"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman keyfîliği değil, sistemi savunuyor

Caner KUTLU
17 Mayıs 2018, Perşembe 00:11
Evrenselleşmek, Medenîleşmek, Cemaatleşmek... -24-

“İşte ehl-i dalâletin imansızlıktan gelen dehşetli elemlerine ve korkularına karşı hiçbir şey, hiçbir fen, hiçbir terakkiyat-ı beşeriye buna karşı bir teselli veremez, kuvve-i maneviyeyi temin edemez. Cesareti zîr ü zeber olur. Fakat muvakkat gaflet perde çeker, aldatır. Ehl-i iman, iman cihetiyle değil korkmak ve kuvve-i maneviyesi kırılmak, belki o temsildeki masum çocuk gibi fevkalâde bir kuvvet-i maneviye ve bir metanetle ve imandaki hakikatla onlara bakıyor. Bir Sâni’-i Hakîm’in hikmet dairesinde tedbir ve idaresini müşahede eder, evham ve korkulardan kurtulur. “Sâni’-i Hakîm’in emri ve izni olmadan bu seyyar kâinatlar hareket edemezler, ilişemezler.” deyip anlar. Kemal-i emniyetle hayat-ı dünyeviyesinde de derecesine göre saadete mazhar olur. 

Kimin kalbinde imandan ve din-i haktan gelen bu hakikat çekirdeği -vicdanında- bulunmazsa ve nokta-i istinadı olmazsa, bilbedahe temsildeki Rüstem ve Herkül’ün cesaretleri ve kahramanlıkları kırıldığı gibi, onun cesareti ve kuvve-i maneviyesi müzmahil olur ve vicdanı tefessüh eder. Ve kâinatın hâdisatına esir olur. Herşeye karşı korkak bir dilenci hükmüne düşer.” (Hutbe-i Şamiye)

2011 ve 2015 yılları arasında ABD orijinli 25.500 araştırma projesi uluslar arası platformlarda yayınlandı. ABD dünyada en çok sayıda yapay zekâ şirketine sahip ülke. 1000’den fazla şirket ve 10 milyar dolarlık yatırım ile ABD yapay zekâda liderliğin en muhtemel adayı. Zira IBM, Microsoft, Google, Facebook, Amazon hem büyük araştırmalara imza atıyor, hem de büyük yapay zekâ yatırımlarına devam ediyor. ABD’deki yüksek kalite bilimsel çalışmalar ve başarılı ticarî yapay zekâ iş modelleri, ABD’nin bu alandaki liderliği kolay bırakmayacağını gösteriyor. O halde, Bediüzzaman’ın temsilindeki yol kenarında bekleyen çocuğa teknoloji treni uzun süredir ABD vadilerinden akıyor.

Diğer taraftan insan unsuru değişiyor; cesaretli çocuklar imanı ve ahlâkı da yanlarında taşımak zorundalar. Pratiğin üretimin Endüstri 4.0 Toplum 5.0 gibi “maker” hareketlerinin sonuç odaklı hareket çekirdekleri “meyve” olarak doğru ve doğruluk ortaya çıkarması için “teori” zorunluluğu açığa düşüyor. Alternatif Bilişim Derneği tarafından yayınlanan “Hack Kültürü ve Hacktivizm” kitabında mesele şöyle ifade ediliyor: Teknoloji yeniliklerle ilerliyor. Ortaya çıkanlar keşfedildiği andan itibaren hızla eskiyip, yerini yeni soru ve sorunların cevaplarına ulaşma çabasına bırakıyor. Elde edilen bilgi birikimi, sonraki adımların temellerini oluşturuyor. Bu ilerleme kuşkusuz kendi başına değil. Ekonomik ve siyasî dinamiklerin rolü yadsınamaz... Oysa popüler olanın bir adım ötesine geçtiğinizde bambaşka bir gerçeklikle karşılaşıyorsunuz. Bu gerçeklikte tutkuyla merak eden ve merakını gidermek için olmadık şeyler deneyen, öğrenmeye doymayan, bilgi ile donandıkça potansiyelleri açığa çıkan, bilimi ve tevafukları seven, iyi/kötü, her milletten, inançlı/inançsız, kadın ya da erkekler çıkıyor karşımıza. 

Tek tek hackerlara baktığımızda bu alt/karşı kültürün geneline baktığımızda mevcut imkânlarla yetinmeyip daha iyisi nasıl olur, mümkün görünmeyenler nasıl mümkün kılınır çabası içindeki insanlar görüyoruz. Sadece eğlence olsun diye, sadece yapabileceği için, sadece merak ettiği için ve genellikle de maddî bir karşılık beklentisi olmadan sarf edilen bir çaba gözümüze çarpıyor. 

İnsan emeğinin en üretken, en keşfedici ve genellikle bir amaç değil, bir sonuç olarak toplumsal faydanın öne çıktığı örneklerini seçebiliyoruz. Zihinsel kırılmaların altüst oluşunu, gidilebilecek başka bir seçeneği aramaktan usanmayan ısrarı hayretle izliyoruz. Özetle hackerler ve hack kültürü popüler olanın aksine bambaşka bir muhteva taşıyor. Yıllar önce Tommy filmi ile Batı’da bir kültürel başkaldırı ortalığı karıştırmayı denemişti. İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği hayal kırıklıkları Tommy’nin elindeki ikonaları yere atarak kırması Batı vicdanında putperest Hıristiyanlığın tasaffi etmesi için bir çığlık olarak kabul edildi ve büyük ilgi gördü. Hippi kültürü isyan hareketleri dışına çıkamadı ve Batı kültürü içinde birer “kült” olarak eridi. Ancak yeni “hack kültürü” daha esaslı sonuçları çıkaracak bir kırılmalar üreteceği umut edilmelidir. 

Ömer Çıtak, Ethical Hacking adlı kitabında, “hackerler ne yapıyor?” sorusuna cevap veriyor: Deşifre ediyorlar. Nasıl yapıldığını, nasıl çalıştığını merak ediyorlar. Bozuyorlar. Daha iyisini yapıyorlar. Başka türlü yapmanın yollarını arıyorlar. Tekniğin bilgisini paylaşıyorlar. Tüketim kültürüne, popüler olana direniyorlar. Bilginin tekellerde kalmaması için çabalıyorlar. Bilgiyi sıradanlaştırmaya çabalıyorlar. Bunları yaparken de çoğunlukla kahraman ya da kurtarıcı olmak, mesajlar vermek gibi dertleri de yok. Sadece girdabın dışında durmaya çabalıyorlar. İnsanlara tüketici olmamayı öğütlüyorlar. Zorunda oldukları için değil, keyif ve haz aldıkları için, sadece yapabildikleri için çalışıyorlar. Şahsî ya da gönüllülük temeline dayanan kolektif çabalarının temel motivasyonu zorunluluklar değil, diyor. Çıtak, günümüzdeki hackerleri “kötüden iyiye doğru” 3 ana başlık altında sınıflandırıyor: Siyah şapkalı, gri şapkalı ve beyaz şapkalı hackerler şeklinde...

“İmam-ı Ali (ra) Risale-i Nur’a, Siracünnur namı vermesi ve “Sırran tenevverat” demesiyle işaret ediyor ki, Siracünnur perde altında daha ziyade tenvir edecek, diye bir işaret-i gaybiye telâkki ediyoruz.” (Barla) Bediüzzaman’ın mahrem bu uyarısı günümüzde “sırran tenevverat” ile internet bağlantısını yani perde altının perde önünden daha etkili olacağı basiretini ortaya koyduğu da söylenebilir. Burada sanal ile gerçek dünyanın yani âlem-i misalîdeki bir ağacın görünen âlemde sadece bir dalın ucu ya da yeni tabirle buzdağının görünen yüzüyle altta belirleyici kısmını ifade etmesi..: “Hususan Mayıs’ın âhirinde olduğu gibi, bazı vakitte ince hilâl şeklinde Süreyya menziline girdiği vakit, hurma ağacının eğilmiş beyaz bir dalı suretini ve Süreyya bir salkım suretini gösterdiğinden, o yeşil sema perdesi arkasında, hayale nuranî büyük bir ağacın vücudunu tahayyül ettirir. Güya o ağaçtan bir dalının bir sivri ucu, o perdeyi delmiş, bir salkımıyla beraber başını çıkarmış, Süreyya ve Hilâl olmuş ve sair yıldızlar da o gaybî ağacın meyveleri olduğunu hayale telkin eder.” (Mektubat) dediği misal “sırran tenevverat” ile birleştiğinde günümüzün kompleks zihin uzayını ifade ediyor olmasın!

Yeni medeniyet aralıkları kısa, ömrü çabuk, sonuç almaların hızlandığı bir işlemler bütünü ihtiva ediyor. Artık binalar üç yüz, beş yüz yıllık değil; hatta yirmi otuz yıllık bile yapılmıyor. On onbeş yıl dayanması yeterli. Eskiden eşyalar evlâdiyelik iken şimdi bir insan ömründe birkaç nesle yetecek eşyayı bir anda kullanıyor. Çünkü dayanıksız... Kültürler de öyle... Bu durumda tünel çıkışında bekleyen imanlı ve cesaretli çocuk için Bediüzzaman’ın Risalelerinde -zamanına göre şaşırtıcı biçimde- sıkça kullandığı bir kelime önem kazanıyor: Sistem. 

Okunma Sayısı: 2737
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • demokrat

    17.5.2018 11:55:38

    bu ülkede de sistem-sizlik ve istek-sizlik bekliyor tünelin ucunda kardeşim...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı