"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kendinin hekimi olmak, Şafi ismini çağırmak

Aytekin COŞKUN
05 Kasım 2018, Pazartesi
29 Ekim sabahı, saat 03:00’da bir anda yataktan uyanıyorum, inanılmaz bir karın ağrım var.

Bir anda başladı ya da ben öyle hissediyorum, daha önce hiç yaşamadığım, inanılmaz bir ağrı. Eşimi uyandırmadım ki telâşlanmasın. Yataktan kalktım, sağa döndüm olmuyor, sola döndüm olmuyor, yüzü koyun yattım olmuyor, sırt üstü yatıyorum olmuyor. Ağrımın yeri iman tahtası olarak halk arasında bilinen kaburgaların ön tarafındaki çatalın hemen altı. Tarif edilmez bir ağrı, hekim olduğum için ağrıyı kendi aklımca kendime tarif etmeye çalışıyorum. Bir çok ağrı çeşidini aklımdan süzüyorum, yok yok olamaz gibi de fikir yürütüyorum.

Ama nefes almamı bile kısıtlamaya başlayınca, kolay kolay da pes etmem aslında, eşimi uyandırıyorum. “Çok ağrım var hemen hastaneye gitmemiz gerek” deyince telâşlanıyor. O da hekim olduğundan bana olabilecekleri sayıyor. Ben de olabilecek iki hastalıktan bahsediyorum. Ya kalp ağrısı ya da mide kaynaklı bir ağrı diyorum. Hekim olmamız bile bu arada işe yaramıyor. ‘’Vücudunu mucidine feda et, mukabilinde bir fiyat bulacaksın” diyen Bediüzzaman’ın sözü aklıma geliyor birden. Her halde ‘’Bu aralar Mucidime ya satmayı unuttum ya da Mucidimi unuttum’’ diyorum kendime. Yeniden hatırıma Rabbim geliyor. Apar topar çocuklar da uyanıyor ve telâşlanıyorlar. Onları yatıştırıyorum, ‘tamam merak etmeyin’ deyip hemen yola çıkıyoruz.

Oğlum soruyor ‘’Nereye gidelim’’ baba. Ben de ‘çalıştığım hastaneye gidelim’ diyorum ve yola çıkıyoruz. Saat 03.30’da yoldayız. İstanbul’a 40 km uzaklıkta yazlıktayız, gelene kadar ‘Ya Şafi’ demekten ve tekrar Mucidine dönmekten başka bir düşüncemin olmadığını fark ediyorum. “Ya Rabbi. Şafi isminin üzerimde tecellisini acilen göster’’ diye duâya devam ediyorum.

Hemen acil servise giderek kendi tedavimi yapmayı düşünüyorum. İçeri girer girmez acilde nöbet tutan arkadaşlar şaşkın, genelde ‘’hekim hasta olmaz’’ ya, birden karşılarında ağrıdan kıvranan bir hekim olduğunu görünce onlar da şaşırıyor. ‘Hocam hayırdır ne oldu?’ diyorlar. Hemşireme hemen bir iki karışım iğne hazırlamasını ve serumun içinde damardan yapmasını istiyorum. Neyse hemşirem hemen ilâçları hazırladı, bu arada iğneden çok korkan bir cerrahım, normalde damar yolum açılırken korkarım, ama karnımın ağrısından bu korkum kalmadı. 

Bir an önce iğneden çıkan ilâcın damarıma akması lâzım, sonra verilen ilâcın kalbe kadar gelmesi ve ondan sonra tecelli eden muazzam bir interconnect ağ ile vücudumun en ince noktasına kadar o ilâcın Rabbimin izni ile seyahatinin başlamasını bekliyorum. İlâcın verilmesi ile bir nebze de olsa ağrım hafifliyor. 

Bu arada kalpte bir sıkıntı olmaması için kan tahlilleri ve EKG çekiliyor. Rutin işlemler. İnanın ağrımın kesilmesi ile hayatım yeniden canlandı, şükürler olsun ki Şafi isminin tecellisini Rabbim acilen gösterdi. Gerçek sahibi ‘Hele biraz daha dur bakalım’ der gibi idi bana. Çok şükür ne kadar hamd ve şükür etsek hakikaten az.

Dolayısıyla hastalarımın ağrılı dönemlerinde onlara el uzatıyor bir nebze de olsa onlara Şafi isminin tecelli etmesinde ön ayak olmaya çalışıyordum. Oysa şimdi kendim bu durumda idim. Hastalarıma bakışım bir kat daha önem kazandı, ama değişmedi, daha çok ilgim arttı. Evet insan bir an bile Rabbini unutmaya gelsin, kaderden atılan bu tarz hastalık nevi taşlar ile yeniden hatırlamak, asıl olan hatırda daima tutmak ve vücudunu her daim Mucidine satmak... selâm ve duâ ile... Şifalı günler…

Okunma Sayısı: 1128
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı