"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Belirsizliğin böylesi güzel

Aytekin COŞKUN
08 Ağustos 2018, Çarşamba
Belirsizlik insanın yaratılışına ilk bakışta ters gibi görünse de aslında ölüm gerçeğine çok yakın.

Belirsizlik insanın yaratılışına ilk bakışta ters gibi görünse de aslında ölüm gerçeğine çok yakın. Şimdi bu ne demek diyebilirsiniz. Ben de ilk kez aklıma gelen bu konu için bu yazıyı kaleme alıp örneklendirerek anlatmak istedim.

Çocuk annesine seslenir; Anne yaaaa, babam ne zaman gelecek? Kızgınlıkla sorar, üfff ya onu mu bekleyeceğiz her gün böyle! Ben çok acıktım lütfen anneee.

Çocuğun isyanı babanın gelmemesine değil ne zaman geleceğini bilmemesinedir aslında.

Öğrenci sorar: Okul ne zaman açılacak hâlâ belli değil, kaldık mı geçtik mi? Zehir oldu yaz tatili. Ben mi tatil yaptım yoksa başkası mı? Aslında sıkıntıyı oluşturan belirsizliktir, sınıfta kalıp kalmaması, gelecek dönemin nasıl olacağının bilinmemesidir.

Hasta yakını hışımla sorar: Hastam ne zaman iyileşecek doktor! Kalın ve abartılı bir ses tonuyla, aslında isyanı hastasının sağlığı ile ilgili bilinmezliktir. Neden, çünkü iyileşip iyileşmeyeceğini kendisi de kestirememektedir.

Alacaklı borçlusuna sorar: Parayı ne zaman vereceksin kardeşim, isterken böyle demiyordun ama? Ses tonu yine sert, parasını alıp alamamasındaki belirsizlik, canını sıkmış durumdadır. Aslında zaman noktasındaki belirsizliktir onu sıkıntıya sokan, çünkü işlerini ona göre ayarlamıştır ve şimdi ortada kalmıştır elinde koca bir sıfırla.

Yeni ev alan, müteahhidine sorar: Evi ne zaman teslim edeceksiniz lütfen bir tarih belirler misiniz? Kızgındır, ama yine de kibarlığı elden bırakmaz, aslında yine belirsizliktir tuhaf olan, söz verilen tarih uçup gitmiştir, ev karşıda duruyor, kendisi ise kirada oturmaya devam eder durumdadır, canı da epey sıkılmıştır.

Bunun gibi günlük hayatımızda birçok ekleyebileceğimiz sonu belirsizlik ihtiva eden olaylar, hadiseler, düşünceler, konuşmalar hep var olacaktır. Aslında insanın karşısına çıkan bu belirsizlik insanı adeta bilinmeze sürüklediği için ya da kâinatta var olan düzenin bir parçası olmaktan çıkardığı için tepkilerimiz ortaya çıkar. Ama bilinen şey yaratılan her şeyde bir intizamın var olduğu gerçeğidir. Kâinatta, fıtratta ve yaratılışta belirsizlik ve yani tesadüf yoktur. Ama işin en güzel tarafı belirsizliğin insan üzerindeki yansımalarının Rabbi ile olan irtibat ve tevekkül sınırlarındaki yansımalarıdır.

Cenâb-ı Hak birçok şeyi bizim için belirsiz kılmasına rağmen büyük kader resminde ise her şey yerli yerinde duruyor olması çok önemlidir. İnsan fıtratı da bunu istemiyor mu?

İnsanın, göğüs kafesinin hemen arkasında (eskilerin deyimi ile iman tahtasının arkasında) zaman zaman sıkıntı gelir buraya oturuverir. Bir telâş kaplar ve insanı huzursuz eden bu durum belirsizlikten kaynak alır aslında, ama kader portresinde bu çizilmiştir. Bazen iman, tevhid, teslim, tevekkül dörtlüsünün biri ya da diğerlerinde eksiklik varsa ve üzerine de belirsizlik gelip oturuyorsa insanı karamsarlığa itiverir, çileden çıkarır, kader çizgisini sorgulamaya kadar götürür.

Bizdeki yansımaları ise, yüz hatlarımızın gerilmesi, avuç içlerimizin terlemesi, karın kaslarımızın kasılması ile ortaya çıkıverir ve kaygılarımız doruk noktasında bizi zorlamaya başlar. Bütün bunların altında yatan kaygı ve stres yumağımız, belirsizlikten kaynak alır, asıl etki bundandır. Hayatımızdaki, iş hayatımızdaki, ev hayatımızdaki yâ da birçok karşılaştığımız sorunlardaki belirsizlikten gelen kaygılar asıl sebeptir.

Bu kaygılar, insanın aktif, safi, temiz duygularını ayarını kaçırır. Ardışık gelen bu hal insan makinesinin dişlilerinde tahribat yapar. Kâinat denen koca âlemde tesadüfe yani belirsizliğe tesadüf edilmiyor. Her şey zaman dilimi içinde kendi dünyasında belirgin, sırasına ve saatine göre uyum içinde çalışıyor. İçimizde var olan duygu ve düşüncelerimiz nasıl oluyor da düzeni ve dakikliği istiyor? Yaradılışımızdaki sır ne. Yoksa içten gelen ve belirsizliğe karşı oluşan durduramadığımız ses de ne var? İçimizdeki bu sır, gün ışığına çıkmamış ruhumuzun derinliklerinde saklı kalmış yapımız, parçamız mı?

Hayatımızda ne kadar çok belirsizlik varsa sıkıntımız o oranda artıyor. Buraya kadar her şey güzel, belirsizlikten sıkılan ve adeta belirsizliği yok etmek için uğraşan insan. 

Gelelim asıl sorumuza: Ya Ölüm belirsiz olmasaydı ne olurdu? Aman Allah’ım iyi ki de belirsiz bırakılmış demeyen var mıdır içimizde? Kocaman bir hayır çıkar herkesten. İşte bizi bizden daha çok düşünen Rabbimiz bunu bize hayır olması açısından belirsiz bırakmış ki, hayatın lezzetini ve tadını alalım. Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”

Hiç unutulmaması gereken, kadere rıza göstermek işin asıl neticesidir. Belirsizlik… Sadece ve sadece buradaki güzel değil mi? 

Hadi kalın sağlıcakla...

Okunma Sayısı: 672
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı