"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Camide alkışlı propaganda!

Cevher İLHAN
11 Şubat 2019, Pazartesi
GARABET

Mâlûm daha evvel bazı AKP’li siyasetçiler ipe sapa gelmez benzetmelerle özellikle dini açıdan oldukça mahzurlu yakıştırmaları hep geçiştirildi.

Ancak, meselâ bir milletvekili, “Erdoğan’a dokunmak bile ibadettir” gibi garip yakıştırmada bulundu. Bir bakan yardımcısı, bir düğünde evlilik cüzdanını geline verirken “Erdoğan’ın sünnetinin gereğidir” dedi. Cami avlularında “Tayyibim” başlıklı ilâhiler büroşörü dağıtıldı. Yine bir milletvekili “Tayyip Erdoğan için her gün iki rekât şükür namazı kılmamız gerekir” sözünü sarfetti. “İktidara ilişik bir tarihçi”, “İslâmî kaideye göre Erdoğan’a oy vermek İslâmın gereğidir” diye konuştu.

Muhalefet partilerine mensup siyasetçilerin en ufak bir yanlışını serişte eden iktidar sözcüleri ve “iktidara ilişik medya” yorumcuları, bu vahim yakıştırmalara hiçbir düzeltme getirmediler.

Ve en son Millî Savunma ve Millî Eğitim Bakanlığı yapmış bir AKP milletvekilinin partisinin il belediye başkanı adayı için oy isterken, “İnanıyorum ki vereceğiniz destek yarın ruz-i mahşerde (kıyamet gününde), yine sizin berat belgelerinizden (kurtuluş belgelerinizden) biri olacak” demesine kamuoyu önünde bir iki cılız eleştirin dışında ciddi bir ikazda bulunulmadı. (Gazeteler, 26.1.19)

Ana muhalefetin bir milletvekilinin “ezânın Türkçe okunması”na dair lâflarına büyük tepki ile derhal partiden ihrâcına karşı, iktidar partisinden bu skandala açık bir tepki verilmemesi tartışılırken, Van’dan Büyükşehir adayının camide seçim propagandası dehşet görüntüsü “pes” dedirtti. (8.2.19)

Bakalım; Sıffin’de Hz. Ali’nin ordusuna karşı çıkanların Kur’ân-ı Kerîm sayfalarını kılıçlarının ucuna geçirmesi gibi camiyi, dini, mukaddesleri siyasî rakiplerine karşı siyasî rant hesâbına “dinin dahilde (Müslümanlar arasında) menfi bir surette istimal istimali”nin son tezâhürü olan bu garabete iktidar partisinden nasıl tepki verilecek? Yoksa yine mi geçiştirilecek?

İKRAR

“Arkamızda ağamız var”dan dönüş

Bilindiği gibi AKP’nin Ankara büyükşehir adayı, Kahramankazan’da katıldığı bir seçim programında “Sırtımızı yaslayacağımız bir ağa var, o ağayı da siz biliyorsunuz Recep Tayyip Erdoğan” demiş; muhalefete mensup belediye başkanları için “Hangi projeyi götürüp de hükümete yaptıracaklar? Hangisini söylemeye yüzleri var bunların!” diye “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi”nde muhalefetten seçilecek belediyelere para verilmeyeceği örtülü tehdidini savurmuştu. (DHA, 4.219)

Ve en son Meclis’ten apar topar geçirilen 71 maddelik “torba yasa”ya sokuşturulan Cumhurbaşkanı’nın hiçbir gerekçe göstermeksizin istediği belediyeye ödenek aktarıp, istemediğine aktarmaması yetkisinin bahşedilmesiyle birlikte düşünüldüğünde bu çıkışın seçmeni bu yönde etkileme amaçlı olduğu ortaya çıkmıştı.

Ancak hükûmetin milletten toplanan parayı bütün belediyelere kanunlara göre vermesi hükmüne rağmen, “muhalefet adaylarını seçerseniz projelerini yürütemezler, devletten para alamazlar” anlamındaki sözlerine kamuoyundan gelen büyük tepkiler üzerine AKP adayı bu kez “Eğer bir belediye başkanı ‘hükümet bana para versin ben de yapayım’ diye beklerse boşuna beklemiş olur. Öyle bir hazır para yok” diye önceki açıklamanın tam tersini söyledi. (CnnTürk, 6.2.19)

Yani iki gün sonra kendini nakzetmesi, “arkamızda ağamız var” lâfının yanlışlığının ikrarı oldu.

TESBİT

“Sülün Osman” yasağı!

Seçim çalışmalarında Sadet Partisi’nin sinema filmlerinden önce yayınlanan “Sülün Osman” reklâmının reklâmcı firmaya baskılarla yasaklanması siyasette “Sülün Osman” tartışmasını tetikledi.

Bu durum, Türkiye’deki siyasetin ne denli tehlikeli bir tehdit altında olduğunu açığa çıkarırken, SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “Sülün Osman’ filmdi gerçek oldu. Organize baskılar sonucunda “Sülün Osman” yayından kaldırıldı” tepkisi çarpıcıydı.

“O kadar sade, o kadar basit ki kimseye parti olarak atıfta bulunmuyor; şimdi bunda ne var?” dese de, sözkonusu temâlı filmde “Galata Köprüsü’ne adım atan herkesten geçiş ücreti aldı. Tabi o zamanlar köprüden geçmeyen para ödemek zorunda değildi. Sülün Osman mesleğinde ilk değildi, sonuncu da olmadı” ifâdeleriyle sözkonusu dolandırıcının Galata Köprüsü’nden Taksim Meydanı’na vatandaşları dolandırdığının anlatılması, belli ki siyasi iktidarı rahatsız etmişti.

Tesbit şu ki, “cepsiz ceket”le belediyelerdeki rüşvet, kayırma ve yolsuzluğa dikkat çeken partinin, “bu işler bazen bireysel bazen organize işler ama her zaman yanlış işler!” notuyla tanıttığı, Türkiye’nin dolandırıcılık tarihinin en meşhur ismi Sülün Osman filminin sansürlenmesine sebep olmuştu.

HAFTANIN SÖZÜ

“12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat döneminde yazdım, kendimi bu zamandaki kadar kısıtlı bir duygu içinde görmedim.” Ahmet Taşgetiren, (TV5, 1.2.19)

 

Okunma Sayısı: 3351
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı