"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kördüğüme dönüşen politikalarla

Cevher İLHAN
05 Ağustos 2018, Pazar
Daha bir hafta öncesinden üst düzeyde “her şey yolunda” diye övülen ABD ile ilişkiler, son Trump’un rahip Brunson bahanesiyle “çok geniş yaptırımlar!” tehdidiyle tam bir çıkmaza girmiş.

Böylece, daha önce “Ey Almanya!”, “Ey Merkel!” diye rest çekilen Almanya’nın Türkiye’ye savunma sanayii alanındaki ihâleleri askıya alması üzerine “casus” diye tutuklanan ve “asla salıverilmeyeceği” ilân edilen “Türk asıllı Alman gazeteci salıverilip özel uçakla Almanya’ya gönderiliyor. Üstüne bir de milyar dolarlık rüzgâr enerjisi ihâlesi verilerek. 

Bilindiği gibi, açıkça “kabul etmeyecekleri”ni bildirdikleri halde referandum öncesinde sırf gerginlik üzerinden yurtdışı oylarında birkaç puan artışı uğruna göz göre göre bir Bakanın gönderildiği Hollanda’ya “Ey Hollanda!” diye veryansın edildi. Ne var ki işin “rantı” alındıktan sonra Hollanda ile işler düzeldi, çekilen büyükelçi geri gönderildi ve bir de buna Petrol Ofisi ihâlesinin verilmesi eklendi. 

Tıpkı her fırsatta dünya kamuoyu önünde “Ey İsrail!”, “Katil devlet!”, “Ey Netanyahu!” diye veryansın edilip, peşinden enerjiden telekomünikasyona, sulamadan tarıma her türlü ekonomik işbirliklerinin, savunma sanayii ihâlelerinin, ticâret hacminin kat kat arttırılmasında olduğu gibi… 

TEMİNATLI VE YAKINMALI SÜREÇ

Düşülen vartada, 11 milyar dolarlık Boeing ihâlesi ve 900 milyon dolarlık F-35 ihâlesinin yapıldığı ABD ile “tarihinin en iyi ilişkileri”nin sağlandığı, başta Menbiç olmak üzere birçok alanda işbirliğinin ilerletildiği söylemlerinin akabinde ABD ile ilişkiler tam bir kördüğüme dönüştü. 

Böylece, her ne kadar “Ne aldattık ve aldandık” dense de, her defasında “yine aldatıldık!” itiraflarıyla şimdi de ABD ile bu zikzaklı süreç yaşanıyor. 

Vakıa şu ki, daha iki hafta önce Güney Afrika seyahati öncesinde Amerikan Kongresi’nin “F-35’lerin Türkiye’ye teslimatının durdurulması tasarısı”na dair Cumhurbaşkanı, “Bu konu biliyorsunuz, tamamıyla ABD Başkanı’nın, oradan geçtikten sonra tasarrufunda olan bir şeydir. Sayın Trump, Brüksel’deki görüşmemizde, yazılı olarak yaptığı açıklamasını da bize gösterdi, böyle bir şey söz konusu değil. Biz şu ana kadar 900 milyon dolar ödeme yaptık. İki tanesinin teslimatı da orada bize yapıldı. Şimdi orada bizim pilotlarımız eğitim uçuşlarını da yapıyorlar. Biz, bu noktada herhangi bir olumsuz endişe taşımıyoruz” teminatını açıklamıştı. (gazeteler, 24.7.18)

Ancak akabinde, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında “askerî ve siyasî casusluk” ve “terör örgütü adına suç işlemekle” suçlamasıyla 35 yıl hapis cezâsı ile yargılanıp on sekiz aydır tutuklu olan rahip Brunson’un tahliye edilip ev hapsine alınmasıyla ABD’nin memnuniyeti beklendiği süreçte Amerikan Dışişleri Bakanı Pompeo’dan “çok olumlu bir karar” mesajı verilirken, Trump’un “Eğer serbest bırakılmazsa Türkiye’ye çok geniş yaptırımlar uygulanacak!” tehdidi Ankara’yı şaşırttı.

Önce her fırsatta Ey Amerika!”, “Ey Trump!” diye başlayan restlerin aksine iktidar cânibinden “temkin” tembihleri yapıldı. “İktidara ilişik medya”da arka kapı diplomasisi ve aklıselim önerildi. Hazine ve Maliye Bakanı’nın “Sürecin, güçlü tarihi geçmişe ve müttefikliğe sahip iki ülke ilişkilerine uygun şekilde, diplomasi ve yapıcı çabalarla sonuçlanması önceliğimizdir” ifâdesini tekrarladılar. 

TEHDİT VE ŞANTAJA AÇIK…

Bu arada terör örgütlerine verdiği beş bin TIR silâhın piyasada satıldığını ve terör örgütlerinin elinde gezdiğini nazara veren Cumhurbaşkanı, “Bize ‘S 400’den vazgeçin’ diyenler Yunanistan’a, ‘S 300’ü geri ver veya S 300’ten vazgeç’ diyebildiler mi? Demediler. Bizi bir yerden daha tehdit etmeye başladılar. Ne imiş F 35’leri vermeyebilirlermiş. ‘Vermezseniz, uluslar arası tahkime gideriz’ dedik” tepkisiyle “ABD’nin müttefikliğinin gereğini yapmadığı”ndan yakınsa da, Ankara-Washington hattında özellikle “olumlu mesajlar” verilmeye çalışıldı. 

Ardından Singapur’daki görüşme sonrasında Pompeo’nun “Yaptırımlar Rahip Brunson’un ülkeye dönüşü konusunda ne kadar ciddî olduğumuzun bir göstergesi” sözlerine rağmen Çavuşoğlu’nun “Son derece yapıcı bir görüşme olduğunu söyleyebilirim” sözünden hareketle “sorunun diplomatik yollarla çözümü”nde mutâbakata varıldığı havası pompalandı. O denli ki peşinden Cumhurbaşkanı’nın “Münbiç konusunda Amerika ile yürüttüğümüz ortak çalışmaların, aramızdaki diğer sorunlardan etkilenmeden sürmesini bekliyoruz” çağrısı “kriz”in çözümü yoluna girdiğine yorumlandı. 

Ancak en son Cumhurbaşkanı’nın partisinin Kadın Kolları Kongresi’nde, “Ben de tâlimatı veriyorum. ABD’nin Adalet ve İçişleri bakanlarının Türkiye’deki mal varlıklarını varsa donduracağız. Bu evangelist, siyonist bir yaklaşımın tezâhürüdür. Trump burada çok büyük bir oyuna gelmiştir.  ABD’nin attığı adım bir stratejik ortağa yakışmayacak adımdır. ABD Türkiye’ye karşı ciddî bir saygısızlık yapmıştır” diye konuşarak yeniden rest çekmesi, küresel işgalci zâlimlerin taahhüd ve projelerine güvenilmeyeceğini bir defa daha ortaya teyid ediyor.  

Ve yürütme, yasama ve yargının, bütün devlet yetkisinin toplandığı “tek kişilik rejim”de küresel güçlerin tehdit ve şantajla emperyal projelerini dayatmaya açık vaziyeti defa daha su yüzüne çıkarıyor. 

Okunma Sayısı: 1739
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erman

    5.8.2018 04:17:10

    Taş yerinde ağırdır,yasama,yürütme ve yargıda bağımsız olursa anlam taşır,yoksa at izi it.izine karışır

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı