"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gurme olmaya aday mıyız?

Aytekin COŞKUN
06 Eylül 2018, Perşembe
Evet, çok bol lezzet ve çok bol çeşit miktarda nimetlerin içindeyiz.

Soframızda yüzlerce çeşit gıda ve nimet varken burun kıran, burun burkan bir yapımız var hâlâ.

‘Hangisinden yesek?’ ya da ‘Onu da yiyelim bunu da yiyelim’ edasındayız. Bazen hemen çabucak, saldırırcasına, sanki kalmayacak tavrındayız.

‘’Lezzetleri ziyadeleştirmek için çeşitliliği azaltın diyen’’ Bediüzzaman’ı anlamaya çalışıyorum. Asıl lezzetin, az olmasıyla birlikte onunla geçirilen zamanın iyi kullanılmasında saklı olduğunu fark ettim.

Çok hızlı ve çok çeşitli yemek, aslında o gıdaların lezzetine tam vaki olmadan sadece o nimeti tüketmekle aynı. Bir bakalım hayatımıza, yavaş yediğimizde aldığımız lezzetle hızla yediğimizde aldığımız lezzeti karşılaştıralım. Hızla tüketmek, nimetten Rabbine varan biri olmaktan (tefekkür sayesinde) bizleri uzaklaştırıyor, nimeti şükür için yeme makamımızı da zedeliyor. Binlerce nimetten biri ile çok kısa ve öz olarak Rabbine ulaşabilmek yerine, haz peşinde koşan ve nefsinin kölesi olma hali ortaya çıkıyor.

O yüzden yeme hızımızı azaltarak o nimeti karşımıza alıp tefekkür edebilmeyi başarmalıyız. Gıda çeşitlerimizi azaltıp tek bir nimetle şükrümüzü başlatarak, nimeti verene ulaşabilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Her bir mevsimin (kış, bahar, yaz) meyvelerini ve sebzelerini zamanında ve en iyisini yemek. Çünkü Rabbimiz bizi o an o meyveleri yememizi tavsiye ediyor. En iyisini yerken nimetlerdeki muazzamlığı, muhteşemliği, ilmi, kudreti, hikmeti, daha bariz görebilmek, asıl olan da bu değil mi?

Peygamberimizin (asm) meyveyi yerken en iyisini seçerek yiyiniz ifadesi bunu anlatmıyor mu? 

Zübeyir Gündüzalp Abiden de şöyle nakledilir: ‘’(Meyvenin) Mevsiminde en iyisini, en güzelini, en pahalısını bir kez yemek yeterlidir’’ demesi aslında yine hikmeti yakalamak adına değil mi?

Diyetisyenlerle bu fikri konuştuğumuzda aynı yönden baktığımızı ifade ettiler. Yavaş yemek, az yemek, az çeşit yemek ve lezzeti damakta uzun süreli hissetmek. Daha da ötesi lezzetin damağınızda tükenmesini en aza indirmek. Bu Rabbimize olan tefekkür dünyamızın açık kalmasını sağlıyor. “O zeval ve fenayı tezyid-i hüsün ve tecdid-i lezzet ve teşhir-i san’at için bir tazelendirmek şeklinde görüp lezzetini ve şevkini ve hayretini ziyadeleştirir” (Mektubat, Birinci Mektup, Dördüncü Sual) diyen Bediüzzaman’a bu manada baktığımız da, o giden biten lezzetlerdeki yenilenme ve san’atın teşhir edilmesinden şevk ve hayretimizi arttırmak. Bize düşen bu san’atı anlamak ve tefekkür etmek, gayrisi yok.

Meselâ gurmeleri (lezzeti keşfetmiş, damak tadına sahip, yemesini bilen kişiler) bilirsiniz, özel tadları arayan ve ortaya koyan yemek yeme ustalarıdır.

Bir an biz de gurmeler gibi olmamız gerekir diye düşündüm. Özellikle sıvıları tadan gurmeler bir yudum alıp bazen dakikalarca ağzında o sıvıyı tutarak ondaki lezzeti, dilde bıraktığı tadı algılamaya çalışırlar. Damakta, dilde bıraktığı lezzeti ve tadı yaşamak, hissetmek, bitmemesini arzu ederler.

Kısacası bu kadar nimetlerin içinde bizlerinde bir gurme hassasiyeti içinde, lezzetleri şükür edası ile uzunca damağımızda, onun tadında tutabilmek her halde tefekkürümüzü o nisbette arttıracaktır.

“Mün’im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği ise üç şeydir” diyor Bediüzzaman, onları da şöyle sıralıyor: Zikir, şükür, fikir.

Ayrıca bu tefekkürî hal içinde oldukça, iman-ı tahkikînin kuvvetiyle (hakikî iman kuvvetiyle), marifet-i sânii (Rabbimizi bilme ve tanımamız) netice veren masnuattaki tefekkür-ü imanîden gelen lemeât ile bir nevi huzur kazanıp, Hâlık-ı Rahîmin hazır, nâzır olduğunu düşünüp ona göre hareket etmemizi tavsiye ediyor.

Allah namına veren, Allah namına alan, Allah namına başlayan, Allah namına işleyen bir ‘gurme’ olmayı diliyorum. Selâm ve duâ ile…

Okunma Sayısı: 739
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı