"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın vatanperverliği - 6

Cevher İLHAN
12 Mart 2018, Pazartesi
Ankara’ya dâvetin tesbitleri

Bediüzzaman’ın vatanperverliği Osmanlı devri resmi kayıtlarıyla mevsut olduğu gibi, Cumhuriyet dönemi resmi belgeleriyle de sabittir. Bunların başında Kuva-yı Milliyeye desteğinden dolayı büyük zaferden sonra çoğu dostlarından gelen ısrarlı dâvetler vardır.

“Üstad ilk önce beni Ankara’ya göndermişti, bilâhare kendisi de ısrarla istenince geldi” diyen talebelerinden Tevfik Demiroğlu’nun ifâdesiyle, “Ankara’daki millî hareketi desteklemek için” kendisiyle birlikte talebelerinden Molla Süleyman ve Binbaşı Bitlis’li Refik Bey’i önceden Ankara’ya yollayan Bediüzzaman’ın vatanperverliğini Ankara’dakiler bilmekteler. 

Çünkü, çoğu daha evvel İstanbul’da İngilizlere ve Anadolu’daki düşman işgaline karşı mücâdele etmiş âlimlerden, mücâhitlerden ve Anadolu eşrafından oluşan, hatta önemli bir kısmı İstanbul’daki Osmanlı Meclis-i Mebusanı mensuplarından teşekkül eden Ankara’daki yeni Millet Meclisi’ndeki mebuslar Bediüzzaman’ı tanımaktalar.

Bu mebusların büyük bir kısmı Bediüzzaman’ın Kafkas Cephesinde Ruslara, Doğu’da Ermeni çetelerine ve İstanbul’da İngiliz işgal kuvvetlerine karşı verdiği mücâdeleyi, Osmanlının ihyası, birlik ve bütünlüğü için yaptığı çalışmaları, Kuva-yı Milliye’ye desteğini, Şeyhülislâm’ın “fetvâsı”na mukabil yayınladığı “cihad fetvası”nı, ilmî faaliyetlerini ve hizmetlerine yakinen bilmekteler.

DÂVETE İCÂBETİN MAKSADI

Bunun içindir ki, Ankara’ya dâvet ettikleri Bediüzzaman’ı Meclis’te büyük bir takdir ve taltifle karşılarlar.

Keza Osman Nuri Köni’nin bilâhare 1950 yıllarında Bediüzzaman’a yazdığı ve Üstadın da eserline aldığı bir mektubunda, “Yurdun her tarafında Millî Mücadele devam ederken, zât-ı hâkimanelerine Ankara’dan mücahade-i milliyede birlikte devamı için, muhtelif şahıslardan 18’i mütecaviz dâvetnameler geldiği zaman, bu davetlere icabet edip etmemek hususunda; İstanbul’da ikametgâhınızdaki görüşmede istişare buyurduğunuz alay müftülerinden eski dostunuz, Ankara’lı Osman Nuri’yim...” ifâdesi, Bediüzzaman’ın Ankara’ya davetinin ve sonunda bu dâvete icâbet ettiğinin maksadını açıkça ortaya koyan bir diğer tesbittir. (a.g.e.)

Bediüzzaman’ın talebelerinden merhum Zübeyir Gündüzalp’in, “not defteri”ndeki “Yirmi beş sene Millî Müdafaa Vekâleti’nin din işleriyle alâkalı bir dairesinde mühim bir vazife ifa etmiş büyük âlim ve ehl-i kalb olan Osman Nuri, Merkez-i Hükûmet makamındaki zatlar ve bilhassa askerî kumandanlar arasında neşr-i din hakikatlarına ve tavsiye muvaffakiyetine erişmiş bu zat, mezkûr meşverete dair bir hâtırasında Ankara’da bize şöyle anlatmıştı”  kaydı bu gerçeği teyid eder:

“BÜYÜK BİR HİZMETE MEDÂR OLACAKTIR’

“Otuzbeş sene evvel, İstanbul dehşetengiz düşmanlarımız olan ecnebilerin işgali altında iken de, Hazret cânını fedâ edercesine ölüm ve idamı istihkâr (hâkir görüp hiçe sayarak) ederek onlarla mücadele ve mücâhede etmekten bir an geri kalmadı. Bir zaman sonra Ankara hükûmeti belki on defadan fazla şifre ile dâvet etti. Hazret gitmedi. Nihayet çok dindar olan bir paşanın tavassutu ile dâvetin tekrarlanması ve Ankara’ya teşrifi hatırlatılınca, onun vasıtasıyla son dâveti almıştı. O günlerde bir gün bu âcize, bir şey meşveret edeceğini söyleyerek, Ayasofya çayhanesinde bulunacağımız saati kararlaştırdık. Ben o saatten evvel çayhaneye gidip Hazret-i Üstâdın teşriflerini beklemeye başladım. Biraz sonra Hazret-i Üstâdın oturduğum mahalle doğru gelmekte olduğunu gördüm. Hazretimiz teşrif ettiler ve bana lütfen buyurdular ki:

“Beni kerratla Ankara’dan dâvet ettiler. Ben de büyük tehlikenin İstanbul’da olduğunu, burada düşmanlarımızla mücadele edeceğimi beyân ederek gitmedim. Bu günlerde bir dâvet daha geldi. Sen burada kalmamı mı, yoksa Ankara’ya gitmemi mi faydalı görürsün, hangisi münâsiptir?’

“Ben de; ‘Efendim münasibi zâtınıza daha iyi malûmdur. Benim kanaatim, sizin Ankara’da Meclis-i Meb’usan içine girmeniz büyük bir hizmete medâr olacaktır’ dedim… Ve nihayet Hazret-i Üstâd Ankara’ya gitti.” (Hususî Not Defteri, Zübeyir Gündüzalp, s: 87; (Bediüzzaman Said Nursî, Mufassal Tarihçe-i Hayatı, c. 1, 535,  53)

Bütün bu tesbitlere ve gerçeklere karşı, hâla uydurma ve iftiralarla Beidüzzaman’ın vatanperverliğini gölgelemeye yeltenmek, yalnız kendisine değil, yazılı belgelere, onca şâhidin hâtırasına ve tarihî tesbitlere saygısızlıktır…

Okunma Sayısı: 1410
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı