"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Siyasetin yargıya müdahalesi”

Cevher İLHAN
17 Mart 2019, Pazar

GÜNDEM 

Demokrasi endeksinde son sıralar

Yoğun seçim tartışmaları arenasında Dünya Adalet Projesi tarafından ülkelerin hukuk sistemlerini değerlendirmek amacıyla hazırlanan 2019 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 126 ülke arasında -geçen yıla göre sekiz puan daha gerilemesi- 109. sıraya düşmesi, âdeta gündemden kaydırıldı.

Vakıa şu ki Türkiye, son yıllarda “temel haklar”, “suç adaleti sistemi”, “sivil adalet sistemi”, “güvenliğin sağlanması”nda yine geriye giden, “özgür ve âdil seçim”, “vatandaş özgürlükleri”, “devlet fonksiyonları”, “politik katılım” ve “siyasî kültür” kategorilerinde ölçülen “demokrasi endeksi”nde son sıralara inmiş; “yarı demokrasiler” sınıfından ve hatta “kusurlu demokrasiler” kategorisinden “hibrit-karma melez” ve “otoriter rejimler” arasına düşmüş.

Bundandır ki, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) son tavsiye kararında ve daha önce Ankara’ya iletilen AB belgelerinde,Türkiye’nin demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, temel hak ve hürriyetler, ifâde ve basın özgürlüğü ile âdil yargılanma hakkı için yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı hatırlatılıyor.

TESBİT 

“Hukuk, ‘hukuk dışı faktörler’ altında”

Tam da Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunda “yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını” ilettiği günde Cumhurbaşkanı’nın miting meydanlarında İyi Parti Genel Başkanı’nı hedef alıp “Hanımefendinin kaçacak deliği de yok. Çünkü milletvekili de değil. Onunla hemen hesâplaşacağız. Onun hesâbı ağır olacak; birileri cezâevinde süre dolduruyor, sen de düşebilirsin” diye yüklenmesi, yargının siyasetin vesâyeti altında olduğu kanaatini pekiştirdi.

Siyasî rakibi bir parti başkanını politikaları üzerinden eleştirmek yerine “hapisle tehdit” anlamına gelen bu çıkış, yargının yürütmenin emrinde “tâlimatlandırıldığı” tesbitlerini bir defa daha teyid etti.

Özellikle OHAL sürecinde yüz binlerce kamu görevlisinin “istihbarat jurnalleri”yle, sahte ihbar ve isnadlarla ihrâç edildiği, on binlerce vatandaşın yargısız infazla tutuklandığı vetirede Prof. Dr. Kemal Gözler’in “Hukuk burnunun üstüne kocaman bir yumruk yedi. Temel hak ve hürriyetleri korumak amacıyla tasarlanan anayasal ve hukukî mekânizmalar, temel hak ve hürriyetlere müdahale etme aracı hâline dönüştü. Hâkimler, temel hak ve hürriyetleri koruyan değil, tersine temel hak ve hürriyetlere müdahale eden görevliler hâline geldi. İktidarı sınırlandırmakla görevli organlardan birincisi olan Anayasa Mahkemesi, iktidarı sınırlandıran bir unsur değil, tersine onu tahkim eden bir unsur hâline dönüştü. Yani hukuk, siyasetin ‘longa manus’u (siyasetin hukuka uzanmış eli) hâline gelmiş. Artık hukuk, siyaseti çerçevelendirmiyor; tersine siyasetin cenderesinde. Hâkimler ‘hukuk dışı faktörler’ altında” hakikatini doğruluyor. (Türk Anayasa Hukuk Sitesi, 7.12.18)

Yine Prof. Dr. Adem Sözüer’in “Kolluk, savcılık, mahkeme, Yargıtay’da bir zincirde oluşturulmuş, adli sistem dışından bu zincire ‘belli kişilerin suçlu bulunması ve mahkûm edilmesi’ tâlimatı veriliyor. Bu zinciri oluşturan her halkada bulunan hâkim savcılar âdil bir yargılama değil, daha baştan suçlu olarak damgaladıkları kişiyi mahkûm etmek için hareket ediyor. Bu nedenle bu tür önceden kararı verilmiş yargılamalara ‘tünel bakışlı dava’ diyoruz. Tünelin başından sonuna kadarki her aşamada, yani soruşturma kovuşturma ve temyiz evrelerinde tünelin sonundaki kişi hep suçlu görülüp mutlaka mahkûm edilecektir” değerlendirmesindeki gerçeği su yüzüne çıkarıyor.

Anlaşılan, hukuk dışı dayatmalar altında tam bir hukuksuzluk hükümfermâ!

GÜNDEM 

“Nereden çıktı bu ‘beka sorunu?!”

Günde bazen beş - altı kez onlarca televizyonda canlı olarak yayınlanan, ancak reytinglere takılıp ilk 20’lere dahi girmediği belirtilen seçim propagandalarında Cumhurbaşkanı, “Türkiye’nin ‘beka sorunu vardır” diye her fırsatta “zillet ittifakı” tahkiriyle “millet ittifakı”nı, hatta bütün muhalefeti “dörtlü çete” olarak yaftalayıp “cehalet, gaflet ve ihânet”le suçlamaları sürüyor.

Ancak halkın ve hatta AKP seçmeninin büyük bir kısmının “beka sorunu’ olmadığına inandığı tesbitleri yapılırken, “beka sorunu” üzerinden muhalefetin düşmanlaştırılmasının “cumhur ittifakının aleyhine işlediği uyarıları artıyor.

En son AKP hükûmetleri eski sözcüsü Arınç’ın, “Şu anda ülkede ‘beka’ diye bir sorun yok, Nereden çıktı bu beka meselesi, seçim stratejimiz doğru değil” eleştirileri çarpıcı.

Bu arada AKP’ye yakın anket şirketlerinden ANAR Genel Müdürü Dr. İbrahim Uslu’nun bir televizyon programında, “Ülkemizin beka sorunu var” söyleminin halkta karşılık bulmadığını belirtip, sahada yaptıkları araştırma sonuçlarına göre, halkın birinci gündeminin yüzde 76,5 ile ekonomik kriz olduğunu ve beka dahil diğer tüm sorunların yüzde 5’in altında kaldığını söylemesi dikkat çekici.

Bundandır ki Uslu, “Vatandaş artık ülkenin beka sorunu olduğuna inanmıyor. İktidarın ‘beka sorunu kampanyası’nı yürütüyor olması kendisiyle de çeliştiğini gösteriyor” diyor.

Anlaşılan “iktidar cephesi”nce icâd edilen “beka sorunu”na “iktidar cânibi” de inanmıyor!

SÖZÜN ÖZÜ 

Asıl “beka sorunu”

“Evet, meşrûtiyet (demokratik cumhuriyet) hâkimiyet-i millettir; İslâmiyetin bahtını, Asya’nın tâliini açacaktır. Size müjde.; bizim devleti ömr-ü ebedîye mazhar eder. Milletin bekâsıyla ibkâ edecek…”

Bediüzzaman, (Münâzârat, 23)

Okunma Sayısı: 2470
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı