"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Öğretmeni yenen “talebe!”: -20-

Caner KUTLU
15 Şubat 2018, Perşembe
Bir fikrin ya da san’atın muhatap bulabilmesi iki şeyle açıklanabilir: Bir; başta anlaşılamaması yani anlaşılma gereği olması. Anlaşılma düzeyinin derinde bulunması ya da çok katmanlı olması. İkincisi ise arasındaki boşluklar. Bunlar (berzah) alan üretecektir.

O halde bir fikir ya da san’at eğer gün geçtikçe çürümüyorsa hayatiyetini sürdürebiliyorsa değeri artıyordur. Ya da boşluklar yeni alanlar açıyor ve genişliyordur. Bu sebeple fikirler ve san’atlar bekledikçe neticesini verirler. Tevhid düşüncesinin haşr-i cismânî üzerine tesisi bu sebeple sarsılmaz bir güç ve sınırsız ve sonsuz bir uygulama alanı (sonsuz uzaylar) üretebilecektir. Bu sebeple insan zihni için de; fenle bilimin ya da fikirle san’atın imtizaçları büyük “güç kaynakları” üretebilecektir. 

Batı’da fikir ve san’atı üreten medenî akıl ise dijitaldir (Dan Brown “Origin” kitabında da bunu söylüyor: beynin dijital olduğu.. sinaps atar veya atmaz; 0 ya da 1 diyor.. bilgisayardan tek farkı muhtevası; çok daha büyük olması); yani yeteneklere (yaklaşarak değil) dokunarak onları değiştirmeyi ister. Eğitimin anlamı ise “meydan okumak”, yeniden üretmek kabalıkları yıkmaktır; bunun için başta tabiat “kusurlu” görülür. Doğu aklı, felsefeleri ise her şeyin fıtratını ideal noktada bulur. Burada en başta Batı’nın “bakış”ına karşı (Bediüzzaman buna “romanvari nazar” der) Doğu’da “temaşa” vardır. İnsan bulaşmasa, dokunmasa.. her şey en ideal form ve işleve sahiptir. Bu sebeple eğitimin anlamı, başta bunu anlamak ve uyum sağlamaktır. Bu yüzden Doğu muhafazakâr, korumacı; Batı devrimci ve müdahalecidir. Modern Batı felsefesinin evrim temeli, bu müdahalelerin ve mecburiyetlerin tabiatı geliştirebileceğini düşünür. 

Eleştirel bakış Batı için ontolojik bir gerekliliktir. Doğu ise “birlikte”liklerle var olabilir; Batı’nın “birey”i Doğu’da “dışlanma”ya karşılık (Doğu’da en büyük suç “bencillik”tir) gelir. Dolayısıyla, Batı eğitimi baskıcı ve dayatmacı; bunun için de başta reddedicidir. Doğu eğitimi ise başta kabul edici; destekleyici ve tamamlayıcıdır. Bu yüzden Doğu eğitimi disiplinli fakat şefkatlidir; baskı ve baskılama Doğu eğitimine uymaz, söndürür. Batı ise icad ettiği “kültür” vasıtasıyla eğitimi bir baskı ve baskılama yöntemine çevirmiştir. Kültür neredeyse bütün insanlığı bir tek insan gibi üretmeyi mümkün gören bir “idea”yı taşır. Çünkü artık insanlara ve toplumlara bir fikir ya da anlayışı kabul ettirmek için kuvvet kullanarak “zapt-u rapt” altına almakla mümkün olamıyor. Kaba gücün olmadığı yerde yumuşak güç olarak “kültür” bir ele geçirme ve istilâ yöntemi olarak kullanılıyor. (Mardin’in söylediği “Cumhuriyet’in öğretmeni” ise bunun taşıyıcı rolünü bir süre üstlenmişti.) Bunun Doğu’da tepki görmesi görece yenilgilerini hazırlayacaktı (bunun karşılığı Türkiye’de “talebe”lerin içinde olduğu halk tepkisi olarak karşımıza çıkmıştır) ancak neticede, tamamen kabul etmekten doğacak tehlikelerden, korunmalarına da imkân vermiştir. İşte bu yeni dönemin de bir şansıdır. Doğu yeniktir, ancak tekrar kazanabilir.

Bu vesileyle Bediüzzaman’ın eğitim felsefesinin kritik bir prensibini (bir talebe Üstad ilişkisini de gösteren bir şekilde) daha ifade etmek gerekir:    

Hâfız Ali demiş: “Risale-i Nur’un bir kerametidir; öküze et ve arslana ot atmaz. Öküze ot verir, arslana et verir...”

İşte Hâfız Ali’nin bu mektubunu aldığımdan ya altı, ya yedi gün evvel, Karadağ’dan inerken birden diyordum: “Yahu! Ata et, arslana ot atma; arslana et, ata ot ver.” Bu kelimeyi beş-altı defa hoşuma gitmiş tekrar ediyordum. Ya Hâfız Ali benden evvel yazmış, bana da söylettirdi veyahut ben evvel söylemişim, ona yazdırılmış. Yalnız bu garib tevafukta bir farkımız var. O, öküze ot demiş; ben, ata ot demişim. (Kastamonu Lâhikası)

Batı’nın kültürü et ve otu hem ata hem de aslana yedirebileceğini düşünür. Bu halde doktriner yaklaşımlar ya da teorik okumalar şu yanlışlığı da beraberinde getirebiliyor, biriktiriyor; pratiğin her ferd tarafından baştan üretilebilir olması... Amerika’yı sürekli ve yeniden her ferd tarafından keşfedilebilir olması.... Hal- buki tecrübe kişiseldir ve çoğu şahsî tecrübe evrensel sonuçla belirlenmez. O halde Amerika’nın her şahıs tarafından farklı keşfi sayesinde Amerika parçalanarak gerçekliği tamamen bozulabilir. Örnek uygulamalar; yani doğru tecrübeler, yani doğruluk ile doğruluğun gösterimi... Bunu Doğu, Batı’ya nazaran daha kolay başarabilir.

Bu ilişkiyi geliştirecek şöyle bir “imân”dır: 

“İnsan şu mevcudattan kendisine düşman ve ecnebi tevehhüm ettiği veya ölüler, yetimler gibi hayatsız, perişan vehmettiği şeyleri nur-u iman, ahbab ve kardeş sıfatıyla gösterir ve hayatdar tesbihhan (tesbih eden) şeklinde irae eder. Yani gaflet ile bakan adam, âlemin mevcudatını düşman gibi muzır telâkki ederek tevahhuş eder. Ve eşyayı ecnebiler gibi görür. Çünkü dalâlet nazarında mazi ve istikbal zamanlarındaki eşya arasında uhuvvet, kardeşlik rabıtası, bağlanışı yoktur. Ancak zaman-ı halde eşya arasında küçük, cüz’î bir alâka olur. Binaenaleyh ehl-i dalâletin yekdiğerine olan uhuvvetleri, binler senelik uzun bir zamanda bir dakika kadardır.

Ve keza iman nazarı bütün ecramı hayatdar, birbirine ünsiyetli olduklarını görüyor. Ve her bir cirmin lisan-ı haliyle Hâlık’ının tesbihatını yapmakta olduğunu da gösteriyor. İşte bu itibarla bütün ecramın kendilerine göre bir nevi hayat ve ruhları vardır. Binaenaleyh imanın şu görüşüne nazaran o ecramda dehşet, vahşet yoktur. Ünsiyet ve muhabbet vardır.

Dalâlet nazarı, matlublarını tahsil etmekten âciz olan insanların sahibsiz, hâmisiz olduklarını telâkki eder ve hüzün, keder, aczlerinden dolayı ağlayan yetimler gibi zanneder. İman nazarı ise, canlı mahlûkata, ağlar yetimler gibi değil, ancak mükellef memur, muvazzaf zâkir ve tesbihhan ibad sıfatıyla bakar.” (29. Lem’a)

Okunma Sayısı: 1983
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı