"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Millî Eğitim’de KHK kıyımı

Cevher İLHAN
21 Eylül 2017, Perşembe
Maddî problemlerin yanı sıra fırsat eşitsizliği ve üniversite mezunlarının işsizliği benzeri ciddî sorunlar dururken, her yeni bakanla her şeyin silbaştan değiştirilip alt üst edildiği kargaşada Millî Eğitim’in sorunları daha da ağırlaşıyor.

Aslında, Türkiye’nin Milletlerarası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA’nın 72 ülke arasında OECD’de en sonda yer almasıyla, yine Yetişkin Becerilerinin Milletlerarası Değerlendirmesi PIAAC ölçümleriyle 33 ülke arasında 31’inci sırada Şili ve Jakarta’dan sonra yine sondan üçüncü olması, eğitim karnesini ortaya koyuyor.

Her defasında “en büyük reform” diye “sınav sistemi”nin yap-boz tahtasına dönüştürülüp Millî Eğitim bütçesinin savrulmasıyla, icâd edilen “proje okullar”la liyâkatin hiçe sayılmasıyla milyonlarca öğrenci haksızlığa uğruyor. Müsteşarın, hatta Bakan’ın bile haberi olmadan yine “tepeden tâlimat”la “4+4+4”ün dayatılmasına benzer emr-i vakiyle son TEOG tâlimatı oldu bittisi bunun en yeni örneği.

BİNLERCE EĞİTİMCİ “HAVUZ”A ATILDI…

Ancak bu süreçte, en evvel yüzlerce deneyimli yetişmiş eğitimci – yönetici ve akademisyenin Kanun Hükmünde Kararnâmelerle (KHK) havuza atılıp harcanması Millî Eğitimi felç etti.  

Vakıa şu ki öncelikle 25 Ağustos 2004 MGK kararı gereği Millî Eğitim’e uygulanması için gönderilen geri bildirimli “eylem plânları”yla, MİT’in 15 Ocak 2014’te bütün teşkilâta tamim ettiği “paralel devlet yapılanması (PDY)” paravanında “bütün cemaatlerin ve dinî yapıların yurtiçi/yurtdışı faaliyetlerinin birinci derecede hedef önceliğinde -terör örgütlerinden de öncelikli olarak izlenip fişlenmesi, tâkiplerin yapılması, devlet kurumlarına girmiş cemaat mensuplarının tesbiti ve bildirilmesi” direktifiyle Millî Eğitim’de de tasfiye furyası başlatıldı. 

Akabinde 2014’te dershanelerin kapatılması ameliyesiyle başlayan vetirede, “eğitimde parti bürokrasisi”  oluşturma hesâbına kamuoyunda tartışılmadan AKP grubunun apar topar Meclis’ten geçirdiği yeni Millî Eğitim Temel Kanunu’yla eğitim daha da zaafa uğratıldı.  

Bu kapsamda Millî Eğitim merkez teşkilâtında müsteşar hâriç, bütün eğitimci bürokrat ve başarılı idâreciler görevlerinden alındı; yaklaşık 850 yönetici “danışman” ve “uzman” olarak havuza alındı, idâre mahkemesine gidip haklarını geri almalarının da önü kapatıldı. 

Peşinden 81 ilin millî eğitim müdürleri ve yardımcıları ile ilçe millî eğitim müdürleri ve yardımcılarının yanı sıra bütün okul müdürleri ve yardımcılarının dört yıllık görevlendirme ile yeniden atanmaları valilere bırakılarak 39 bin deneyimli yönetici ve eğitimcinin havuza atılmasıyla Millî Eğitim’in taşra teşkilâtı da kıyıma uğratıldı. 

Muhalefetin Meclis’te “Millî Eğitim bürokrasisinde her yere yandaşlar getirilip parti devleti ve bürokrasisi oluşturuluyor” eleştirilerine, dönemin Bakanının “bu kararı etkilenecek 40 bin civarında personelin Danıştay’dan geri dönmemeleri için aldıkları”nı söylemesi kıyımın ikrarıydı… 

OHAL’LA 30 BİN ÖĞRETMENİN İHRACI!

Doğrusu, nitelikli ve tecrübeli eğitimci ve yöneticilerin “eğitim uzmanı” unvânıyla âtıl bir şekilde kenara atılıp “havuzda amaçsız yüzdürüldüğü”nden hayıflanan Millî Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik’in, insan ve kaynak israfına dikkat çekip bu durumu bir “akıl tutulması” olarak tanımlaması Millî Eğitim’deki kırılmanın tesbitiydi. (huseyincelik.net, 8.6.16) 

Görevden alınan Bakanlık merkezindeki üst düzey bürokratların yerine getirilenlerin çoğunun eğitimle uzaktan yakından ilgisinin olmadığını belirten Bakan’ın, “Ne yapıldığını anlayan bir hayırsever varsa Allah rızâsı için bana da anlatsın!” tepkisi, Millî Eğitim’deki tahribatın yakınmasıydı.

Ancak asıl kıyım, 455 bin öğretmenin yıllardır atanmayı beklediği ve hâlen birçok okulda öğretmensizlikten yıl boyu dersler boş geçerken 100 bini aşkın öğretmen açığının bulunduğu vartada, otuz binden fazla yetişmiş öğretmen ve eğitimcinin 15 Temmuz sonrası bu kez OHAL KHK’larıyla sorgusuz-sualsiz yargısız mesleklerinden ihrâcıyla oldu. 

Özetle, demokrasiyi katleden 12 Eylül darbesi ile 28 Şubat “postmodern darbesi”nde yapılamayan kıyım yapıldı. OHAL KHK’larıyla Millî Eğitimin içi boşaltıldı. 

Bunun içindir ki, öncelikle, âcilen kıyıma uğrayan deneyimli eğitimcilerin hizmetlerinin başına geçmesi sağlanarak Millî Eğitim’deki bu kanamanın durdurulması; eğitimcilerle, hür ve demokratik ortamda geniş mercilerle istişare edilerek müfredattan sınavlara topyekun sistemin ıslahı, eğitimde köklü çözümlerin bulunması gerekiyor. 

Aksi halde günübirlik değişikliklerle, tepeden tâlimatlarla Millî Eğitim’in hiçbir meselesi çözülemez, çözümsüzlük karmaşasında durum daha da sarpa sarar…

Okunma Sayısı: 17135
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı