"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zübeyir olmak

Cemil Said Demirdöğmez
08 Şubat 2018, Perşembe
Geçmişten günümüze, ‘Dâvâ adamı’ denildiğinde sizin aklınıza kimler geliyor? Parmakla sayılabilecek kadar az olduğunu biliyoruz.

Peki bu dâvâ adamlarını bu kadar önemli yapan neydi? Tarihte adının anılması için kimse kendini bilmediği bir şey için feda etmez değil mi? Peki nedir bu dâvâ adamlığı ki, bir insanı kendinden geçirip, sadâkatle bir yere bağlıyor ve o şey için hayatını feda edercesine çalışıyor? Kendi tarihimizde, çok uzaklara gitmeden, hemen şöyle arkamıza bir baktığımızda bizce aklımıza gelen ilk isimlerden birisi Zübeyir Gündüzalp’dir. Zübeyir Gündüzalp, hayatıyla, dâvâsıyla bizlere örnek olacak bir şahsiyettir. Dâvâsında her yönüyle gayet sadık, fedakâr, sebatkâr, metin ve sarsılmazdı. Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin ona; “Bu Zübeyir var ya taş kafadır.” dediği ve onu demesinin sebebi ise, bu adam hiç sarsılmaz, taş gibidir, sadıktır, başka şeylere müracaat edip yorulmaz, etkilenmez, menfaati için dâvâsını satmaz, demektir. Zübeyir başkadır, Zübeyir ayrı bir insandır, herkes bir yana, Zübeyir bir yana. Neden? Çünkü, dâvâsına sadık kaldığı için. Peki biz de öyle miyiz? Zübeyir çizgisinde ilerleyen bir camianın içinde bulunmak, Zübeyir gibi olmayı gerektirmez mi? Elbette bunu gerektirir. Peki bu nasıl olacak? Risale-i Nurlar’ı bol bol okuyarak, hizmet düsturunu benimseyerek, enaniyetimizi bir havuzun içine atıp eriterek. Hepimiz Zübeyir gibi olmaktan bahsediyoruz. Bu “gibi” kelimesini oradan çıkarsak da “Zübeyir” olsak olmaz mı? Zor mu? Evet zor. Sıkıntılı mı? Evet oldukça sıkıntılı. Peki imkânsız mı? Hayır!

Bir şeye imkânsız dememiz için onu denememiz gerekiyor. O şey eğer denenmeden imkânsız deniyorsa, ya tembelliktendir. Şimdi biliyoruz ki, bizim dâvâmızda tembellik ve korkaklık yok. Cesaret var, hareket var, yorgunluk yok. O zaman neyi bekliyoruz? Yoksa bu dâvâda bir tereddüt içinde miyiz? Üşeniyor muyuz? Gelin hep beraber, bugünden itibaren bu işin her yönü ile kitabına göre hareket edelim. Ne yazıyorsa uygulayalım. Bize herşeyden önce lâzım olan şey ‘doğruluktur’, doğru olalım. Gelen geçen rüzgârların etkisine kapılmayalım. Devamlı müsbet ve olumlu düşünceler içinde olmamız gerektiği söyleniyor, olalım. Burada yazılmamış daha bunun gibi bilebileceğimiz düsturlar var. Gelin o düsturlara uyalım. Zübeyir olmak zormuş, gelin olalım...

Okunma Sayısı: 2199
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    8.2.2018 23:57:40

    Tebrikler kardeşim. Zübeyr olalım, olabiliriz, o niyet ve gayrette oluruz en azından.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı