"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

2016'da 133 yeni canlı türü keşfedildi

27 Aralık 2016, Salı 14:07
California Bilimler Akademisine bağlı Biyoçeşitlilik, Bilim ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü, yeni türlerin keşfine ilişkin yıllık raporunda 2016'da canlı sınıflandırmalarına 133 yeni türün eklendiğini bildirdi.

Yeni türler arasında 43 karınca, 36 böcek, 23 balık, yedi deniz yumuşakçası, dört örümcek, altı bitki, fosil halde bulunan beş kirpi ve bir kum doları, bir sinek, bir kum yosunu, bir mercan, bir vatoz, bir yılan balığı, bir köpek balığı, bir Afrika kertenkelesi ve yeni bir kuş virüsünün olduğu bildirildi.

Raporda, keşif çalışmalarına bir düzineden fazla akademi üyesinin yanı sıra çok sayıda uluslararası bilim adamının katkı yaptığı ifade edildi.

Keşifler arasında yer alan pembe ve sarı renkteki parlak bir balık olan "Grammatonotus brianne", insanoğlunun deniz altında yaptığı en derindeki keşif olarak tarihe geçti. Araştırmacılar, balığı denizin 150 metre altında filme alarak kayda geçirdi.

Konuyla ilgili haber ve makaleler:

Bilim insanları Kur'an'ın nurlu tefsiri Risale-i Nur'u bir kez daha tasdik etti

Dünyada tespit edilen bitki sayısının 390 bin 900 olduğu açıklandı ve bitki sayıları ile ilgili yapılan araştırma, Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur'dan Asa-yı Musa adlı eserinde 1943 - 1944 yıllarında kaleme aldığı risalede bitkilerle ilgili olarak -eserden san'atkara yönelme prensibiyle- gençlere Allah'ın varlığı ve birliği hakikatini ders verdiği önemli satırları hatırlattı.

Okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/dunya/bilim-insanlari-kur-an-in-nurlu-tefsiri-risale-i-nur-u-bir-kez-daha-tasdik-etti_396512

Tefekkürün faziletleri

Risale-i Nur, baştan sona bütün satırlarında tefekkürü ibadet haline getirmiş; “Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır.”6 Hadisinin feyiz ve bereketine mazhar olmuş bir tefekkür ummanıdır.

“Âyet, Hadis ve Risale-i Nur’a göre tefekkürün önemi nedir?”

Konuyla ilgili son derece önemli makalenin devamını okumak için tıklayınız:   

http://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/tefekkurun-faziletleri_216654

Bilim insanlarını heyecanlandıran keşif...

Okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/bilim-teknoloji/bilim-insanlarini-heyecanlandiran-kesif_419062

DÖRT YÜZ BİN ÇEŞİT NEBATAT... (BİTKİLER)

Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi'yi ziyarete gelen lise talebeleri son derece önemli bir konuda kendisinden yardım istemişlerdir.

Bir 'karanlık' dönem hakkında bizlere bilgi veren çarpıcı bir kaynak niteliğinde değerlendirilebilecek bu 'yardım talebi', 'eğitim' adı altında işlenen ve nice gençlerin dünyevi ve ebedi hayatını mahveden karanlık anlayışı gözler önüne sermektedir.

"BİZE HALIKIMIZI TANITTIR, MUALLİMLERİMİZ ALLAH'TAN BAHSETMİYOR''

Din ve fen ilimlerinin birlikte okutulmasını isteyen ve Medresetüzzehra Projesi ile bu projesini gerçekleştirmek idealinde olan Bediüzzaman'ın yanına gelen ve kendisine "Bize Hâlıkımızı tanıttır; muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar" diyen gençlere verdiği cevaplar çok önemlidir.

1943 - 1944 yıllarında telif edilen konuyla ilgili risalede Üstad Bediüzzaman'ın bitkilerle ilgili olarak ifade ettiği  ''...Öyle de, küre-i arz eczahanesinde bulunan dört yüz bin çeşit nebatat...'' şeklindeki sözleri günümüzde ulaşılan ve kamuoyu ile paylaşılan bitki türleri sayısı ile ilgili araştırmanın neticeleri açısından oldukça dikkat çekici...  

Risale-i Nur'daki konuyla ilgili bazı bölümleri istifadenize sunuyoruz;

Dört yüz bin çeşit nebatat...

Altıncı Mesele

Risale-i Nur'un çok yerlerinde izahı ve kat'î hadsiz hüccetleri bulunan "iman-ı billâh" rüknünün binler küllî burhanlarından birtek burhana kısaca bir işarettir.

Kastamonu'da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. "Bize Hâlıkımızı tanıttır; muallimlerimiz Allah'tan bahsetmiyorlar" dediler.

Ben dedim:

Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah'tan bahsedip Hâlıkı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.

Meselâ, nasıl ki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda harika ve hassas mizanlarla alınmış hayattar macunlar ve tiryaklar var; şüphesiz gayet maharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir.

Öyle de, küre-i arz eczahanesinde bulunan dört yüz bin çeşit nebatat ve hayvanat kavanozlarındaki zîhayat macunlar ve tiryaklar cihetiyle bu çarşıdaki eczahaneden ne derece ziyade mükemmel ve büyük olması nisbetinde, okuduğunuz fenn-i tıb mikyasıyla, küre-i arz eczahane-i kübrasının eczacısı olan Hakîm-i Zülcelâli, hatta kör gözlere de gösterir, tanıttırır.

Hem, meselâ, nasıl bir harika fabrika ki, binler çeşit çeşit kumaşları basit bir maddeden dokuyor; şeksiz, bir fabrikatörü ve maharetli bir makinisti tanıttırır.

Öyle de, küre-i arz denilen yüz binler başlı, her başında yüz binler mükemmel fabrika bulunan bu seyyar makine-i Rabbâniye ne derece bu insan fabrikasından büyükse, mükemmelse, o derecede, okuduğunuz fenn-i makine mikyasıyla, küre-i arzın Ustasını ve Sahibini bildirir, tanıttırır.

Hem meselâ, nasıl ki, gayet mükemmel bin bir çeşit erzak etrafından celb edip içinde muntazaman istif ve ihzar edilmiş depo ve iaşe ambarı ve dükkân şeksiz, bir fevkalâde iaşe ve erzak mâlikini ve sahibini ve memurunu bildirir.

Dünya'dan bir milyon defa büyük bir lamba ve soba olarak tasarlanan Güneşimiz...

''...Hem nasıl ki bir harika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler. Yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mucizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. 

Aynen öyle de, bu âlem şehrinde, dünya sarayının damındaki yıldız lâmbaları, bir kısmı kozmoğrafyanın dediğine bakılsa küre-i arzdan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa sür’atli hareket ettikleri halde, intizamını bozmuyor, birbirine çarpmıyor, sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor. 

Okuduğunuz kozmoğrafyanın (Astronomi, Gök Bilimi) dediğine göre, küre-i arzdan bir milyon defadan ziyade büyük ve bir milyon seneden ziyade yaşayan ve bir misafirhane-i Rahmâniyede bir lâmba ve soba olan güneşimizin yanmasının devamı için, her gün küre-i arzın denizleri kadar gazyağı ve dağları kadar kömür veya bin arz kadar odun yığınları lâzımdır ki sönmesin.''

Risale-i Nur'dan konuyla ilgili bölümün tamamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/risaleinur/asayimusa/#40

 

AA

Okunma Sayısı: 1253
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı