"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evrenselleşmek, medenîleşmek, cemaatleşmek... (5)

Caner KUTLU
13 Temmuz 2017, Perşembe
Ekser-i hükemanın garbda ve Avrupa’da zuhuru ve ağleb-i Enbiyanın şarkta ve Asya’da tulû’ları kader-i ezelînin bir işaret ve remzidir ki; Asya’da hâkim, galib, din cereyanıdır. (Tarihçe-i Hayat)

Edward W. Said’in “Şarkiyatçılık” adlı eserinde; “Avrupa kültürünün gücünü ve kimliğini, kendini bir tür ikamesi, hatta yeraltı benliği olan Şark karşısında konumlandırarak kazanmış olduğu da gösterilmeye çalışılacak”tı. Bediüzzaman’ın ise Avrupa’yı ikiye ayırması, birinci Avrupa olan “kudsiyete” dayanan köklerini kabul ettiğini gösteriyor. 

Bu noktada Edward Said’e göre de: Şark Avrupa’nın sadece komşusu değildir; Avrupa’nın en büyük, en zengin, en eski sömürgelerinin mekânı, uygarlıkları ile dillerinin kaynağı, kültürel rakibi, en derin, en sık yinelenen “öteki” imgelerinden biridir. Ayrıca Şark onun karşıt imgesi, düşüncesi, kimliği, deneyimi olarak Avrupa’nın (ya da Batı’nın) tanımlanmasına yardımcı olmuştur.” Bu noktada Said’e göre, 18. yüzyıl ile başlayan süreci Şarkiyatçılık, Şark’la -Şark hakkında tesbitler yaparak, ona ilişkin görüşleri meşrûlaştırarak, onu betimleyerek, öğreterek, oraya yerleşerek, onu yöneterek-uğraşan ortak kurum olarak, Şark’ı yeniden yapılandırmakta, Şark üzerinde yetke kurmakta kullanılan Batı üslubu olarak incelenebilir, çözümlenebilir”. Bu durumda “Şark, Şarkiyatçılık yüzünden bağımsız bir düşünce ya da eylem nesnesi olamadı (hâlâ da değil).” 

Bunun Şark tarafında kendini ve evrenseli tanımlamakta da geçerli olduğunu söylemek hiç zor değil. Atasoy Müftüoğlu, geçenlerde, Edward Said’in -kendisi bir Hıristiyandır- Şarkiyatçılık kitabı üzerine “kırk yıldan beri İslâmî düşünce hayatı bu kitabın muadili bir kitap yazmayı başaramadı” şeklinde bir yorum yapmıştı. Ilan Pappé –Yahudi bir tarihçi– bir başka kitaptaki bir açıklamaya atfen (Tarihin Küresel Tarihi kitabında 20. yüzyılın en büyük entelektüel olayının, Edward Said’in Şarkiyatçılık’ı olduğunu yazıyor) şunu söylüyor: “20. yüzyılın değil, 20 yüzyılın yarısının en önemli kitabıdır”. 

Atasoy Müftüoğlu bir başka yazısında da şu tesbiti yapıyordu: “Müslüman zihnin, aklın, bilincin, düşüncenin yenilenebilmesi için, bu zihnin, her tür dayatmaya, müdahaleye, propagandaya, işgal ve kontrole açık olmaktan kurtarılması zorunludur. Zihin dünyamızın yoksulluğuyla ilgili olarak, gerek içeriden ve gerekse dışarıdan zihinsel işgale açık durumda bulunmasıyla ilgili olarak nitelikli hiçbir çalışma yapılmadığı çok açık bir gerçektir. İçerisinde yaşamakta bulunduğumuz zihinsel-entelektüel yoksullukla, anlam ve amaç yoksulluklarıyla, ilkesel yoksulluklarla, siyasal alan da dahil olmak üzere hiçbir alanda etkili bir fail haline gelmemiz mümkün olamaz. Özgün ve bağımsız içerik üretemeyen bir topluluk, yaşayan bir medeniyet kuramaz, onurlu bir temsil hakkına sahip olamaz.”

Bu halde, Şark için (Şarkiyatçılık perspektifinin dışına çıkarak ya da düzenleyerek) kendini yeniden tanımlama Avrupa’ya da yeni bir bakış imkânı verecektir. Bediüzzaman’ın “Avrupa ikidir”i zihin esaretine karşı koyacak yeni dil ve yöntem gereğine işaret ediyor. Bu ifade Batı için de Şark için de (yanlış anlaşılmalara karşı) çıkar yol gibi görünüyor:      

“Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir: Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyz ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi’ san’atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takib eden bu birinci Avrupa’ya hitab etmiyorum. Belki felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehasin zannederek, beşeri sefahete ve dalâlete sev eden bozulmuş ikinci Avrupa’ya hitab ediyorum. (Lem’alar) diye bir silsile takip edilerek “deşifre” mümkün olacaktır. Bunun için de Şark’ı “lânet çemberi”nde bırakan “hastalıklar” (sosyoloji disiplini buradaki “dizimi” kısmen takip edebilir) şöyle sıralanacaktır: 

“Ben bu zaman ve zeminde, beşerin hayat-ı içtimaiye medresesinde ders aldım ve bildim ki: Ecnebiler, Avrupalılar terakkide istikbale uçmalarıyla beraber bizi maddî cihette kurûn-u vustâda durduran ve tevkif eden altı tane hastalıktır. 

O hastalıklar da bunlardır:

Birincisi: 

Ye’sin, ümidsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi.

İkincisi: 

Sıdkın hayat-ı içtimaiye-i siyasiyede ölmesi.

Üçüncüsü: 

Adavete muhabbet.

Dördüncüsü: 

Ehl-i imanı birbirine bağlayan nuranî rabıtaları bilmemek.

Beşincisi: 

Çeşit çeşit sâri hastalıklar gibi intişar eden istibdad.

Altıncısı: 

Menfaat-ı şahsiyesine himmeti hasretmek.

“Bu altı dehşetli hastalığın ilâcını da bir tıp fakültesi hükmünde hayat-ı içtimaiyemizde, eczahane-i Kur’âniye’den ders aldığım “altı kelime” ile beyan ediyorum. Mualecenin esasları onları biliyorum.”

Hutbe-i Şamiye - ile Bediüzzaman, “sosyal disiplini”ni tanımlıyor ve ortaya çıkan “sonuçları” kavramlaştırıyor. (Bu da bize ileride çalışacak geniş bir alan açıyor). 

İşte çözüm için gerekli birkaç kelime:

Bir: “El-emel”. Yani rahmet-i İlâhiyeden kuvvetli ümid beslemek.  

İki: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin” (Zümer-53) kılıncı ile o yeisin başını parçalayacağız. “Birşey bütünüyle elde edilmezse, tamamen de terk edilmez” hadîsinin hakikatıyla belini kıracağız inşâallah.

Üç: ... hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla manevî hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz.

Dört: Muhabbet, uhuvvet, sevmek İslâmiyetin mizacıdır, rabıtasıdır. 

Beş. Hürriyet-i şer’iye ile meşveret-i meşrûa, hakikî milliyetimizin hâkimiyetini gösterdi. Hakikî milliyetimizin esası, ruhu ise İslâmiyet’tir.  

Altı: “Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı, meşveret-i şer’iyedir.” (Hutbe-i Şamiye) 

Okunma Sayısı: 2281
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İbrahim Değer

    19.7.2017 10:27:50

    Atasoy Müftüoğlu gibi bir üstadın derinlikli sözlerinden alıntı yapmanızı takdir ile karşılıyorum. Keşke risalelerden haberi olan diğer kardeşlerimizde bu ümmet adamının bilge şahsiyetinden perspektifinden ufuk dünyasından nasibi olsa.. Müftüoğlu çok önemli bir boşluğu dolduruyor.. İstifade edilmeli, tüm kitapları okunmalı, hepsinden de önemlisi şahsı ile irtibatta olunmalı henüz sağ iken.. Tüm yazılarınızı merakla okuyoruz, Müftüoğlu nu da görünce heyacan duyduk, tebrik etmek istedik bu önemli alıntıdan dolayı. Eyvaallah

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı