"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Krizin iç politikada istimali

Cevher İLHAN
19 Ağustos 2018, Pazar
Brunson krizinin perde arkası tartışması devam ediyor.

Cumhurbaşkanı’nın F-35’lerin Türkiye’ye teslimine dair “Bu konu biliyorsunuz, tamamıyla ABD Başkanı’nın, oradan geçtikten sonra tasarrufunda olan bir şeydir. Sayın Trump, Brüksel’deki görüşmemizde, yazılı olarak yaptığı açıklamasını da bize gösterdi. Biz şu ana kadar 900 milyon dolar ödeme yaptık. İki tanesinin teslimatı da orada bize yapıldı. Şimdi orada bizim pilotlarımız eğitim uçuşlarını da yapıyorlar. Biz, bu noktada herhangi bir olumsuz endişe taşımıyoruz” teminatını açıklamasından birkaç gün sonra beklenmedik bir biçimde ABD ile bu kez “rahip Brunson krizi” başgöstermişti.  

Trump’ın tweetleriyle tahrik edilen ve iktidar cânibinin “ekonomik savaş ve saldırı” olarak nitelediği Amerika’nın “yaptırım tehdidi ve şantajı”yla açığa çıkan ekonomik krizin perde arkasına dair bir yığın manipülasyon yapılıyor.  

“YENİ YAPTIRIMLAR” TEHDİDİ…

Görünen o ki, Brunson’ın ev hapsi ile tetiklenen zikzaklı “tehdit süreci” Kasım’daki Amerikan Kongresi seçimlerine kadar devam edecek. En son Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile Amerikalı mevkidaşı Pompeo’nun görüşmeleri sonrası “ABD ile ilişkilerin düzeldiği” havası pompalanırken çok geçmeden, Brunson hakkındaki adlî kontrol şartı ve yurtdışı yasağının kaldırılması yönündeki talebin bu kez üst mahkeme tarafından reddedilip “yurt dışı yasağının devamı”na hükmedilirken, Trump’ın “Türkiye iyi bir ortak değil” açıklamasının ardından Amerikan Hazine Bakanı Steven Mnuchin’in, Trump’a “Bazı kabine üyelerine yaptırım uygulamaya başladık. Eğer Brunson’ı hızla serbest bırakmazlarsa, sizinle birlikte yapmayı plânladığımız daha fazla şey var” diye açıkça “yeni yaptırımların devreye sokulacağı”nı söylemesi bunun göstergesi. 

“CUMHURİYETÇİLERE SEÇİM HEDİYESİ”

Keza Obama dönemi Dışişleri Bakanlığı baş ekonomisti Rodney Ludema’nın “Türkiye - ABD ilişkilerine dair “Brunson krizinin Türkiye’ye yönelik ticarî yaptırım aracı olarak kullanılması, 6 Kasım’daki ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçilere bir seçim hediyesi” tesbiti dikkat çekici. (Hürriyet, 17.8.18)

Ancak dış politikanın iç politikaya âlet edilmesi ekonomiden dış politikaya büyük tahribat yapıyor, yıkıma sebep oluyor. Ve ülkeyi ekonomik ve sosyal çalkantıya sürükleyen, kamplaşma ve kutuplaşmayı arttıran bu tahribatın verdiği maddî ve mânevî zararın etkilerini milletler çekiyor.  

Belli ki, Washington’un hâlâ ısrarla sürdürdüğü “yaptırım krizi” bir bahane olarak istimal ediliyor. Dayatılanların başında, ABD’nin her türlü ağır silâh ve mühimmatı verdiği bölgedeki işbirlikçisi PYD/YPG üzerinden Suriye’nin kuzeyden bölünüp parçalanmasıyla Türkiye’nin yanıbaşında bölgede İsrail’in destekçisi bir “koridor devlet” kurdurma ve İran’ı çevreleyip tecrit ve çökertmeyi hedefleyen ağır ambargoya Türkiye’nin de katılmaya zorlanması geliyor. 

Bu arada küresel güç ABD’nin “Ortadoğu stratejisi”yle İsrail’in bölgedeki hegemonyası ve çıkarları hesâbına Suudî Arabistan, Mısır, Ürdün, Körfez ülkelerinin yer aldığı ve İsrail’in de içinde olduğu, “Arap NATO’su” olarak nitelenen “fitne ve kaos projesi”ne Türkiye’yi çekme oyun ve kumpası da söz konusu.

Özetle, bütün bunlar, Türkiye’yi tehditlere açık hale getirip şantajlara mâruz bıraktıran politikaların akıbetini bir defa daha ortaya çıkarıyor.  

Okunma Sayısı: 1158
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı