"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dinî cemaatlere operasyonun arka planı - 2

Cevher İLHAN
19 Ağustos 2026, Çarşamba
Suça karışmış terör örgütü militanlarının cezalarına “infaz yasası”yla “af”-“erteleme” getirilirken, temelde “Kur’ân öğretimi” yapan bir cemaate yapılan operasyonlar her haliyle sırıtıyor.

Öncelikle Adalet Bakanı’nın bir yandan “operasyon dini bir gruba karşı değil, malî yapılanmaya, devletin suç örgütleriyle, çetelerle mücadelesidir” deyip, diğer yandan “lideri” dedikleri isim üzerinden “devletin el koyduğu şirketler” algısını telkini çarpıcı.

“Mâsuniyet kuralı” çiğnenerek yargılanmadan bir cemaate fütûrsuzca “suç örgütü” lansesiyle “dinî duyguları istismar” ithamıyla “hukuk devleti” peşinen berhava ediliyor. 

Keza “epeydir üzerinde çalıştığımız bir operasyondu” diyen İçişleri Bakanı’nın, “Almanya Köln’de yapılan büyük merkeze faaliyetlerini kaydıracakları” gerekçesiyle bir cemaate “örgüt” yaftasıyla, “yandaş medya” yanıltmalı bir “karalama kampanyası” yürütülüyor.

Kısacası, 2016’da Diyanet’in devlet adına bazı cemaatler, tarikatlar ve STK’lerle yaptığı toplantılarda “iktidar partisinin yanında yer almayan cemaatler”in dışlanıp iktidardakilerin “siyasî projeleri”nin cemaatlere tepeden tamiminin “gereği”ne devam ediliyor…  

İKTİDARDAKİLER, “TAM TESLİM CEMAATLER’ İSTİYOR!”

Gerçekten, mesele “şahıslara finansal operasyonu”ysa, neden şimdiye kadar beklenip “cemaate ait olduğu” söylenen “şirketler”e de kayyımların atanarak bütün cemaat töhmet altında bırakılıyor? “Niçin “Kur’ân kurslarına yardım topladıkları” iddialarıyla topyekûn câmia kapsama alınıp suçlanıyor?”

Aslında bütün dinî oluşumlara yapılan operasyonlarda olduğu gibi “Süleymancılara son operasyon”da da 15 Temmuz’un akabinde Aydınlık’ın hazırlayıp Kaynak Yayınlarınca yayınlanan “Diyanet’in -gizli- Tarikatlar Raporu”nun esas alınması, çarpıklığı ifşa ediyor.

Bu hususta, 10 Mart 2014’te iktidardakilerin “aldatılmışız” diye çarkettiği “Ergenekon ve Balyoz darbeye ortam hazırlama, darbeye teşebbüs, orduya kumpas” davalarından tahliye edildiği Silivri Cezaevi kapısında “Cemaatlerin, tarikatların kökünü kazıyacağız” diyen, -7 Kasım 15’te- Aydınlık’taki yazısında, -2 Ocak 16’da- Akit Tv’de ve -13 Ocak 16’da- Habertürk’te Fatih Altaylı’nın “teke tek programı”nda, “Erdoğan bizim mevzie geldi, Saray iktidarının arkasındayız. Bütün cemaatleri tasfiyeyle varlıklarını kamulaştıracağız” diyen Perinçek’in “cemaat operasyonlarının ‘raporları’na göre yapıldığı” ikrarı fevkalâde çarpıcı.

Hâsılı “iktidardakiler, rantı kendileriyle paylaşan, hiçbir yanlışa ikaz etmeyen, tam siyasî teslimiyetle “ehlileştirilmiş cemaatler’ istiyor” tesbiti gerçeği ortaya koyuyor.

CEMAATLERİ “SİYASETİN APARATI” HALİNE GETİRMEK…

Sonuçta, AKP iktidarında, özellikle 15 Temmuz”un ardından iktidar partisinin “devlet partisi” yapılıp “devletleştirildiği”, devletin “partileştirildiği” “Türk tipi tek kişilik otoriter rejim”de tek parti diktasından kalma “devlet projesi” yeniden devreye sokuluyor. Bir zamanlar “müşrik devlet” sloganlarını atan “din nâmına siyasetçiler”in, “dünyevileşip” devletle özdeşleştiklerini, sıkı “devletçi” kesilip devleti “kutsayan” jakobenlerin bitiremediği imanî-ahlâkî hizmetleri ifâ eden ülkenin manevî sigortası dinî cemaatleri toptan tasfiyeye yeltendiklerini açığa çıkarıyor.

Halbuki bütün araştırmalarda dinî hayatın zaafa uğramasıyla ahlâkî çöküş dip yapıyor. Kendini “muhafazakâr”-“dindar” tanımlayanların, namaz kılanların, oruç tutanların oranı hızla azalıyor. AKP kurucularının ikrarıyla “İslâmî yaşayış zayıflıyor, insanlar dinden, göstermelik ‘dindarlık’tan kaçıyor…”

Sonuçta, onca propagandanın aksine Türkiye muhâfazakârlaşmıyor; “dindar nesil” yetişmiyor; tam tersine muhâfazakârlar “sekülerleşiyor.” En çarpığı da dini yapılar, dünyevî yatırımlara heveslendirilip “ticarileştirilmek”le yozlaştırılıyor; “siyasetli cemaatler” vartasına düşürülerek aslî-manevî hizmetleri yapamaz duruma düşürülüyorlar.

Ve peşinden de operasyonlarla dinî gruplar rejime göre dizaynla iktidardakilerin kontrole alınarak “siyasetin bir aparatı” haline getirilerek devletin güdümüne sokulmak isteniyorlar.

“Menhus plan” bu; gerisi bahane…

Okunma Sayısı: 2699
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yahya

    3.09.2026 00:09:13

    Okuyucu yorumlarına bakınca hakikati anlıyorum.

  • Arda Yıldız

    20.08.2026 01:14:42

    Necati bey şimdiye kadar size fikirle karşılık veren olmadı mı? Şu dediğiniz laf hiç yakışıyor mu? Burası Yeni Asya. Genel okuyucu kitlesinin nasıl düşündüğü de ortada. İktidara destek ne zaman verdik? İktidara destek vermiyoruz diye solcularla, kemalistlerle de omuz hizasına gelecek değiliz. İktidara destek vermiyoruz diye fetöcüler gibi beddua edecek değiliz. İktidara destek vermiyoruz diye yapılan hayırlı işleri tebrik etmeyecek değiliz. İktidara destek vermiyoruz diye felaket tellallığı yapıp iman hizmetini unutacak değiliz. Yeni Asya ümmetin bir gazetesidir. Derdi ümmetin dertlerini dert etmekten ibarettir.

  • Doğukan Pamir

    19.08.2026 22:42:41

    Bu günlerde yapılan operasyonlarda mesele cemaatlerin, tarikatların veya vakıfların şaibeli mal edinmeleri meselesinden çok, benden misin yoksa bana muhalif misin meselesidir.Malesef öyle görünüyor. İktidar kul hakkına sahip çıkan bir ikyşdar olsaydı ihlâs finansa para yatırıp mağdur edilen 60000 kişinin de bir gün hakkını, mağduriyetini dile getirirdi. Yaptılar mı? Hayır. Çünkü ihlâs finans sahipleri iktidara oy veren lerdir. Bendensen piru paksın. Eğer benzeri operasyonlarla amaç haksızlığı/haksızı cezalandırmak olsaydı geçmişte haksız mal edinen(rüşvet alıp suç üstü olan) 4 bakan ile şehzade Bilal yargı önüne çıkarılıp cezalandırılırdı.Ama sıçluyken yargı önüne çıkarılmadılar. Bakınız fetö ye Türkiyeyi kendi eliyle parsel parsel veren bu iktidar değil mi? Eski enkara belediye başkanı gökçek halkın milyon dolarlarını çarçur etti. Hesabını soran veya operasyon yapan oldu mu? Hayır

  • Aysun

    19.08.2026 15:34:21

    Hakîkatin öldürüldüğü topraklar.. Mevlâ görelim neyler? "Artık çiftlikte sıradan bir gündü" George Orwell

  • Necati

    19.08.2026 13:33:53

    Semanur ve Enes gibi yorumcular, AKP'nin gönüllü avukatı gibi, yapılan bunca hukuksuz uygulamaları tevil etmek için mi bu gazeteyi takip ediyorsunuz. Yoksa aklı başında hiç bir Yeni Asya okuyucuyu ülkeyi tek adam sistemi ile yöneten, Demokrasi ve adaleti yok eden, iki yüzlü, münafıkane siyaset izleyerek, İslâmiyet'e ve dine hizmet eden cemaatlere tarihte görülmemiş büyük zarar veren bu iktidarı desteklemez.

  • İlvan Hepkul

    19.08.2026 10:58:21

    Perinçek’in : Erdoğan bizim mevzie geldi, Saray iktidarının arkasındayız. Bütün cemaatleri tasfiyeyle varlıklarını kamulaştıracağız” Cümlesi çok dikkat çekici

  • Semanur Tunoğlu

    19.08.2026 09:36:07

    Tabiki cemaat ve tarikatlara düşman, kökünü kazımak isteyen bir kesim var. Güç odakları var. Ama bunlar mevcut iktidarda olanlar değil. 1950 yılına kadar ülkede tekke, zaviye, şeyh, mürit, kitap bırakmayan zihniyetin temsilcileri dün dedelerinin yapamadıkları işleri bugün kendileri tamamlamak istiyorlar. Allah onlara fırsat vermesin. Allah kemalistlere fırsat vermesin. Amin.

  • Enes

    19.08.2026 09:08:56

    Perinçek'in kökünü kazıyacağız sözü bayrak yapılıyor. Perinçek cürmü kadar yer yakar. Mikro örnekleri makro boyutta tartışmak insanı yanıltır. İslami kesimden cemaatler için çok daha kuvvetli destek sözleri söyleniyor onları da dikkate almalısınız. 25 senelik mevcut iktidar döneminde şimdiye kadar kaç cemaat ve tarikatın kökünü kazıdılar. Gülen grubu zaten cemaat yapılanmasından başka bir boyuta, yapıya, örgüte evrilmişti. Bizim için örnek olamaz.

  • HÇeşitcioğlu

    19.08.2026 06:22:16

    Tarikat cemaat ve cemevleri; şeffaf demokrat ve denetlenir olmalı; kendi kendini denetleyen bir mekanizma oluşturmalı; uzun yaşayan büyük şirketler gibi! - Cemaat ve tarikatlar adına; doğrudan siyaset ve ticaret olmamalı; ı zaman ; tarikat siyaset ticaret şeytan üçgeni oluşur. - Tarikat cemaat karışımı bir yapı; her seçimde partilerle; pazarlık yapıp blok oyla hep kazançlı çıkarsa; o yapı despot ve çıkarcıdır; despotluk ve kazan kazan da cemaatı bozar ve patlar. - 28 Şubat’ta istihbarat subayı harbiden şunu demişti “ askerin gözünde tarikat ve cemaatler; huysuz hırçın bir kız gibidir; birileri zaptedeceğine asker zaptetmelidir!” Bu gerçeği bilerek ; her dindar yapı akıllı özkontrollü ve izzetli kalmak zorundadır!

  • ziya

    19.08.2026 03:23:15

    “…imanî-ahlâkî hizmetleri ifâ eden ülkenin manevî sigortası dinî cemaatler“, öyle mi? Milyarlarca parayı cukkaya at, sonra ülkenin manevi sigortası ol! Oh.. ne ala memleket!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı