"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Fırkacılık cünunu”nun cilveleri

Cevher İLHAN
12 Mayıs 2018, Cumartesi
GÜNDEM

Bugün “ittifak” edip siyasî rakiplerini en ağır ifâdelerle tahkir eden Erdoğan ve Bahçeli, daha düne kadar birbirlerine çok ağır tahkirleri savurmaları siyasî kulislerin konusu.

Meselâ 2014’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi teklifinde partisinin grubunda Erdoğan, “Yine ifâde ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına ‘despot’ ve ‘köksüz’ diyecek kadar kökten binasip olan kişi bunun hesâbını verecektir” diye Bahçeli’ye sert sözlerle yüklenmiş; “Tamamıyla bir müfteri edâsıyla yaptığı, iftiralarla dolu bir konuşma. 16-17 yıldır partinin başındasın geldiğin yer ortada. Ben MHP’li kardeşlerime hep sesleniyorum. MHP’yi küçülten bu adamla bir yere varamazsınız. Bu adam siyasette çırak bile olamadı, olamayacak da. Bunun varlığı MHP teşkilâtı için bu denli bir tehlikedir. Bugün yine iftiralarla dolu, yolsuzluklar şu bu filân falân. Kalkıp evlâdıma Hazine arazilerinin tahsisinden, terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturmamdan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen alçaksın, âdisin!” diye meydan okumuştu. (DHA, 24.6.14) 

Keza 7 Haziran 2015 seçimlerinden birkaç gün önce, Elazığ’daki mitingde “Aziz Gakkoşlar” hitabıyla konuşan Bahçeli ise “Türkiye’nin Erdoğan’ın kuşatması ve tazyiki altında, koyu bir karanlıkta ve kör bir çıkmazda olduğunu, fitne saçıp her gün dedikodu yaptığını” belirtmişti. Dahası, “Sizler işsiz ve yoksulken, Ankara’da bir avuç imtiyazlı ve sonradan görme Hazine’yi hortumlamakta, kaçak saraylarda yaşamaktadır. AKP millî servet ve kaynakları zimmetine geçirmekte, para ve servet avcıları rızkınızı yağmalama peşindedir. Ekonomiyi ithalata bağlayan, kaçakçılığı teşvik eden, sıcak paracıları, faiz, rant ve silâh lobilerini memnun eden Erdoğan ve Davutoğlu’nun aklında siz değil, BOP’un hedefleri, küresel güçlerin kanlı hesâp ve çıkarları vardır. Çöken dış politikaya, düştüğümüz acınası duruma dikkat ediniz, bunları açıkça göreceksiniz” tesbitlerini sıralamıştı. (Milliyet, 2.6.15)

Peşinden de “KCK’nın kuruluşunda katkın ve dahlin var mı? PKK’ya ‘başkanlık’ karşılığında federasyon ümidi verdin mi?” sorularını sorup, “Erdoğan’ın çok yakında maskesi düşecek, eski günlerini mumla arayacak ve günü geldiğinde ya kaçacak ya da adâlete hesâp verecektir” demişti.

İşte bu iki misal, “meyl-i zulüm”le “meleği şeytan, şeytanı melek gören siyaset”in ve “fırkacılık cünunu”nun (particilik cinnetinin) ibret verici ilginç tezâhürleri olarak kayıtlara geçiyor.

GARABET

“İnan ben de soruyorum!”

Siyasî iktidar, “kesinlikle seçim ekonomisi olmayacak” taahhüdlerine rağmen “siyasette lâfız mananın zıddıdır” tesbitiyle daha ilk haftada “seçim ekonomisi”ni devreye sokuyor. Vergi ve prim borçlarının yapılandırılması, emeklilere iki bayramda ikramiye, yaşlılık aylığının yüksetilmesi, genç girişimcilere Bağ-Kur desteği, üniversitelerden kaydı silinenlere af getirilmesi bunlardan bazıları.

Daha birkaç hafta önce muhalefet liderinin vatandaşların yarım asırdır oturdukları, elektriği – suyu bağlanan gecekondulara tapu vereceğini açıklamasına karşı, “Buna hakkın yoktur” diye ortalığı ayağa kaldıran iktidarın on iki - on altı milyonu bulan kaçak binalara “imar affı” da bunlardan biri.

Ancak asıl garabet, geçen hafta Meclis Plân ve Bütçe Komisyonu’nda, Şehircilik Bakanı’nın “İstanbul Boğazı’nın kapsam dışı tutulması gerektiğini” söylemesi üzerine İstanbul milletvekili Bekâroğlu’nun, “Sayın Bakanım, on beş senedir yönetiyorsunuz, bu af niye bugün geldi?” sorusuna, Bakan’ın “İnan ben de soruyorum. Bir senedir çalışıyorum, şu arkadaşlara sorun” cevabıyla açığa çıktı.

Anlaşılan o ki, “baskın seçim” gibi, “baskın seçim ekonomisi” de apar topar getirilmiş. İlgili

Bakanın dahi bilmediğini savunmak durumunda kaldığı emrivakiler dayatılmış…

SÖZÜN ÖZÜ

“Müfrit fırka mutaassıplığı...”

“İnat bazen müfrit fırka (parti) mutaassıplarına, dalâl (doğrudan sapmayı) ve batılı iltizam ettirir (gerekli görüp işlettirir.) Şeytan birisine yardım etse ‘melek’ der, rahmet okutur. Ötekinde melek görse ‘libasını değiştirmiştir’ der, lânet eder. Sûizan ve hüsnüzan nazarıyla, dürbünün iki tarafı gibi leh ve aleyhtar… Vâhî emâreyi (önemsiz bir işâreti) bürhan (delil), bürhanı vâhî emâre görür.”

Bediüzzaman, (Eski Said Dönemi Eserleri, s. 499)

Okunma Sayısı: 2183
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı