"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Provokasyona malzeme verildi (2)

Cevher İLHAN
07 Ağustos 2017, Pazartesi
Merhum Ali Rıza Septioğlu’nun Merve Kavakçı’ya başörtüsüyle yemin ettirme kararlılığında olduğu, ancak Kavakçı’nın erkenden Genel Kurul Salonu’na girmesiyle tırmanan gerginlikle ortalığın provoke edildiği öncelikle seçildiği partinin o dönemdeki yöneticilerince ikrar edilir.

Bu hususta en evvel devrin Adâlet Bakanı RP’li Şevket Kazan’ın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen 28 Şubat sürecine ilişkin soruşturmada ”delil” olarak sunduğu “Refah Gerçeği” adlı dört ciltlik kitabında başörtülü “yemin krizi”nin arka plânı açığa çıkarılır.

Bu konuda “Ben hükümet karşıtı pek çok olayı, kitabımı yazarken fark ettim” diyen Kazan’ın, Meclis Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nda da tekrarladığı ifâdesinde, Sincan’daki “Kudüs gecesi”nden daha önce medyaya bildirilmemesi kararı alınan ve tam tersine “Baktık, tam listeyi iftardan önce içimize sızdırılan birileri medyaya göndermiş” diye hayretini gizleyemediği “Başbakanlık Konutundaki iftar”a; yine dönemin RP’li Kayseri Belediye Başkanı’nın “çıkışları”ndan “bir takım endişelere rağmen listeye aldığımız bir arkadaşımızın ‘kan dökülecek fıstık gibi olacak’ sözlerine kadar süreci ajite eden ciddi hatalara dair ikrarları dikkat çekici.

“PUSUYA YATANLARA KOZ VERİLDİ”

Keza Adalet Bakanı olarak Sincan Belediye Başkanını cezâevinde ziyaretinden, Aleviler için “Mum yakıp söndürüyorlar” sözünden ve Erbakan’ın ‘Kanlı mı olacak, kansız mı olacak!” sözlerine kadar o dönemde “hep netâmeli konular”ın gündeme getirilmesi özeleştirisiyle yakınması işin içyüzünü deşifre eder. (Şebnem Hoşgör, Vatan, 2.11.12)

Bu bağlamda Kazan’ın “Olayı gazetelerden öğrendim, pusuya yatanların elinde koz oldu!” yakınmasıyla sözkonusu “yemin krizi”ni sürecin “tahrik unsurları” arasında sayması kayda değer.

Aslında RP’nin önde gelen isimlerinden ve eski bakanlardan Oğuzhan Asiltürk’ün -daha önce bir televizyonda açıkladığı- “Kavakçı’nın yemin için TBMM’ye girmesi Erbakan ve benim bilgimin dışındaydı” hayıflanması, “yemin krizi”nin perde arkasını aynı anlamda açığa çıkarır.

Bir televizyon programında, “Meclis’i yöneten (DYP’li) Septioğlu ile anlaşmıştık. Kendisi, ‘Başörtülü birinin yeminini engelletmem. Sizden isteğim tenha bir zamanda getirin” sözlerini nakleden Asiltürk’ün, “Bizim arkadaşlara bunu söyledik. Hatta tahrik olmasınlar diye ben salona bile girmedim; bir de baktık ki Merve Hanım salona girmiş, nasıl girmiş bilmiyorum. Ne Hoca’yı ne beni dinlediler, Kavakçı’yı salona AK Parti’yi kuracak isimler götürdü” cümleleri varılan “mutâbakat”ın ne denli sabote edildiğini ele verir. (Ömer Şahin’in, Kanal A, “Görüş farkı”, 2.3. 2012)

Başta Ecevit ‘in yanı sıra dönemin Millî Eğitim Bakanı Bostancıoğlu ile Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün kürsüye gelerek “Laik Cumhuriyete yakışmıyor” itirazına “Laiklik ve Cumhuriyetle ne alâkası var!” cevabıyla karşılık verip tavır koyan Septioğlu’nun, Kavakçı’nın dışarı çıkarılması müdahalelerini elindeki Meclis İçtüzüğü’yle reddeden duruşu bu gerçeği teyid ediyor. (Star, 31.10.13)

“SALONA AKP’’Yİ KURACAK İSİMLER GÖTÜRDÜ”

Diğer yandan Kavakçı’nın Meclis’e başörtüsü ile girip girmemesinin FP Başkanlık Divanı’nda tartışıldığını, Erbakan’ın “şimdi zamanı değil” deyip buna pek de hevesli görünmediğini, bir ‘ara formül’ bulunması için kurmaylarına tâlimat verdiğini ve Asiltürk’ün anlattığı gibi ‘ara formül’ün Septioğlu ile görüşülerek bulunduğunu yazan yazar Ahmet Takan’ın, ”2 Mayıs 1999’da Kavakçı’nın Meclis’e geldiğini ve Genel Kurul’a türbanı ile girmekte kararlı olduğunu duyunca, Erbakan, Gül dâhil tüm yöneticileri buna engel olması için uyarmıştı. FP’nin o zamanki ağır topları Kavakçı’yı ararken, Gül-Ilıcak ikilisi Kavakçı’yı gizlemişti” değerlendirmesi oldukça önemli. (Yeniçağ, 3.3.12)

Bu bağlamda, bir türlü Kavakçı’ya ulaşamayan Erbakan’a “Tamam Merve Hanım Meclis’e gelmeyecek, tüm tedbirleri aldık” teminatının verildiğini aktarıp, Asiltürk’ün “Kavakçı’yı salona götüren AKP’yi kuracak isimler”in kim olduğu anlaşılıyordu” ifâdesi çarpıcı.

Yine Takan’ın nakliyle, “o tarihte Merve Kavakçı’ya partisi de sahip çıkmadı, günâh keçisi ilân edildi” diyen (Sabah, 23.10.13) dönemin FP milletvekili Nazlı Ilıcak’ın, “Ecevit’in böyle bir söz verdiğini bilmiyordum. Temel Karamollaoğlu Erbakan’ın direktifi doğrultusunda Kavakçı’ya ‘El–ayak çekilince gel’ demişti” sözleri de bir başka yönüyle “yemin krizi”ne dair tesbitleri doğruluyor. (TRT Haber, 31.10.13)

Ve FP’lilerin de tasdik ettiği sözkonusu mutâbakata rağmen Kavakçı’nın bütün ricâ ve tembihlere rağmen erkenden Genel Kurul Salonuna girmesi ya da götürülmesi “komplo”su, “Bomba Genel Kurul salonuna ve FP Genel Merkezi’ne ustaca bırakılmıştı” yorumunu haklı kılıyor…

Okunma Sayısı: 2380
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı