"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Düstur-u adalet”ten sapılarak…

Cevher İLHAN
08 Şubat 2018, Perşembe
Yargısız infaza dönüşen OHAL KHK’larıyla hukukun çiğnendiği Avrupa Birliği raporlarına da yansımış. AB temsilcilerinin Türkiye’de son dönemde yargı alanında yaşanan gelişmelerle ilgili olarak “hukuk devletinin altının oyulduğu” ortak açıklamaları bunun ifâdesi,.

“Türk yargı sisteminin tarafsızlığı ve bağımsızlığı ile hukuk devleti ilkesinin altını oyan endişe verici gelişmelere dair son örnekler” tanımlamasında bulunan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Federica Mogherini ile AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu komiseri Johannes Hahn’ın, AYM’nin tahliye kararına rağmen Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın gözaltında tutulup serbest bırakılmamalarının hukukun üstünlüğüne zarar vermesinin yanı sıra talihsiz bir emsal teşkil etme riskini de taşıdığını ve etkili yasal yolların varlığı konusunda ciddî şüpheler uyandırdığını nazara vermeleri dikkat çekici. (gazeteler, 3.2.18)

Vakıa şu daha 15 Temmuz hâdisesinin çok öncesinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’in, Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkan olarak haftada 25 saat ders anlattığını ve terörle mücadele dersi verdiğini belirtip, “Niye buradayım? Niye beni getirdiler? Neye dayanarak. Evimde silâh mı var? Veya birşey mi yaptım? Hiçbirisi yok. İfâde özgürlüğüne vurulan darbeler bunlar. İsterse insan cinâyetle suçlansın, neyle suçlanırsa suçlansın hukukun temel kuralları herkese eşit olarak uygulanmalı. Eğer adâlet kurumları çalışmıyorsa, hepsi boştur. Adâletin olmadığı bir ülke vatan değildir. Ülkenin yararı ve hukuk için herkesin konuşması lâzım” sözleriyle bu gerçeğe işaret edilmişti. (29.12.15)

ADALETE GÜVEN SIFIRLANIYOR!

Düşülen vartada, vatandaşların mahkemelerde yargısız infaza mâruz kalma tedirginliğinin had safhaya çıkmasıyla adâletin zedelendiği, uzun tutuklulukların fiilî cezâ haline getirildiği ve adâletten beklentilerin zaafa uğratıldığı Türkiye’nin “derin adâlet sorunu”na dikkat çekiliyor.

Bu süreçte, “Türkiye’de cemaatin kurumlarının önünden geçti’ diye insanlar tutuklanacak hale geldi” diyen Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Genel Müdürü Hanefi Avcı’nın, birçok bürokratın tutuklananların “ilgisiz” olduğunu bildikleri halde korkudan sahip çıkmadıkları, meselenin hukuk zemininden çıkıp “tamamen hissî, duygusal ve düşmanlığa dönüştüğü” ikazı önemli.

Yine daha evvel “kurunun yanında yaş da yanıyor” hayıflanmasında bulunan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun, “insanların hukuk dışı işlemlerin kurbanı olduğu, yanlışların düzeltilmeyerek bütün hak arama yollarının kilitlendiği halin sürdürülemeyeceği” uyarısı çarpıcı.

İktidar partisine mensup Meclis eski Başkanı’nın, “hiçbir organ, makam, merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve tâlimat veremeyeceğini, tavsiye ve telkinde bulunamayacağını” teminat altına alan “Anayasanın 138. maddesi ölmüştür” sözü de. (Milliyet, 16.5.15)

ADALETSİZLİĞİN BEDELİ AĞIR OLUR…

En son, “Darbe sabahı yazmaya başladım; mağdurlar üretmeyelim” ikazını hatırlatan ve “Hani OHAL’i hükümet kendine ilân etmişti ve vatandaş rahatsız olmayacaktı?” diye soran Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün, “Ülkenin selâmeti için, seferberlikse seferberlik, OHAL ise OHAL!... Ancak millî irâde gücünün geçerli olduğu demokratik bir ortamda, vatandaşların zerrece olumsuz etkilenmemesi için iktidar sahipleri azami özen göstermelidirler” uyarısında bulunup, “Maalesef mağduriyetler devam ediyor; ‘mağdur edebiyatı’ değil, mağdurlar var” tesbiti, OHAL sürecindeki hukuksuzluğun mahiyetini ortaya koyuyor. (Enpolitik, 27.12. 17)

Özetle, Bediüzzaman’ın fevkalâde ehemmiyetli beyân ve ikazıyla, “düstur-u adâlet”ten sapılarak “tarafgirlik fikriyle”, “evham, garaz ve inad”la” sırf inanç, görüş ve kanaatlerinden olayı insanların hak ve hukuklarına ilişilmesiyle “hissiyatını karıştıranların adâlet nâmına pek çok zulmettikleri”, “sureten adâlet içinde adâletin mâhiyetinin zulme çevrildiği” “müthiş günâhlara girmek ihtimali”ne ortam oluşturulduğu vartasına bodoslama girilmiş durumda. (Tarihçe-i Hayat, 487, 202; Şuâlar, 313)

Bunun içindir ki, mâsumların mağduriyetlerini bitirip giderecek âdil yargılama için Türkiye bir an evvel bu adâlet sorununu çözmeli; aksi halde adâletsizliğin bedeli ağır olur…

Okunma Sayısı: 2146
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı