"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

''Klavye kahramanları''nın portresini çizdi, önemli uyarılarda bulundu!

06 Ocak 2017, Cuma 10:24
Adli Bilimler Doktoru ve İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Derya Deniz, son zamanlarda özellikle sosyal medyada görülen başkasının acısından mutlu olma, katliamları övme ve nefret söylemleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

İnsanlık tarihi boyunca toplumlarda gruplaşmalar olduğunu ancak yakın dünya tarihinde gruplaşmalarda radikalleşmelerin artmasıyla nefret söylemlerinin nefret suçlarına dönüştüğünü dile getiren Yrd. Doç. Dr. Derya Deniz, “Kişiler kendini toplum içerisinde hiyerarşik olarak üstte tanımlamak istediğinden, öteki gördüğü kişileri kendisinden aşağıda konumlandırmaya çalışıyor” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Deniz: "İnsanlık tarihine baktığımızda topluluklar içerisinde genelde bir gruplaşma olur. Bu gruplar kendi içlerinde normlara sahiptir. Her grup kendi grubunun iyi olduğunu düşünür ve diğer grupları ötekileştirir, onlara yabancılaşır. Fakat zamanla maalesef bir takım toplumsal olgular veya siyasi durumlar nedeniyle bu gruplar birbiriyle zıtlaşmaya başlayabilir. Klavye kahramanlığı tanım, sosyal medyada da çok yaygın olarak gerçekleşiyor. İnsanlar yüz yüzelik etkisinden uzaklaştığında kendisine ait duyguları öfke de dahil olmak üzere çok rahat söyleyebiliyor. Kişiler belirlenmiş değerler, egemen anlayış veya ideolojiler doğrultusunda hiyerarşik olarak kendini konumlandırmayı seviyor. Yani Türkiye'ye bakıldığında fanatizme kayan görüşler var. Kişiler kendini toplum içerisinde hiyerarşik olarak üstte tanımlamak istediğinden; öteki gördüğü kişileri kendisinden aşağıda konumlandırmaya çalışıyor. Elbette bu internet ortamında ortaya çıkan yapay bir norm değil. Toplumun kendi içerisinden çıkan bir yansıma. Toplum içerisinde bu tarz görüşler var ve maalesef sosyal medyada da kendisine yer buluyor. Benim gözlemim şu; bütün dünyada özellikle gençlere ve genç yetişkinlere baktığımızda ekonomik olarak kendisini istediği yerde bulamayan, belki eğitim olanaklarından uzakta kalmış, sistem içerisinde kendine yer bulmaya çalışan, yer bulmakta zorlanan fakat belli aidiyetler üzerinden sisteme sarılmaya çalışan ve kendini hiyerarşik olarak konumlandırmaya çalışan kişilerde bu öfkeyi çok daha yoğun görüyoruz."

"SİYAH BEYAZ BAKIŞ AÇISI"

Siyah beyaz bakış açısı adı verilen hastalıklı bir durumun varlığına işaret eden Yrd. Doç. Dr. Derya Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kişilerin kendi psikolojilerini ve toplumların psikolojilerini de bozan siyah beyaz ayrımı dediğimiz hastalıklı bir bakış açısı var.‘Bizden olanlar iyidir, karşıdan olanlar kötüdür’ gibi ikiye bölünen, siyah beyaz bakış açısı denen bir durum var. Bu, dünyanın gerçekliğine uymaz. Böyle bir gerçeklik yok. Olsaydı daha rahat ederdik aslında kimin iyi kimin kötü olduğunu öğrenirdik. Ancak böyle bir şey söz konusu olamaz. Hepimiz farklı çevrelere doğuyoruz, doğduğumuz yerleri biz belirlemiyoruz. Hangi aileye, hangi şehre, hangi ülkeye doğacağımızı, hangi değerlerle yetişeceğimizi biz belirlemiyoruz. Ama doğduğumuz yerin değerlerini farkında olmadan içselleştiriyoruz. Orada doğduğumuz için o değerlere sahibiz. Yetişkinlikte eleştirel bakarsınız, değerlerinizi değiştirirsiniz, ama kimse kendi doğacağı yeri, yetişeceği yeri çok fazla belirleyemiyorsa bunun üzerinden birbirine saldırmak çok mantıksız. Her görüş içerisinde de maalesef merkezde olanlar, fanatizme kayanlar, radikal düşünenler var. Radikal düşünenlere, fanatizme kayanlara baktığımızda aslında bireysel koşullar açısından, sosyolojik koşullar açısından, eğitim fırsatı veya ekonomik olarak kendisini iyi bir yere taşıma açısından dezavantajlı olanların bir öfke ile fanatizme doğru kaydığını ve birbirine saldırdığını görebiliriz."

"NEFRET SÖYLEMİ YAYGINLAŞTIĞI ZAMAN NEFRET SUÇU DA TOPLUMUN GÖZÜNDE MEŞRULAŞIYOR"

Sosyal medyada karşılaşılan nefret söylemlerinin uzun vadede toplumsal olarak ne tür zararlar oluşturabileceğine de değinen Yrd. Doç. Dr. Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her ne kadar fanatik olanların sayısı görece daha az desek de sosyal medyada bu dilin kullanımı oldukça tehlikeli. Çünkü burası bir etkileşim alanı yani televizyon ve radyo gibi kitle iletişim araçlarından daha farklı. Burada insanlar birbirilerinin fikirlerini paylaşıyor, tartışıyor, konuşuyorlar. Belki değerlerini yerine oturtmaya çalışan veya dünya ile fazla ilgisi olmayan insanlar bu görüşlere bakarak kendi fikirlerini de oraya doğru kaydırabilir. Bunların haklılık oranının olduğunu düşünebilirler. Bu anlamda tehlikeli… Bir de nefret söylemi diye bir tehlike var. Irkçı saikler veya kişinin dinine, hayat görüşüne, siyasi görüşüne, yaşam biçimine ya da cinsel yönelimine yönelik her alanda aslında nefret söylemine tanık oluyoruz. Nefret söylemi çok yaygınlaştığı zaman nefret suçu da çok kolay meydana gelebiliyor. Yani toplumun gözünde meşru bir hal alabilir. En tehlikeli yönü de burası aslında."

"NEFRET SUÇUNUN ÖNLENMESİ İÇİN YASAL YAPTIRIMLARIN MUTLAKA DEVREYE GİRMESİ GEREKİR"

Nefret söyleminin önüne geçilebilmesi için siyaset dilinden başlayaraktavandan tabana doğru ifade edilenlere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Deniz sözlerini şöyle noktaladı:

"Biz ve öteki ayrımı yapmadan, farklılıklara odaklanarak, hoşgörüyü esas alarak hareket etmek gerekiyor. Nefret söylemine veya suçlarına baktığımız zaman ciddi şekilde ayrımcılık, ötekileştirme ve hoşgörüsüzlüğe giden bir süreç olduğunu görüyoruz. Aileden ve eğitim kurumlarından başlayarak, ülkemizde insanların eğitim aldığı hangi kurumlar varsa hepsini sayarak söylüyorum bir kere nefretin ne olduğunun anlatılması, hoşgörünün vurgulanması, farklılıklara hoşgörünün esas olması bunların dışında da eğer demokratik bir hukuk devleti olduğumuzu söylüyorsak herkesin öyle ya da böyle hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi dine mensup olursa olsun, hangi cinsel yönelime sahip olursa olsun eşit haklara sahip olduğunun vurgulanması lazım. Eğer bunu aşan söylemler veya suçlar varsa da bununla ilgili yasal yaptırımların mutlaka devreye girmesi gerekir."

DHA

Okunma Sayısı: 1283
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı