"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fazilet medeniyeti

Caner KUTLU
02 Ağustos 2018, Perşembe
“Yeni dünyamızda, bir kişi eğer zamanımızın büyük küresel çelişkilerini anlamayı başaramıyorsa dünya lideri ya da dünya düşünürü olmayı talep edemez.”

“Modern insan; seküler gelişimiyle, gerçekliğin çıkarcı tarafıyla çok meşgul. Sadece beslenmeyi bilen yırtıcı bir hayvan gibi…İnsanın âleme ilgisi kayboldu. Şimdilik bir toprak solucanı gibi büyüyor; toprak yutuyor, sonra arkasında pek çok atık bırakıyor. Bir gün hepsini yediği için toprak kaybolursa, buna şaşırmayalım.” Şu durumda, bizi hakikatten uzaklaştırıyorsa kâinatın derinliklerine gitmenin pek de anlamı yok.

Kishore Mahbubani, “Asya Batı ve Tek Dünyacılık” adlı eserinde - aslında bir yakınlaşmaya vesile olacağını düşündüğü - küresel ikili çekişmelerden bahsediyor. 

Bu ikililer: Ulusal çıkarlara karşı küresel çıkarlar, Dünyanın geri kalanına karşı Batı, Dünyanın en büyük gelişen gücüne karşı dünyanın en büyük gücü, küçülen Dünya’ya karşı genişleyen Çin, Batıya karşı İslâm, küresel tüketiciye karşı küresel çevre ve sivil toplum kuruluşlarına karşı hükümetler. Mahbubani temel görüşünü “Büyük Yakınsama” olarak adlandırıyor. Ona göre, yakınlaşma karmaşıklığı da ihtiva ediyor.

“Yeni dünyamızda, bir kişi eğer zamanımızın büyük küresel çelişkilerini anlamayı başaramıyorsa dünya lideri ya da dünya düşünürü olmayı talep edemez.” Bu halde, küresel çekişmeler arasında karmaşık dengeleri nasıl oluşturacağını hesap etmeden küresel düzeni geliştirmek için önemli bir farklılık ortaya çıkaramaz. Batı dünyasının izafi gücü yirmi birinci yüzyılda durmadan gerilemeyi sürdürdükçe Batılı liderler, dış politikalarında dikkatli ve pragmatik olmayı bir kez daha öğrenmek zorunda olacaklar. Siyah ya da beyaz tavırlar incelikli politikalarla yer değiştirmek zorunda olacak. Çağdaş dünyamızın trajedisi baskın Batılı söylemin hâlâ böyle bir karışıklığı denetim altına almada yetersiz olmasıdır. 

Sonuç olarak: “Dünyamızın şu anda yaşadığı büyük yakınlaşma geri döndürülemez. Dünyayı küçültmek için (“kompleksite”yi üreten de bu olsa gerek!) çok fazla güç serbest kalmıştır. Gezegenimizin büyük zihinlerinin bu sebeple, oluşturduğumuz küçük, kalabalık ve birbiriyle derinden bağlantılı küresel köyü nasıl yöneteceğimiz üzerine odaklanmaktan başka seçeneği olmayacaktır. Eski küresel, sosyal ve siyasî düzenin geleneksel birimleri, gerçek ulus-devletler dâhil, bu büyük değişimleri yönetmede giderek faydasız olduğunu gösteriyor. Bu yüzden: “Yeni yaklaşımlar ve yeni çözümler aramaya devam etmek zorundayız.”

Bediüzzaman: “Küre-i Arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta’dili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve keza beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması ancak Allah’ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur” (Mesnevî-i Nuriye) derken şüphesiz karmaşanın (kompleksite) “sabırlı” çözülmeler istediğini ve bunun için de pek çok “yüksek yetenek” ve “üst değer”in çalışmasına ihtiyaç olduğunu söylüyordu.

Sezai Karakoç’a göre, her şeyden önce, başkasını düşünmek lâzım: “Yani çalışmamız lâzım, bunu kendi rızkımızı kazanmak için yaparız, görüntüsü odur. Ama hakikatte, Allah hepimizin rızkını tekeffül etmiştir, kimse aç kalmaz. Peki o zaman niye çalışıyoruz? Herkes bir başkasının rızkını temin eder. Yani diyelim ki, çalışacağız, kazanacağız, fakat başkaları için bizden başkası için, kendimiz için değil, kendi rızkımızı Allah tekeffül etmiştir. Bunu oturup da bir mirasyedi gibi, bir asalak gibi yemek de var. Ama bir de sen de çalışırsın, başkalarının hizmetinde olursun, hepimizin rızkı verilir. İslâm toplumunda çalışma başkaları içindir.”

Karakoç ümidini Nurcuların “ihlâs doktrini” çerçevesinde ifade ediyor: “Size bir şey teklif edildiği zaman, yani diyelim bir mevki teklif edildiği zaman, İslâm’da önce şöyle düşünülür; acaba birinin hakkını yiyor muyum, birinin önüne geçiyor muyum, bu görevi benden daha iyi yapan var mıdır? Onu öne geçirme düzenidir İslâm düzeni. Böylece bu düzenle en parlak bir hayat yaşanmış, bugün unuttuğumuz bir toplum, fazilet toplumu yaşanmıştır. Bunun binlerce misali vardır. Bunu unutmayalım. Güncel bir çok konu oluyor, bunu yaşıyoruz, fakat bunların hepsi gelip geçidir. Ve İslâm âleminin içinde bulunduğu acıklı durum devam etmektedir.

Bunu aşmamız için bizim önce tekrar İslâm’ın gerçek anlamı olan fazilet medeniyeti yolunu tutmamız, bunu ideal olarak kabul etmemiz ve bunun içini doldurmamız lâzım, geçmişi inceleyerek, düşünerek. Ve ondan sonra bunu gerçekleştirmemiz lâzım. İnsanlık da bizden bunu bekliyor. Kendi hakkını değil toplumun, herkesin, diğer mü’min kardeşinin hakkını savunan kahramanlar olarak hareket edecektir. İslâm’ın yeni toplumunda bu olacaktır inşallah. Ve insanlık tarihinde yeni bir çağ açılacaktır inşallah. Buna hepimiz çaba sarf edeceğiz ve bunu gerçekleştireceğiz.”

Bediüzzaman çözümün “ciddiyet”i üzerinde duruyordu:

Evet her tarafta bu derd-i maişet herkesi sarsıyor. Ehl-i dalâlet bundan istifade eder. Ehl-i diyanet de kendini mazur bilir, “Zarurettir, ne yapalım?” der. Demek ki, Risale-i Nur şakirdleri bu açlık ve zaruret musîbetine karşı, yine Nur’la mukabele etmeli. Her şakirdin vazifesi, yalnız kendi imanını kurtarmak değil; belki başkasının imanlarını da muhafaza etmeye mükelleftir. O da hizmete ciddî devam ile olur. (Kastamonu Lâhikası) Bu ise evrensel bir görüşü ve tavrı gerektirir. Bediüzzaman’ın “müsbet hareket”i kompleksiteler içinde yeni çözümler ve yaklaşımlar arayanlar için “medenî mü’min” tipolojisini üretir. 

 

Okunma Sayısı: 839
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zübeyir

    30.9.2018 00:26:52

    Allah razı olsun . Yine istifadeye medar bir yazı olmuş .

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı