"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Önce demokrasi

Cemil Said Demirdöğmez
06 Ekim 2017, Cuma
Demokrasi ve hukukun sınıfta kaldığı bir ülkede yaşıyoruz maalesef. İnsanlar yollara düşmüş, alanlarda ve salonlarda toplanmış, adalet arıyor. Mağdurların ahı göğe yükseliyor.

Adaletsizliğin sonu zulümdür. 21. Yüzyıldayız. Hürriyet asrındayız. Artık darbeler, istibdatlar, zulümler kalksın, tam demokrasiye dönüş yapma vaktidir. 

Bu uygulamalar merhum Sayın Süleyman Demirel’in dediği gibi: “Milleti devlete küstürmüştür.” Biz Yeni Asya olarak tam Demokrasiyi savunduk. Adalet konusunun üzerinde durduk. Sonra milletimize döndük, zulme rıza zulümdür dedik. Kırk sekiz yıldır aynı şeyleri söylüyor, aynı fikirleri savunuyoruz.

Ne olursa olsun, nerede olursa, kim olursa olsun, hakkın, hukukun, tarafsız ve baskısız bir şekilde üstün tutulması konusunda uyardık. Şimdi ülkemizde yüzlerce insan sebepsiz yere tutuklu durumda. Bir çok tutuklu suçunun ne olduğunu dahi bilmeden tutuluyor. Acı bir tablo var karşımızda. Demokrasi yolunda bu kadar bedel ödedikten sonra geleceğimiz nokta bu olmamalıydı.

 Milletçe istiyoruz ki; Türkiye’nin lügatına hukuk yeniden girsin, adalet isim ve şekil ile değil, hakikî olarak yerini alsın. Her gün tutuklananlar, tutuksuz yargılananlar, hapse atılanlar, açığa alınanlar, ihraç edilenler, evinden yurdundan olanlar, hasta olup tabutla tahliye olmayı bekleyenler var. 

Peki bunların hesabı nasıl verilecek, bu kadar masum insanların hakkı nasıl ödenecek? Şu anda binlerce çocuk annesiyle birlikte hapiste tutuluyor. Hapiste yetişen bir nesil olursa, biz ülkemizden nasıl refah, huzur, adalet, demokrasi bekleyebiliriz. Bütün sıkıntıların kaynağında, demokrasi eksikliği yatmaktadır. Eğer anayasamızda yazdığı gibi, “laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” olabilseydik, bugün biz de Batı ülkeleri gibi refah ve huzur içinde olacaktık. Ama yöneticileri seçerken sadece dindar olsun yeter diye düşündük. Dindarlığı iyi bir idareci olmak için yeterli gördük. Halbuki, demokratik olmayı dindar olmaya tercih etseydik, hem dinimize, hem sosyal ve siyasî hayatımıza daha faydalı bir tercih yapmış olacaktık. 

Demokrasi deyince, rahmetli Demirel’i anmadan olmaz. Ne demişti Demirel: 

“Demokrasi herkesin istediği işi tutabilmesi, istediği sözü söyleyebilmesi, istediği yere gidebilmesi, istediği şekilde inançlarına sahip olabilmesi, istediği şekilde ibadet edebilmesi, manevî ve maddî cepheleriyle hür olmanın adıdır. Bunda devlet için veya millet için bir tehlike yoktur. Bu nasıl sağlanacaktır? İşte burada demokrasi dediğimiz zaman, hak arama yollarının sonuna kadar açık olduğu rejim akla gelmelidir. Buradan adalet doğar, eşitlik doğar. Adalet ve eşitliğin hakim olmasını sağlamak, güvenlik içinde olmak, demokrasinin tarifine değil de, tavsifine, yani vasıflandırılmasına yarayacak şeylerdir.” 

Demokrasinin tarifi budur, bundan ibarettir. 

Çarpıtmalarla, kükremekle, olayı başka tarafa çekmekle, bu milletin kandırılamayacağını elbet hepimiz görüyoruz. İnşallah daha iyi şekilde göreceğiz.

Adaletsizlikle, zulümle, dayatmayla kimse bir şey kazanamaz. Kazanmış görünenler de aslında kaybetmiştir. 

Okunma Sayısı: 858
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı