"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın vatanperverliği - 3

Cevher İLHAN
09 Mart 2018, Cuma
Resmî belgelerle vatanperver hizmetleri Bediüzzaman’ın Osmanlı resmî arşivlerinde kayıtlı vatanî ve millî hizmetleri, dönemin matbuâtında açıkça yer alır.

Bu hususta evvela, Kafkas Cephesindeki kahramanlıklarıyla ilmî vukufiyetini takdirle Enver Paşa’nın “Harbiye Nezâreti’nin (Genelkurmay’ın) hükûmete teklifiyle, “Ordu-yu Hümayun’un kontenjanı”ndan) kurulma aşamasındaki Dâr-ü’l Hikmeti’l İslâmiye azâlığına 18 Zilkade 1336’da (26 Ağustos 1918 seçilmesi öncelikle kayda değer. 

Mesela, “Cerîde-i Sofiye” gazetesinin, 19 Ağustos 1334 (1 Eylül 1918) tarihli 147. nüshasında, “ahkâm-ı İslâmiyeyi neşr ve tamimle vazifeli kılınan Dâr’ül Hikmet’il İslâmiye’nin resmî küşadı (açılışı) haberinde, başta Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi, Fetva Emini Ali Rıza, Başmuavin İbrahim Efendi olmak üzere devrin on bir seçkin ulemasıyla Bediüzzaman’a gösterilen alâka ve itibar bunlardan biridir. 

“MİLLETE VE MEMLEKETE HAYATINI VAKFETMİŞ”

Yine 26 Kanun-u evvel 1334 (8 Ocak 1919) tarihli “İ’tisam” mecmuasında, Enver Paşa’nın, hayrına iştirak için kâğıdını teminle tab’ını (bastırmayı) teklif ettiği İşârât-ül İ’câz tefsirini Bediüzzaman’ın Pasinler Harp Cephesinde telif ettiğinin nazara verilmesiyle vatanperverliğinin ve ilmî vukûfiyetinin belirtilmesi bir başka delildir. 

Ayrıca İ’tisam” mecmuasının (26 Kanun-u evvel 1334-8 Ocak 1919) Arabî İşârât-ül İ’câz tefsirinin basımı ve neşrine dair tanıtım ilânında, “Darü’l Hikmeti’l İslâmiye a’zât-i mümtâzesinden (mümtaz azâlarından) müellif-i muktedir Bediüzzaman’ın şöhret-i şâyiası bu eser-i güzin hakkında fazla söz söylemeye hâcet bırakmıyor” ibâresi kullanılır. (Sadık Albayrak, Son Devrin İslâm Akademisi, Dar’ül-Hikmeti’l İslâmiye, 186-188; Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said-i Nursî’nin Mufassal Tarihçe-i Hayatı, c.1, s. 443-449)

Bu hususta, dönemin Sadrazâm Talât Paşa’nın, “Bediüzzaman Dar’ül Hikmeti’l İslâmiye’ye namzettir. O büyük bir vatanperver, kahraman bir fedâidir. Millet ve memleket uğrunda fisebilillâh hayatını vakfetmiştir” beyânı vatanperverliğinin bir diğer delilidir. (Bediüzzaman Said Nursî ve Din Düşmanları, 67)

Ve Harbiye Nezâreti’nin talebi üzerine, Şeyhüislâm Musa Kâzım Efendi’nin, “Dâr’ül – Hikmeti’l - İslâmiye azâsından Bediüzzaman Said Efendiye mahreç pâyesi tevcihi için Padişah’a yaptığı müracaatla, Bediüzzaman’a, Şeyhülislâmdan sonra Osmanlı ulemasının reisi olan Başmüderristen sonraki Osmanlı’nın en yüksek ilmî pâyesi/rütbesi olan ve “Mahreç Mevleviyeti” de denilen “Mahreç Pâyesi”nin takdimi, bir başka örnektir.

“HİDEMÂT-I BERGÜZÎDE-İ VATANPERVERÂNESİ”

Bu meyanda, Şeyhülislâm’ın 7 Eylül 1918’de “Âtıfetlü Efendim Hazretleri” başlığıyla Sultan Mehmed Vahdettin’e sunduğu tezkere ve lâyihada, Bediüzzaman için, “Bitlis’te Ruslarla vukua gelen muhârebâta (savaşlara) iştirak edip esir düşmüş; aşâirin (aşiretlerin) harbe sevki hususundaki mesâi-i hâmiyetmendânesine (hâmiyetli mesâisine) ve müşâhed olan hidemât-ı bergüzide-i vatanperverânesine (güzîde - seçkin vatanperver hizmetine) binâen bir rütbe-i ilmiye ile taltifi (ödüllendirilmesi), Harbiye Nezâret-i Celîlesinden (Genelkurmay Başkanlığı’ndan) iş’ar olunmuş (bildirilmiş) ve âhiren (daha sonra) Dâr’ül Hikmeti’l İslâmiye azâlığına tayin olunarak tanzim edilen irâde-i seniye layihası leffen (ekli yazılı olarak) arz ve takdim edilmiştir” beyânı da, vatana ve millete vatanperver hizmetlerinin açık ikrarıdır.

Keza 9 Eylül 1918’de Padişah tarafından onaylanarak Meşihat’a gönderilen “Bediüzzaman’a ilmiyede “mahreç pâyesi” verilmesine dair irâde-i seniyye”de (Padişah irâdesinde), “Dâr’ül - Hikmeti’l - İslâmiye azâsından Bediüzzaman Said Efendiye mahreç pâyesi tevcih olunmuştur. Bu irâde-i seniyyenin icrâsına Meşihat memurdur” fermanı,  vatanperverliğinin devletin en üst makamlarınca tescilidir. (a.g.e., 446; Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, 196; Sadık Albayrak, Bir Devrin İslâm Akademisi Dâr’ül Hikmeti’l İslâmiye, 186-8) 

Özetle, onca resmî belge ve kayıtla Bediüzzaman’ın vatanperverliği ortada iken, araştırmadan, önyargılı çarpıklıklarla, menhus mihraklarca uydurulan sahte isnadlarla âdî ve zâhir yalan ve iftiralar, hakikat nazarında sahiplerini bir defa daha müfteri ve maskara durumuna düşürüyor…

Okunma Sayısı: 2172
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı