"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müfredattan önce yaklaşım değişmeli

Caner KUTLU
06 Aralık 2018, Perşembe 00:04
Öğretmeni yenen “Talebe!” -32-

Çağdaş eğitimin “öğretmen”i yol gösterici, danışman, hedef belirleyici olarak getirdiği konumuna Bediüzzaman’ın “Ben de onların bir ders arkadaşıyım.” (Mektubat) ve “Olsa olsa bir üstadlık ortaya girer.” (Lemalar) yaklaşımı da “talebe”yi destekleyici, ölçülebirlik ve ilham verici olmakla yükseltiyor.

Talebenin başlangıç çizgisidir henüz ilham; itikâdlara giden yol hayal etmekle başlar. Hareketle canlanır. Hayallerle kurulan hayat”hakikat”leştirmekle amacına ulaşır. Bu aralarda pek çok üretici alan kurulabilir. Bunun için Bediüzzaman’ın ölçüsü: “Hadîs, maden-i hayat ve mülhim-i hakikattır.” (Hutbe-i Şamiye) teorinin (soyut, hayal) hayat bulması ancak doğru uygulamalarla mümkündür. İman başta bir soyuttur. Kur’ân hadis bağı ile kurulan kelâm gelişimleri ve farz sünnet bağlantısı ile başlayan fıkıh açılımları ve uygulamaları en yüksek örnekleri meydana getirir. “Talebe”nin katılımı kıyas ve icma’ usûllerini tarihte mükemmel yorumları getirmiş, bilim ve fikir alanlarında yeni çığırlar açmıştı. İslâmın “fıtrat dini” olması baştan sona eğitimi belirleyen bir akışı mümkün kılmıştır.

Anaokuluna giden çocuklara soruyorlar: “Telden yapılmış bir atacı kaç farklı şekilde kullanabilirsiniz?” Bulunan farklı işlevlerin sayısı, “divergent thinking” becerisi olarak değerlendiriliyor. “Divergent thinking” tabirini bir meseleyi yahut nesneyi farklı şekillerde düşünebilme, olaylara farklı açılardan bakabilme becerisi olarak çevirebiliriz. Fıtrat hayalleri sonuna kadar işleyebilme becerilerini taşır. Bediüzzaman’ın “Dimağda meratib var; birbiriyle mültebis, ahkâmları muhtelif” (Sözler) dediği karmaşık yollar (complexity) bu dönemde daha açıktır (clarity). Aynı araştırmada çocukların % 98’i “dahi” sınıfına girecek kadar başarılı oluyor. Araştırma ilerki yıllarda tekrarlanıyor. Aynı çocuklara bu soru 8-10 yaş arasında soruluyor. “Dahi” çocukların oranı hemen hemen yarıya iniyor. 25 yaşına gelindiğinde bu oran % 2’lere kadar geriliyor. (Sir Ken Robinson’un TED konuşmasından) Einstein’in izafiyet teorisinin sonuçlarının ürettiği büyük dalganın ard arda oluşturduğu “sisteminin göreceliliği” yaklaşımlarına karşı Bediüzzaman’ın getirdiği mana-i harfi/mana-i ismi eşlikleri şeklindeki düşünme formları daha doğru ve çağdaş bir yaklaşım geliştirebildi. Bu yalnızca bilimde, sanatta değil eğitim ve sosyal bilimlerde de bir yeni usûl olarak (istenirse, yeni paradigmalar) kaynaklık yapabilir. Bunun ön şartını da Şerif Mardin, Risale kelimelerinin deşifre edilmesi olarak ifade etmişti.

Erdem Demircioğlu yazısında, günümüzde kullanılan eğitim modelinin 19. yy’ın başlarında Prusya’da ortaya çıkmış bir model olduğuna dikkat çekerek şu tesbiti yapıyor: Öğrencilerin belirli bir müfredat içerisinde ve yıllara yayılmış bir teorik eğitim almasını öngören bu sistem her ne kadar sürekli gelişim gösteriyor olsa da, (özellikle ülkemizde) insan tabiatındaki iki önemli unsuru aşındırmaktadır.

1. Girişimcilik.

2. Analitik düşünme becerisi.

Bu tesbit, eğitimin gereksiz olduğunu değil, tam tersine doğru noktalara odaklanması gerektiğini desteklemektedir. O halde teori ve pratik, bilgi ve uygulama birlikte nasıl yol alacakları önem kazanıyor. Şu halde gelecekte eğitim ve üretim çalışmalarının birleştiği süreçlere daha sık rastlayacağız. Gösterimli fabrikalar (demo factory) eğitim uygulamaları ile ilgili en büyük avantajı, araştırma-geliştirme ve eğitim faaliyetlerini birleştirerek, kaynak (maddî ve insan gücü) harcamasını düzenlemek olacaktır. Çalışanlar henüz öğrenci seviyesinde üretim ortamını birebir yaşarken, işverenler de bütün üretim süreçlerini çok düşük maliyetlerle simüle edip, gerekli gördükleri değişiklikleri üretim hattını riske atmadan gösterimli fabrikalar üzerinden yapabiliyor olacaktır. Önümüzdeki süreçte, eğitimden üretime büyük ve hantal yapıların yerine mikro seviyede, hızlı ve etkili stratejiler konulacaktır. Girişimci ruhların kaybedilmemesi, analitik düşünce yeteneklerinin geliştirilmeleri ve özgüveni yüksek fertler olarak yetişmeleri toplumun geneline yansıyacak bir ilerlemeyi de beraberinde getirecektir. 

Bediüzzaman mesleği sorulduğunda şu cevabı vermişti:

S- Sen tacir misin?

C- Evet tacirim, hem de kimyagerim. 

S- Nasıl?

C- İki madde var, mezcettiriyorum: Bir tiryak-ı şâfî, bir elektrik-i muzi tevellüd eder. 

S- Nerede bulunur?

C- Medeniyet ve fazilet çarşısında; cebhesinde insan yazılan ve iki ayak üstünde olan sandık içindeki, üstüne kalb yazılan siyah veya pırlanta gibi parlak olan bir kutudadır.

S- İsimleri nedir? 

C- İman, muhabbet, sadâkat, hamiyet. (Münâzarât)

Bediüzzaman’ın “ata et ite (ya da aslana) ot vermemek” ve “ata ot, ite (aslana) et vermek” kaynakların yerinde ve verimli kullanımına dikkat çekiyor. Ziya Gökalp’in bir sözünde de geçiyor: “At önünde et vardı/ İt ot yemez ağlardı/ Otu ata yedirdim / Eti ite yazdırdım.”

 Bediüzzaman bunu şu şekilde ifade etmişti: “Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı. Koyun, kuzusuna süt; kuş, yavrusuna kay verir.” (Hutbe-i Şamiye) Talebe hayatın içinde ürünler elde edebilmelidir. Doğru duruş “yalnızca bilenlerin” alâmeti iken aynı zamanda doğru hareket “ilmiyle amel eden” talebenin alâmetidir. 

Bilginin sosyalleşmesi, gelişmesi Bediüzzaman’ın şu ideali ile ifadesini bulur: Halbuki edyan-ı saire müntesibleri mutlaka fevc fevc, muhakeme-i akliye ile ve bürhan-ı kat’î ile daire-i İslâmiyet’e dâhil olmuşlar ve olmaktadırlar. Eğer biz, doğru İslâmiyet’i ve İslâmiyet’e lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dâhil olacaklardır. (Tarihçe-i Hayat) Bunun da hareket merkezi ihlâs doktrini etrafında şekillenebilir.

Türkiye Zekâ Vakfı Başkanı Emrehan Halıcı, PISA tarafından yapılan araştırmaların sonucuna göre acı gerçeklerle karşı karşıya olduklarını belirtirken, “Bu tablo öğrencilerin, öğretmenlerin ve yeteneklerin kısıtlandığı bir eğitim sistemi yaklaşımının sonucudur. Bu tabloya bakıp, detay değişikliklerle değil genel bir değişikliğin ve yaklaşımın benimsenmesi önemlidir. Değişim müfredatta değil, yaklaşımda olmalı. Bilgiye dayalı değil öğrenmeye dayalı bir eğitim sistemi benimsenmeli. Odak noktası öğretmen değil, öğrenci olmalı” diyor.

Okunma Sayısı: 965
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı