"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara bu cendereden çıkmalı

Cevher İLHAN
25 Kasım 2017, Cumartesi
Türkiye, İran ve Rusya’nın bölge ekseninde vardıkları Suriye mutabakatına dair kırılmaların daha ilk günde baş göstermesi, çoğu Yahudi ifsad şebekelerinin güdümde İngiltere ve ABD’nin güdümünde küresel işgalci güçlerin Ortadoğu’da barış ve çözümü baltalama peşinde olduklarını deşifre ediyor.

Şimdi de özellikle Hadis-i Şeriflerde “arz-ı Şam” olarak târif edilen, Yahudilerin “ard-ı mev’ud” iddiasıyla hedefledikleri Nil ve Fırat-Dicle arasındaki toplumların parçalanıp çeşitli mezhebi ve etnik ayrımlarla birbirinden koparılma tefrikası fiilen dayatılıyor. 

Menhus plânla, Ortadoğu’da emperyalist sömürgecilerin güdümünde ufaltılmış Sünnî-Şîi “uydu devletçiklerin, krallıkların, emirlikler”in ihdasıyla mezhebî ve etnik tefrika fitnesiyle önce Filistin toprakları İngiliz emperyalizmine terkle Siyonistlere taahhüd edilen İsrail’e zemin hazırlanmıştı. 

Bediüzzaman’ın, “Avrupa zâlim hükûmetlerinin zulümleriyle, âlem-i İslâma ve merkez-i hilâfete (Osmanlıya) ettikleri ihânet” ve “müthiş bir su-i kast plânı” diye takbih ettiği, Müslüman halkları tefrika alt yapısını oluşturan ve -10 Ağustos 1919’da imzalanan- “gaddarâne Sevr Muâhedesi”ne ortam oluşturan, 101 yıl önce Birinci Dünya Savaşında İngiliz-Fransız mamulü “Sykes-Picot anlaşması”nın yeni versiyonuyla nifak devrede. (Kastamonu Lahikası, 17; Şuâlar, 619) 

Sevr’in güncelleşmiş dizaynı olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile müfsid mihraklar, yine stratejik hegemonya ve çıkarları hesâbına bölge ülkelerini daha da dilimlenip ufaltması  peşindeler.

“SURİYE’Yİ BİR ARADA TUTMAK…”

Bu maksatla, altı yıldır süren, yüz binlerce çocuk, ihtiyar, kadının bulunduğu altı yüz bin Suriye’nin katledildiği ecnebilerce silâhlandırılmış uydu taşeron terör örgütleriyle sürdürülen kanlı iç savaş ateşlenip alevlendirilmekte. Bölgesel işbirliğinin kapısını açacak siyasî çözüme sinsî politikalarla peşinen çomak sokmaya çalışılmakta.   

Bu açıdan “Suriye mutâbakâtı”ndan bir gün önce İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore’nin, yüzyıllardır işgallerle, sömürgecilik ve katliamlarla yüz binlerce mâsum Asyalı ve Afrikalıyı katleden ülkesinin karanlıklı ve kanlı mazisine bakmadan, “Halkından yüz binlerce kişiyi öldüren birinin Suriye’ye liderlik edemeyeceğini” söyleyip, çözümü “Rusya’nın uzun vadedeki çıkarları”na hamlederek, “Esad gitmeli, Rusya bizimle konuşmalı” ifsadı çarpıcı. (Yeniçağ, 22.11.17)

Ancak daha da çarpıcısı, Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün “Soçi üçlü zirvesinde kilit önemdeki unsurlardan biri, Suriye’yi bir arada tutmaktır” diye “Suriye mutâbakatı”nın önemine atıfta bulunurken, akabinde “Toprak hâkimiyeti için bu kadar çok varsa, devlet dışı aktörler olsun, devletler olsun, bu  hedefin gerçekleşmesi imkânsız olacak” diye peşinen mutâbakatın başarısına dair istifhamları uyandırması. (a.g.g.)

Bir yandan “Astana süreci’nin ‘Cenevre süreci’ alternatifi değil, tamamlayıcısı” derken, diğer yandan “Esad’ın meşrûiyetini kaybettiğini” ileri sürüp, “kapsayıcı, demokratik, çok kültürlü, işlevsel ve meşru bir hükümet yapısına taşıyamaz” diye çelişkili konuşması. 

Tesbit şu ki, AKP iktidarında Ankara, ecnebilerin İsrail’i himâye adına Müslüman komşu Suriye’yi onlarca terör örgütünün cirit attığı kargaşa ve kaosa sürükleyen, ülkeyi bölünüp parçalama vartasına düşüren, 911 kilometrelik Türkiye sınırını güneyden kuşatıp Arap âlemi ile ayıran “kanton”larla “iftirak koridoru”nun teşekkülüne sebebiyet veren Şam yönetiminin devrilmesi saplantılı fiyaskolu politikaların cenderesinden çıkmış değil. Hâlâ Şam’ın devre dışı kalması gibi uçuk, ütopik ve akıbetsiz politikaları bırakmış değil. 

AKIBETSİZ POLİTİKALARDAN VAZGEÇMELİ

Esasen zirve öncesi Cumhurbaşkanı’nın, “Müsbet sonuçlarına dünya şahit olmuştur. Suriye krizinin çözümü için “yeni bir aşama” ve “yıllardır süren akan kanın artık tamamen durması, trajedinin son bulmasıyla iç savaşı bitirmek için gerçek bir şans; Suriye halkının kabul edebileceği kalıcı ve muteber bir siyasî çözümün tesisi” sözleri, Suriye mutâbakatının öneminin ikrarı. 

Ancak, zirveden bir gün sonra partisinin grubunda, “elinde yüz binlerce vatandaşının kanı olan Esed rejimi hâlâ yerli yerinde durmakta” çıkışıyla Şam yönetimini hedef alan “Suriye muhalefeti”ni savunması yeniden kırılma sinyallerini çakması dikkat çekici. (gazeteler, 21.11.17)

Şam’ın dışlanıp silâhlı muhalefete her türlü lojistik destek verildiği halde ülke terör örgütlerinin tasallutundan kurtulup barış ve çözümde bir netice alınmazken, Suriye’de onca tahribata, yıkıma, iç savaşla akan kan durmayıp  yüz binlerce mâsumun kanının akıtılıp, ülkeyi baştan sona harap eden politikaların akıbetsizliği ortada.

Ankara, akıbetsiz politikalardan artık bütünüyle vazgeçmeli…

Okunma Sayısı: 1819
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı