"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İttihad-ı İslâm’ın tam zamanı gelmeye başlıyor

Caner KUTLU
10 Mayıs 2018, Perşembe
Evrenselleşmek, Medenîleşmek, Cemaatleşmek... -23-

Seyyid Kutub Yoldaki İşaretler’de şöyle söylüyordu: “Her halükârda harekete ilk geçen kesim olma hakkı İslâm’ındır. İslâm, ne bir ırka verilmiş bir hediye ve ne de sınırları belirgin bir coğrafyanın sosyal nizamıdır. Akidesini kabul etmeleri için insanları zorlamasına gerek yoktur. İslâm, şahısları, fıtratlarını bozup tercih hürriyetlerini kısıtlayan etkenlerden kurtarmak üzere siyasî otorite ve toplumsal kurumlar ile mücadele eder.”

Bediüzzaman ise “şûrâ”yı çok daha geniş bir alanı kapsayacak bir medeniyet enstrümanı olarak kullanmayı öneriyordu:

“Eğer denilse: Neden şûrâya bu kadar ehemmiyet veriyorsun? Ve beşerin, hususan Asya’nın, hususan İslâmiyet’in hayatı ve terakkisi nasıl o şûrâ ile olabilir?

Elcevab: Nur’un Yirmibirinci Lem’a-i İhlâsında izah edildiği gibi; haklı şûrâ ihlâs ve tesanüdü netice verdiğinden, üç elif, yüzonbir olduğu gibi, ihlâs ve tesanüd-ü hakikî ile üç adam yüz adam kadar millete fayda verebilir. Ve on adamın hakikî ihlâs ve tesanüd ve meşveretin sırrı ile, bin adam kadar iş gördüklerini çok vukuat-ı tarihiye bize haber veriyor. Madem beşerin ihtiyacatı hadsiz ve düşmanları nihayetsiz ve kuvveti ve sermayesi pek cüz’î; hususan dinsizlikle canavarlaşmış, tahribatçı, muzır insanların çoğalmasıyla elbette ve elbette o hadsiz düşmanlara ve o nihayetsiz hâcetlere karşı, imandan gelen nokta-i istinad ve o nokta-i istimdad ile beraber hayat-ı şahsiye-i insaniyesi dayandığı gibi hayat-ı içtimaiyesi de yine imanın hakaikından gelen şûrâ-yı şer’î ile yaşıyabilir. O düşmanları durdurur, o hâcetlerin teminine yol açar.” (Hutbe-i Şamiye)

Bediüzzaman’ın şûrâ tarifi meslekî işbirlikleri olduğu gibi “her bir fende mütehassıs bir heyet”te olduğu gibi kapsamlı bilim ve san’at ittifaklarını da ifade ediyor. Evrensel karşılığı olarak “telâhuk-u efkâr ve tecarübün keşfiyatıyla” üretilecek şekilde kullanıyor. Gelinen noktada da pek çok verilerle de ortaya çıkan en önemli bir gereklilik özellikle eğitim, uygulama, araştırma ve geliştirme aşamalarında kararlar alabilmek için “şûrâ”lar sistemini üretebilmek...

Eşyanın maneviyatı yeni dönemin en önemli araştırma konusudur. Materyalizm bittiğinden kimilerince belirsizlik dönemi yerini almıştır. İngiltere ne ABD, ne de Çin kadar büyük kaynaklara sahip olmadığının farkında. Akıllı ve çevik olmayı seçmiş. Bu sebeple parlamentoda durmaksızın bu konuda çalışılıyor. Görevlendirilen çalışma grubu hem İngiltere Yapay Zekâ Konseyi’nin nasıl yapılandırılabileceğini, hem de var olan Turing Enstitüsü gibi kurumların yapay zekâ çalışmalarında nasıl daha etkin rol alabileceğini araştırıyor. Ülkenin ulusal yapay zekâ stratejisi belirleniyor. Bu bağlamda meselâ: “Türkiye’nin 2025 yapay zekâ vizyonunun ilk iki adımı, Türkiye Yapay Zekâ Konseyi’nin bu konuda çalışan doğru kişilerin katılımı ile yapılandırılması ve Prof. Dr. Aziz Sancar Yapay Zekâ Araştırmaları Enstitüsü’nün Turing modeli örnek alınarak yapılandırılması” şeklinde öneriler ortaya konuluyor. Bediüzzaman’ın şu ifadeleri hatıra geliyor: “Yeis; ümmetlerin, milletlerin “seretan” denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemalâta mani ve [Ben kulumun güzel zannı yanındayım] hakikatına muhaliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslâmiyenin şe’ni değildir. Hususan Arab gibi nev’-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtaz bir kavmin şe’ni olamaz. 

Âlem-i İslâm milletleri Arab’ın metanetinden ders almışlar. İnşâallah yine Arablar ye’si bırakıp İslâmiyet’in kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesanüd ve ittifak ile el ele verip Kur’an’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.” (Hutbe-i Şamiye)

Arap dünyasının geçmiş devirlerini hatırlatacak yeni çalışmaları şüphesiz Bedîüzzaman’ın sözünü tasdik edecek noktaya gelecektir. Siyasetin dışında ümit arayanlar için geleceğin Arap dünyası yeniden büyük bir değişimi bilim ve teknolojide arıyor (B.A.E, Katar ve Suudi Arabistan’da yeni teknoloji ve gelecek bilim alanındaki çalışmalar mutlaka bütün Müslümanlar için bir anlam taşıyacaktır. Aynı şekilde İran tarihten gelen birikimini yeni san’at , bilim ve düşünce dünyasına taşıma konusunda çok değerli adımlar atıyor; sonuçlar alıyor); malûm Türk unsuru tarih boyunca “kılıcın hakkını vermekte” ve siyaset ve insaniyette önde olmakla (vakıf kurumları gibi) san’at ve bilimde nispeten geride kalmıştı. Arap ve İran unsurları ise (ve bir de Hint) bilim ve san’atta medenî dünyanın “efendileri” olmuşlardı. Muhtemelen gelecekteki ittihat ve yardımlaşma bu tür paylaşımları da ihtiva edecektir. “Ümitvâr olunuz!” derken Bediüzzaman bu yeteneklerin ancak meşveret ve şûrâ sistemi ile birleşebileceğini parçaların füzyonu (mezci) ancak istibdadın kırılması ile istidadların ortaya çıkışı mu’cizevî bir sür’atte gerçekleşeceğini söylüyordu. Gelecek tasavvuru için gerek-şartlı zemin budur.

The New York Times’in haberine göre, Suudi Arabistan prensi ABD ziyaretinde sinema ile ilgili işler için Michael Douglas, Morgan Freeman ve Dwayne Johnson ile; uzay seyahati projeleri konusunda Richard Branson; hayır işleri ile ilgili Bill Gates ve teknoloji ile ilgili de Jeff Bezos ile görüştü. Ayrıca Oprah Winfrey ile de buluştu. Bu durum Arabistan tarafında şöyle değerlendirildi: “Prens’in ABD ziyareti güçlü Arabistan-ABD ilişkileri yanında görüştüğü kişilerden anlaşıldığı üzere Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonuna ulaşmasında ve petrole daha az bağımlı ve “sınırlar dışından” bakabilmek yeteneğine sahip toplum inşasına yardım edebileceklerdir.”

Bütün bu çalışmalar Medeniyet atlamaları öncesi “motiflerin asıllarla yeniden tanımlanabilmesi” imkânları olarak neden görülmesin? Tecrübe-pratik ilişkileri, teori-sermaye-kapital-emek-sonuç bağlantılarına yeni anlamlar katacak olmasın? Bediüzzaman’ın ümidi niye yaşanıyor olmasın? “Mehazdaki kudsiyet” ilişkilerin başlangıç ve sonuçta asıl belirleyicisidir.

“Ben kusurlu fehmimle şu zamanda, heyet-i içtimaiye-i İslâmiyeyi çok çark ve dolapları bulunan bir fabrika suretinde tasavvur ediyorum. O fabrikanın bir çarkı geri kalsa, yahut bir arkadaşı olan başka bir çarka tecavüz etse, makinenin mihanikiyeti bozulur. Onun için ittihad-ı İslâmın tam zamanı gelmeye başlıyor. Birbirinizin şahsî kusurlarına bakmamak gerektir.” (Hutbe-i Şamiye)

Okunma Sayısı: 3539
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı