"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

IŞİD’e bigânenin vahim sonucu...

Cevher İLHAN
02 Aralık 2017, Cumartesi
Gerçek şu ki, İsrail Savunma eski Bakanı Moşe Yaalon’un, “Suriye’de IŞİD’in kontrolündeki bölgelerden İsrail’e saldırı olduğunda, örgüt hemen İsrail’den özür diliyor” açıklaması, IŞİD ve türevi El Kaide örgütlerinin küresel güçlerce ihdasının amacını ifşa etmişti. (Sptunik, 24.4.2017)

Ancak, IŞİD gibi El Kaide bağlantılı örgütlerin işlevi, Irak’ın tahrip edilip mahvedilmesinin ardından “İsrail’in güvenliği” adına Suriye’nin de iç savaş fitnesiyle çökertilmesiyle kalınmadı.  

Amerika’nın içinden tezgâhlanan 11 Eylül 2001 olaylarının ardından bütün faturanın “El Kaide” üzerinden Müslümanlara çıkarılması komplosuyla “terörle mücadele” paravanında Asya’nın kalbindeki Afganistan’ı işgal etmesiyle İslam coğrafyasındaki kaos ve kargaşa daha da derinleştirildi.

Bu vartada, mezhebî ve etnik iftirak fitnelerle Ortadoğu’da oynanan oyun, vahşi eylemlerle aynen Afrika üzerinde de oynandı. 

El Kaide bağlantılı “Boko Haram” adlı örgütün Nijerya’da 300’e yakın kız öğrenciyi kaçırması, zengin enerji ve maden kaynaklarına sahip Orta Afrika ülkesi Mali’ye “iç savaş” bahanesiyle askerî müdahale, yine zengin petrol rezervleri bulunan Orta Afrika ülkesi Nijerya’daki katliâmlar, Doğu Afrika’daki Somali’ye operasyonlara bahane oluşturulması, komşusu Kenya’nın başşehri Nairobi’de 70’e yakın sivilin katledildiği AVM saldırılarını El Kaide bağlantılı El Şebab örgütünün üstlenmesi, “Afrika’yı yeniden istila büyük plânı”nın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

200 yıllık sömürge geçmişli emperyal güçlerin, hunharca istilâyla milyonlarca insanı katlederek maddî ve mânevî varlığını sömürüp sömürgeleştirdiği, nüfus ticaretiyle “köleleştirdiği” “kara kıta”daki eski kolonilerinde sömürülerinin sürdürüldüğünü açığa çıkarıyor. 

IŞİD EYLEMLERİ BAHANE EDİLDİ

Tesbit şu ki, ifsad komitelerinin “maşa örgütler” üzerinden ve iliştirilmiş medyanın dezenformasyonuyla İslâm”ı “düşman”, topyekûn Müslümanları “terörist” olarak lanseyle Müslüman-Hıristiyan savaşını tetikleme ifsadıyla Avrupa merkezlerinde bombalı intihar saldırıları yaptırıldı. 

Belli ki, sözkonusu örgütleri emellerinde istimalle “terörle mücadele” bahaneli “küresel işgal plânı” işliyor. Emperyalist sömürgeci gaddar zâlimlerin, “hedef ülkeler”e askerî müdahale, işgal ve istilâlarına ortam oluşturuluyor.

Çarpıcı olan, Haziran–Eylül 2014’te, IŞİD’in Musul Başkonsolosluğunu basıp rehin aldığı 49 diplomat ve görevlin ancak 101 gün sonra Suriye üzerinde kurtarıldığı hadiseye kadar Ankara’nın geçmişte sözkonusu örgütlere karşı ciddi bir tavır almaması. Daha 2004’te El Kaide bağlantısını ilân eden ve milyonlarca militanının bulunduğu belirtilen IŞİD’in Türkiye’yi uzun süre militan devşirme alanı olarak kullanmasına, il il nasıl örgütlenmelerine karşı seyirci kalınması.

Dünyadan ve Türkiye’den devşirilen militanların Suriye’ye geçişine göz yumulmasıyla MİT TIR’larıyla Suriye’deki silâhlı muhalif gruplara gönderilen silâh, mühimmat ve lojistik desteğin önemli bir kısmının El Nursa ve IŞİD çetelerinin eline geçmesiyle, bu silahlı örgütlerin güçlenip palazlanmasına zemin hazırlanması.  

 Ve bu süreçte, büyük şehirlerde ve Güneydoğu’da, IŞİD için “cihat için” yardım kampanyalarının belgeleriyle yerli ve yabancı basında yer almasına karşı uzun süre tedbir alınmaması.   

ANKARA, HEP BİGÂNE KALDI…

Daha da çarpıcısı, Türkiye’de toplanan paraların El Nursa ve IŞİD’e gittiğine, militanların kamu sosyal tesislerinde ağırlandıklarına dair Meclis’te verilen soru önergelerinin reddedilmesi oldu. 

“Suriye’ye geçişlerinde bazı sınır illerinin stratejik bir konuma sahip olduğu ve bu gruplara lojistik desteğin aktarılması, eğitimleri ve geçişlerinin yapıldığı”, istihbarat kurumlarının ve ilgili mercilerin bu konuda tâlimatlarla görevlendirildiği ve örgüte dolaylı desteği iddiaları araştırılmadı. 

Meselâ Mayıs 2014’te Hatay Valiliği’nin, Türkiye üzerinden “cihatçı örgütler”in çatışmalara katılmak için Avrupa’dan ve içeriden Suriye’ye illegal geçişlere dair İçişleri Bakanlığı’nı “ülkemiz açısından ağır tehdit oluşturan IŞİD’in Suriye’de hâkimiyet tesisi ve sınır bölgelerini ele geçirmesi” uyaran özel raporların üzerinde durulmadı. 

Yine o dönemde Türkiye’den yüzbinlerce gencin savaşmak için örgüte katılıp, Suriye ve Irak’taki kamplarda eğitime tabi tutularak iç savaşta cepheye sürüldüğü haberlerine bigâne kalınırken, hâriçten “eylemci” temininin “son durak” olarak Türkiye üzerinden yürütüldüğü, yardım toplandığı, örgütün Türkiye’nin başına belâ olacağı hakkındaki Emniyet ve Jandarma istihbaratı raporları kulak ardı edildi. 

Ankara, Türkiye’nin ve bütün bölgenin başına büyük gâileler ve felâketler açan vahim hataları tekrarlamamalı ve artık küresel tuzaklara düşmemeli…

Okunma Sayısı: 817
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı