"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

12 Mart “darbe muhtırası”-1

Cevher İLHAN
12 Mart 2019, Salı
Darbe tehdidiyle dayatılan ve hâlen hakkında birçok yanıltmanın yapıldığı demokrasi inkıtalardan biri de şüphesiz 12 Mart muhtırası.

28 Şubat “postmodern darbesi”nin 22., 12 Eylül darbesinin 23. yılında hâlâ karanlıkta kalan birçok hususun çarpıtılmasında olduğu gibi 12 Mart muhtıra darbesinin 43. yıldönümünde de perde arkasında kalan birçok konu çarpıtılıyor.

Bediüzzaman’ın “tehditlerle, korkularla, hîlelerle efkâr-ı ammenin (kamuoyunun) belli bir mecrâya çevrildiği, muhâkame-i akliyenin kapatıldığı” tesbitiyle, millet irâdesini gaspla demokrasiyi tahrip edip askıya alan darbelerin ve ara dönemlerin perde arkası aralandıkça, dezenformasyonlarla, yalan-yanlış propagandalarla on yıllardır kamuoyunun manipüle edilip yanıltılıyor. 

Aslında, 12 Mart demokrasiyi inkita muhtırası, darbecilerin/cuntacıların, Cumhuriyet döneminde, 27 Mayıs ihtilâliyle tasfiye ettiklerini düşündükleri Demokrat Parti’nin misyonunu yüklenen Adalet Partisi (AP) iktidarını daha baştan hazmedememelerinin; daha iktiara geldiği 1965 Ekim’inden sonra sürekli cuntalarla darbe hazırlığı ve teşebbüsü içinde olmalarının mâhiyetini ele veriyor.

CUNTA ÇATIŞMALARININ İÇYÜZÜ

Vakıa şu ki, dayatılan diğer darbe, ve muhtıralarda olduğu gibi 12 Mart müdahalesi de çok önceden plânlanır. Döneminde MİT görevlisi olarak “cunta toplantıları”nın içine sızarak elde ettiği bilgileri Demirel’e ilettiğini anlatan Mahir Kaynak’ın, 1966 yılının Kasım ayından beri darbe girişimlerinin olduğunu belirtmesi bunun ifâdesidir.(Erhan Seven, Yeni Şafak,  8.3.2012)

Aslında 12 Mart muhtırasına mâruz kalan dönemin Başbakanı merhum Süleyman Demirel’in 7 Haziran 2012’de Meclis Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na açıklamaları, 12 Mart’ın arka plânına ışık tutuyor.

Öncelikle 9 Mart’taki “cunta toplantıları”ndan haberi olduğunu, bunun üzerine Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a gidip “Bir takım kokular geliyor burnuma’ uyarısını yapmasına karşı aldığı “cevap”lar bu hususta dikkat çekici. Sunay’ın kendisine, “Sen merak etme, (Genelkurmay Başkanı) Memduh (Tağmaç) Paşa başında’ dediğini hatırlan Demirel’in, “Merak etmeyeyim de tedbir almamız lâzım. Tedbir alabilecek durumda değiliz çünkü” sözleri, 12 Mart muhtırası öncesi süreçte darbe hazırlıklarının yapıldığı kırılgan tabloyu gösteriyor.

“9 ve 10 Mart’ta 12 Mart muhtırasında çok büyük rolü olan Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler ile Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur’un kendi iç bünyelerinden koptuğunu ve kendisine “Sen hiç merak etme, ben onları tâkip ediyorum” diyen Demirel, Başbakan olarak dönemin Cumhurbaşkanı’na, “Bu işlerin zor işler olduğunu ve yarım yamalak lâfı kaldırmayacağını” uyarısını yapıyor. “Cumhurbaşkanını arıyorum, çıkmıyor telefona. İş bittikten (muhtıra verildikten) sonra bulabildim. ‘Ne yapayım? Beni de aştılar!’ dedi. Sonra biz kendi yolumuza gittik, kavgamız neyse onu yapmaya devam ettik” diyor… (Darbe Tutanakları, 44-46)

12 Mart toplantılarının 28’inci Tümende yapıldığını ve konuşulanların artık büyük bir kütleye sirayet ettiğini belirten Demirel’in, 12 Eylül öncesi atmosferi ve darbeci-muhtıracıların vaziyetini, “Hiçbir şeyi beğenmiyorlar, yani sistemi beğenmiyorlar, kalkınmayı beğenmiyorlar, devrim arıyorlar, devrim içinde devrim” nitelemesi, 9 Mart’tan 12 Mart’’a ardı ardına birbirini yiyen “iç darbe/cunta çatışmaları”nın içyüzünü deşifre ediyor. (a.g.e.)

“BU PARLAMENTOYU KAPATTIRMAYALIM”

Bu açıdan,Türkiye’de 1970’lerin başında gelişen olaylarla orduda “darbe eğilimi oluştuğu”nu nazara veren Kaynak’ın, “O dönemde TSK’da iki güç vardı. Biri darbe yapmak isteyenler, diğeri darbeyi engellemek isteyenler. Hava Kuvvetleri (Muhsin Batur) ve Kara Kuvvetleri (Faruk Gürler) darbecilerden ve darbeden yanaydı; Orgeneral Tağmaç ise darbeyi engellemekten yana olanların tarafındaydı. Sonunda iki güç birbirini tasfiye etmenin zararlı olacağını anladı. İki tarafın da verdiği tâvizler vardı. Tâvizlerden birinde darbeciler darbeden vazgeçti. Öbürleri de onlarla ilgili iddiaları ortadan kaldırdı. Bu bir pazarlıktı…” cümleleri, 12 Eylül cunta muhtırasının içyüzünü ifşa ediyor.  

12 Mart’ta hükûmetin istifasını isteyen, aksi halde Meclis’in kapatılacağı ve demokrasinin bütünüyle askıya alınacağı tehdidinin savrulmasına karşı Meclis Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nda 12 Mart’ta cuntanın zaten muhtırayı ve hükûmeti devirmeyi kafaya koyduğunu belirten Demirel’in “Biz dedik ki ‘Bu Parlamentoyu kapattırmayalım. Biz burada birtakım işleri gene yaparız.’ Benim yaptığım en önemli hadiselerden birisi o Meclis’i kurtarmaktır, kapattırmamaktır” sözleri 12 Mart “darbe muhtırası”na karşı demokratik direncini ortaya koyarken insafsızca çarpıtmalar ve yanıltmaları peşinen ıskartaya çıkarıyor.

Okunma Sayısı: 1201
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı