"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cuma hutbesi Türkçe ve İngilizce okunuyor

Aytekin COŞKUN
08 Şubat 2018, Perşembe
Auburn’de merkezde büyük bir cami külliyesi var. (Gallipoli Mosque) Cuma namazında hutbe Türkçe ve İngilizce olarak okunuyor. Cemaat maşallah caminin dışına kadar taşmakta. Hutbenin konusu gündemdeki Kudüs’ümüz olunca imam efendiyi dikkatle dinliyor ve yaptığı duâlara biz de amin diyoruz.

CAPTAİN JAMES COOK

1728-1779 arasında yaşayan, James Cook İngiliz denizci ve kâşiftir. Özellikle Büyük Okyanus’a yaptığı seyirleri ve bu seyirlerde yaptığı keşifleri ile ün kazanmıştır. İngiliz Kraliyet ailesine bağlı çalışmış ve birçok keşfettiği ülkelerin zenginliklerini, bütün değişik bitki, hayvan türlerini, kıymetli madenlerini İngiltere’ye taşımıştır. Büyük Okyanus’ta gerçekleştirdiği keşif gezileri ile tanınmıştır ve en önemlisi ise Avustralya kıt’asını bulmasıdır. Kâşif, denizci, haritacı ve aynı zamanda iyi bir asker olduğu tarih kitaplarında yazan Kaptan Cook, Avustralya kıt’asını ele geçirmesi sırasında milyonlarca Aborjinleri çoluk, çocuk, kadın erkek demeden kılıçtan geçirdiği de söylenir. 

SYDNEY TOWER EYE

Sydney Towe Eye, (West Fild) olarak da adlandırılan ve Sydney’i tam 360 derece olarak gören bir kule. Altı tamamen alış veriş merkezi. Çok hızlı bir asansörü var. 40 saniyede tepedesiniz ve bütün Sydney ayaklarınızın altında. Güney yarımküredeki en yüksek gözlem kulesi 305 m uzunluğunda ve kuleden bakıldığında yaklaşık 85 km uzağı rahatlıkla çıplak gözle görülebilecek yüksekliğe sahip. Asansörler saatte 2000 ziyaretçiyi kuleye çıkartıyor ve yukarıdakileri indiriyor. Harika bir manzara geçidi ve güneşin batışını buradan izlemek muhteşemdi. Meşhur Mavi Dağları (Blue Mountains) ve bütün körfezi hatta açık denizi kuşbakışı görebilirsiniz. 

NEVER TOO LATE

Sydney’de gezerken bir duvar yazısı dikkatimi çekti. Bence bu gezimin de, yazımın da ana fikrini oluşturdu. ‘’NEVER TOO LATE’’ yani “ASLA GEÇ DEĞİLDİR”. Evet, bu yazıyı Sydney’de bir duvar yazısı olarak gördüğümde, aynı kanaatte olduğumu bir kez daha farklı bir kıt’ada teyid etmek çok hoş olmuştu. Otuz üç yaşına kadar uçağa binmemiş olan ben, var olan ülkelerin 1/6’ini şu an itibari ile gezmişim. O yüzden hiçbir şey için geç değildir. Sadece planınızı yapın ve internetten biletinizi alın, sonra gideceğiniz yerin planını detaylandırın.

PACE= BARIŞ HUZUR

LOVE= SEVGİ, AŞK

JOY= KEYİF, TAD, LEZZET

Australya’da her köşe başında bu üç kelimeyi görmeniz her zaman mümkün. Bütün turistler ve kendi halkı bu üç kelimeyi kendi dünyalarında anlamaya çalışıyorlar. Barış onlar için en önemli şey. Birçok milletlerden insanlar buralara göç edip gelmişler ve bütün çeşitliliğe rağmen barış ve huzur içinde hayat sürüyorlar. “Love”, yani aşk, sevgi gibi kavramları bütün yaşantılarında ortaya koymaya çalışıyorlar. 

Birbirlerine karşı çok nazik ve saygılılar. Birbirlerini şiddetle ikaz etmek, yüksek sesle konuşmak, bağırmak gibi birçok hasleti görmüyorsunuz. Trafikte korna çalmak yok gibi bir şey, asla duymuyorsunuz. Herkes kanunlara riayet ediyor, sadece kırmızı ışıkta yanlışlıkla geçmeye çalışırsan seni korna ile uyarıyorlar o kadar. Sevgi ve saygı hakim her yerde.

En çok kullandıkları kelime “Sorry” yani “Özür dilerim”, bir de “Thank you” yani “Teşekkür ederim”. Ve son olarak “joy”, yani hayattan lezzet alma. Australia kıt’asında bu kelimeler üzerine her şey planlanıyor. Planlar buna göre şekil alıyor. Oysa ülkemde bizi bu şekilde anlatan kelimeler dizisi var mı? Yaşantımızı anlatan bir güzel bir üçleme olmasını çok isterdim. Adalet=Justice, Kardeşlik=Brotherhood ve Barış= Peace diye anılmak isterdim ülkem için. Kelimelerle yaşantımızı dış dünyaya anlatıyor olsaydık, bizimde hayatımızda bu üçleme vazgeçilmez olsa idi. Bu üçlemeye en çok bizlerin ihtiyacı var belki de, görelim Mevlâm neyler, neylerse güzel eyler. Barış içinde huzurlu bir hayat istiyorsanız Avustralya’ya geliniz. Bütün felsefeleri bu olmuş. Ve ben gidip gördüğümde ise bunu bizzat yaşadım ve tattım.

SYDNEY TRAİNS

Sydney’de ulaşım daha çok trenlerle sağlanmakta ve şehrin her yerine güzel bir ağ kurulmuş. Eski ve yeni olmak üzere iki farklı trenleri var ve özellikle akşam saatlerinde çok kalabalık oluyor ve çok seri çalışıyorlar. Bazıları express, bazıları ise her durakta durarak seferini gerçekleştiriyor. Hülâsa, gideceğiniz her yere tren var, yeter ki siz gideceğiniz yeri belirleyin. Opal Card alıyorsunuz, para yüklüyorsunuz ve gittiğiniz yerde indiğiniz durakta bu karttan otomatik olarak ücreti çekiyor. Ortalama 3$ çekiyor bir basışta.

WHATSONS BAY, HER YER MEDRESE, HER YER DERSANE

Whatsons Bay koyu, Sydney’in merkezine çok uzak olmayan bir mesafede olup, görülmesi gereken yerlerden birini oluşturuyor. Deniz otobüsleri ile gelinen bir koy, daha çok zengin Yahudilerin merkezi olarak geçiyor. Bebek sahili gibi düşünün, tek farkı halka açık kumsalı, plajı ve restoranları olması.

Abdestimizi okyanusun soğuk sularından alarak ikindi namazımızı eda ettik. Sydney’de mihmandarlık yapan arkadaşımla, karşımızda pasifik sahili ve kumsalı… Yanımızda bizden hiç kaçmayan kuşlar ve arkamızda ise ormanlık ve yeşil alan. 100 yıllık kauçuk ağacının altında ‘İhlâs Risalesi’ni okuduk. Dersimiz keyfiyetli oldu çok şükür.

“Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur’âniye de arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas en büyük bir kuvvet en makbul bir şefaatçi en metin bir nokta-i istinad en kısa bir tarîk-ı hakikat en makbul bir duâ-yı manevî en kerametli bir vesile-i makasıd en yüksek bir haslet en safi bir ubudiyet: İhlâstır…“ (Lem’alar, s. 192) 

Her yer medrese her yer dershane, sloganı ile hareket ediyoruz. Akıllı telefonlar da yanımızda olunca her an ders yapmak mümkün elhamdülillah. En ilgi çeken yönlerden bir tanesi de buranın kuşlarının da çok insancıl olması, ürkmemesi ve yanınıza kadar gelip elinizdekileri afiyetle yemesi. Hatta şöyle bir hadise başımıza geldi: Serçe kuşuna benzer bir kuşun yanımıza gelmesi üzerine insanların onları kovalamaması ve korkutmamasına öyle alışmış ki, adeta yaptığımız meşverete katıldı. Onu korkutan, ürküten ya da yakalayan olmamış ya da yok çünkü… 

AUBURN

Türklerin çok yoğun olarak yaşadığı bölge Auburn. Buraya trenle ya da kara yolu ile gelmek mümkün. Kıt’ada arabasız ev neredeyse yok gibi, çünkü ulaşımda mutlaka bir araba şart. Evlerin geneli tek katlı villa şeklinde, ön ve arkasında bahçesi olan güzel yapılar. Sadece tren istasyonlarında çok katlı binaları görmeniz mümkün. Onun dışında çok katlı bina görmek pek mümkün değil, çünkü yasak.

Auburn’de merkezde büyük bir cami külliyesi var. (Gallipoli Mosque) Cuma namazında hutbe Türkçe ve İngilizce olarak okunuyor, cemaat maşallah dışarılara kadar taşmakta. Hutbenin konusu gündemdeki Kudüs’ümüz. İmam efendi duâ ettikçe biz de amin diyoruz. 

- Kudüs’ümüzü hıfzı emin eyle Ya Rabbi. 

- Cumamızı makbul eyle Ya Rabbi. 

- Amin, Amin, Amin…

Namaz sonrası ilk yaptığım şey, sağımdaki ve solumdaki Müslüman kardeşlerimle musafaha etmek oldu. Tanımadığınız din kardeşinizle musafaha etmek ne kadar güzel bir duygu gerçekten. Mutlaka bir kez bile olsa deneyin lütfen. Namaz sonrası yardım toplandı. Kadere bak ki, Rabbimin benim de katkım olabilmesi adına, bütün programı yapıp buralara kadar beni getirmesi elbet ki boşuna değil. 

Yaşlı bakımevi hemen caminin yanına kuruluyor. Birinci kuşak olarak oraya göç edenler artık iyice yaşlanmış durumda ve bakıma ihtiyaçları var. Caminin yönetim kurulu da buraya yaşlı bakım evi yapmaya karar vermişler. Camiye yakın olmasını da özellikle istemişler, çünkü hem namazını kılsın, hem de buraya namaza gelen diğer Türk kardeşlerini ve arkadaşlarını rahatlıkla görebilsinler diye düşünmüşler. Rabbim onlardan razı olsun. İyi de yapmışlar.

TÜRKİYE SYDNEY BAŞKONSOLOSU: ŞARIK AYAR

Şarık Arıyar, Sydney Başkonsolosumuz ile birlikte koruması olan Engin Sever, 17 Aralık 1980‘de hain bir terör saldırısında şehit edilmişler. Ben de orada öğrendim, çünkü mevlidi şerif okundu ve onlar hakkında bilgiler verildi. Kısmete bakın ki, 17 Aralık 2017 tarihinde ben de Sydney’de Gallipoli Camii’nde Cuma namazındaydım. Nereden nereye. Bize düşen de ruhlarına birer Fatiha-i Şerif okumak oldu, Rabbim kabul etsin. Bütün bu güzel duygularla camiden ayrıldık.

GALLİPOLİ MOSQUE, AUBURN

Gallipoli Mosque, Auburn adeta bir külliye hükmünde, Cuma namazı için oradayım. Berberi, alış veriş merkezi, Kur’ân kursu, toplantı salonları, spor salonları ve hemen yanına yapılan yaşlı bakım evi ile birlikte, bu külliye orada yaşayan bütün Müslümanların nefes aldığı bir mekân olmuş. Maşallah, çok yoğun bir katılımla Cuma namazı kılınıyor. Rabbim sayılarını arttırsın. Pakistanlı, Hintli, Türk, Iraklı, Lübnanlı, Malezyalı, Suriyeli birçok Müslümanla birlikte safları paylaşarak İttihad-ı İslâm manasını birkez daha zihinlerde canlandırma fırsatı bulmuş olduk.

AUBURN JAPANESE GARDEN

Auburn, Türklerin en fazla olduğu yerlerden biri. Bu bölgeyi gezerken şehrin tam ortasına kurulan Japon bahçesini de görme fırsatımız oldu. Japonlar buraya kendilerine has bir bahçe kurmuşlar ve geleneklerinden esinlenerek buraya farklı bir yeşil dokuyu işlemişler. Kanguruları ve Avustralya’nın endemik kuşlarını burada görmek mümkün. 

Okunma Sayısı: 962
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı