"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuk devleti

Behlül SEMERCİ
02 Ocak 2018, Salı
Adalet, asırlardır devletlerin, milletlerin üzerinde çokça durduğu bir kavram. Biz de bu kavrama biraz ışık tutmaya çalışalım.

Adalet haklıya hakkını vermektir. En önemli hak hayat hakkı ve hürriyettir. Haklının hakkını korumak ve vermek devletin vazifesidir.

Devleti, devlet yapan adaletidir.

Adalet ise masumun hakkını korumayla başlayan, suçluya cezasını vermekle son bulan bir süreçtir. Buna adalet-i mahza yani mutlak/tam adalet denir. Bu adalet anlayışına göre ferdin hukuku bütün insanlar için dahi olsa asla feda edilemez.

Suçluya ceza vermekle başlayıp masumun hakkını göz ardı eden Adalet ise Adalet-i izafiye yani izafi/nisbi Adalettir. Bu Adalet anlayışına göre ise toplumun menfaati için masum bir fert feda edilebilir.

Adaletin tanımından kısaca bahsettikten sonra şunu belirtmeliyiz ki. Adalet istemek her insanın anayasal hakkıdır, hatta ve  ödevidir. Tarihte bu ödevi yerine getirdiği için bedel ödeyenler çoktur. O bedeli ödetenler tarihin tozlu raflarında kalırken bedeli ödeyenler ise şerefle yad edilmiştir.

Adaletin temininde Adil yargılanma hakkının yeri çok önemlidir. Adil yargılanma hakkı tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde ve Anayasamızın 36. maddesinde ”herkes, meşrû vasıta ve yol- lardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde dâvâcı veya dâvâlı olarak iddia ve savunma ve âdil yargılanma hakkına sahiptir” denilerek güvence altına almıştır.

Adil yargılanmadan söz edebilmek için 3 makama ihtiyaç vardır. 

Bunlar: Mahkemelerden ve hâkimlerden oluşan yargılama makamı.

Yargılama makamının tamamen dışında örgütlenmiş iddia makamı. 

Yargılama ve iddia makamları ile siyasî iktidardan tamamen bağımsız avukatların oluşturduğu savunma makamı.

Yine Adaletli olabilmek ve Hukuk Devleti olabilmek için olmazsa olmaz diyebileceğimiz bazı önemli kurallar vardır. 

Ana hatlarıyla söyleyecek olursak:

Savunma hakkı kutsaldır. Savunması alınmadan kimseye mahkûmiyet kararı verilemez.

Hâkime kimse emir veremez. 

Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Yani bu demektir ki neyin suç olduğunu idareciler ve hatta hâkimler değil sadece kanun söyler. Ayrıca, kast yoksa suçta yoktur. Yani suç işleme kastı olmaksızın suç işlenemez. 

Hukuk dışı yöntemlerle delil toplamak ve bu delilleri mahkûmiyete dayanak yapmak yasaktır. Gerekçe ne olursa olsun işkence de yasaktır. 

Hiç kimse siyasî kanaatlarinden dolayı cezalandırılamaz hatta kınanamaz.

İşte en azından bu asgarî ilkelere uyulmadıkça Adaletten ve Hukuk Devletinden bahsedilemez

Okunma Sayısı: 1890
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • YUSUF ATMACA

    2.1.2018 22:03:22

    Malesef hakimler mecburiyetten talimata karşı hukuka uygun karar vermeye korkuyorlar gibi görünüyor

  • Mazlum

    2.1.2018 15:11:19

    ALLAH Sizin gibi ADALETLİ yazarlardan razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı