serinliğini.

Tefekkür yağmuru olmalı gözlerimiz.

İşimiz “farkına varmak” yani...

Deli gibi koşmalarımız hayra alâmet değil...

Sık sık unutarak kendimizi; nereye?

Bugün yarın gidiyoruz.

Ölümün susmayan sesinde sen de varsın.

Bir su damlasını, gökyüzünü yaratamazsın; sakin ol!

Kalbinde bir şarkı var daima; yavaşla, dur, dinle.

Deli demezler; korkma; konuş biraz kendinle!

*

Çamaşır İpinde Yağmur Kurutmak

Hava/da sis, hava/da bulutlu, hava/da koyu gri...

Balkonda biri çamaşır ipinde yağmur kurutuyor.

Kurumuyor bir türlü yağmur.

Pırıl bir güneş çıkıyor;

İpten, mandaldan kurtuluyor yağmur.

*

Kelime Harçlığı

Sonra topladı kelimelerini.

Sonra ayırdı renk renk...

Olmadı; kokuları da vardı.

Olmadı; tekrar topladı.

Acılarına serpeledi biraz.

Birazını taktı yakasına.

Eline yüzüne sürdü.

Kelimeye benzedi biraz.

Baktı ki her şey/de kelime...

Kelime; kalbindeki sızı!

Ne şey düşünürsen düşün; 

Acıyı, hazzı, kışı, yazı...

Bana bir kelime getir!

Beni kelimelere götür!

Harçlık niyetine bana kelimelerimi ver!

*

Hüsn-i Ân

Seneler çizikler atıyor alnına.

Hatıralar öylesine tozlanmış ki...

Sen... dündü/yarındı derken...

Benden tavsiye “şimdi” en erken...

İçimiz kâh durgun; 

Kâh dalgalı deniz...

Hayat denilen saat:”Şimdi...”

“Şimdi...” ne haldeyiz?!...

*

Kasım

Bir ürperti gibi yürüyor kasım.

Bir sonbahar ki sorma;ölüm dağılmış her yere.

Yaprakları toplama, diyorum süpürgeciye.

Dursun, diyorum gözümüzün önünde ölümler.

Zalimler görsün ki ölüm var.

Kısacık dünya.

Kaldır başını gökyüzüne bak.

Yıldızları parlatan, kuşları kanatlandıran var.

Her damlayı gözeten var.

Yüzüne bir tebessüm kondur.

*

Ağaç 

Kestiğin ağaç değil;

Söktüğün kendi ciğerlerin.

Ellerin kan içinde;

Ağaçların bedduası derin...

Kestiğin ağaç değil;

Git gide azalan gölgelerin...

Kuşların çığlığı boğacak seni;

Alma ahını göğün ve yerin.

*

Şiirin Adresi

Şiirin adresi çok yakın: Yanı başımızda... içimizde... 

Unutulmuş bir rayihada...

Tozlanmış bir hatıranın hıçkırığında...

Kırık bir canda...

Bir yan bakışta...

Bir can bakışta...

Bir göz kırpışta...

*

Gece

Kulaklarımda sessizliğin uğultusu... ve ağır uykusu gecenin...

Satlerin sesi bir de bir de kalbimin...

Bir de sokak lambalarının geceye bitmeyen busesi...

Uyan, diye...

*

Hüsn-i Ta’lil

Uyu... Uyu da...  yıldızlar da uyusun; sabaha hazırlansın şehir.

Ellerin çok mahir; yıkasın geceyi.

Sözün geçmez yıldızlara; olsun.

İstemen var ya...

Gözlerine yıldızlar, gözlerine sabah doluyor ya...

Okunma Sayısı: 717
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı