"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Tâlimatlı yargı”yla hukukun tahribi…

Cevher İLHAN
06 Mart 2019, Çarşamba
Seçim sürecindeki tartışmaların hayhuyunda Türkiye, 2019 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 126 ülke arasında 109’uncu sırada yer alması da karambola getirildi.

Oysa Türkiye, “yargının tâlimatla siyasallaştırılmasıyla  “yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorunları”yla bu vartaya düşmüş. 

Bundandır ki Adalet eski bakanlarının, yüksek yargı temsilcilerinin ikrarıyla, yüzde 70’lerden yüzde 30’lara inen “yargıya güvensizlik” gittikçe derinleşiyor. Meclis eski Başkan’larının “Adalet saraylarını yaptık ama içini dolduramadık” yakınmasıyla, “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve tâlimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz” hükmünü esas alan “mahkemelerin bağımsızlığı”na dair “Anayasanın 138. maddesi ölmüş.” 

Gerçek şu ki Türkiye  “iktidar üstünde en az denetimin olduğu ülkeler” arasında; Zimbabve ve Venezuela sırasında. Daha önce açıklanan “temel haklar” kategorisinde 107, “kamu düzeni ve güvenliği”nde 106, “hukuk mahkemeleri” konusunda 94, “hükûmetin şeffaflığı”nda 93 ve “düzenleyici uygulamalar”da 84. sıranın da gerisine düşmüş. Keza “yolsuzluğun bulunmaması” ve “cezai adâlet”te yine  oldu.Türkiye yolsuzluğun bulunmaması konusunda yine gerilerde. 

“ADLÎ KURUMLARA MÜDAHALE İLE…”

Ancak Türkiye’de asıl hukuku itibarsızlaştıran ve adâleti berhava eden, menhus 15 Temmuz darbe girişimi hâdisesi bahanesiyle, hukukun ve yasaların geriye doğru işletilip, daha evvel suç olmayanı “suç” sayan, sahte gizli istihbarat jurnalleriyle, “iltisak”-“irtibat”la, tek kelime ifâdeleri ve savunmaları bile alınmadan yüzbinlerce kamu görevlisinin OHAL KHK’larıyla görevlerinde ihrâcı sürüyor.  

Daha da fecaati, aralarında 17 bini kadın, dört bini çocuk ve OHAL KHK’larıyla hâlen yargısız infazla 50 bini aşkın vatandaşın sorgusuz sualsiz tutukluluklarının devam etmesi. OHAL’ın sona ermesiyle hukuken sona ermesi gereken OHAL uygulamalarının ve KHK’ların içeriklerinin apar topar çıkarılan yasayla en az üç yıl daha dayatılmasıyla mağduriyetlerin ve haksızlıkların kalıcılaştırılması. 

En çarpıcısı da sözde mağduriyetleri önlemek için kurulduğu iddia eden OHAL Komisyonu’nun incelediği 50 bini ihrâçtan iade ettiği 3 bin 604’ünün iâdenin de yerine getirilmemesi. Mahkemelerde beraat ve tâkipsizlik alanların dahi tekrar KHK ile görevden alınması gibi mağduriyetler devam ettirilmesi. Az sayıdaki iâde edilenlerin de herhangi bir tazminat talebinde bulunamamalarıyla bir başka haksızlığa uğramaları.

Keza yasamanın yanısıra yargının yürütmenin başı cumhurbaşkanına bağlanıp, “yargıda tasarruf yetkileri”yle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK), yüksek yargıya ve yargının kilit noktalara iktidar yanlılarını atanmasıyla yargı tamamen siyasetin emrine sokulması.

OHAL KHK’leriyle, hiçbir hukuk devletinde geçerli olmayan yine “gizli istihbarat raporları”ndaki indi isnadlarla beş bine yakın hâkim ve savcının toplu tasfiyesiyle kalınmayıp 70 puan şartı kaldırılarak staj süreleri kısaltıldıktan sonra büyük bir kısmı AKP teşkilatlarında görev alanların hâkim ve savcı atanmasında açığa çıktığı gibiiktidar partisi yöneticilerinin savcı ve hâkim olarak atanması.

Bundandır ki, AB, insan hakları enstitüleri ve BM araştırma ve raporlarında, Türkiye’de adlî kurumlara müdahaleyle, tehditlerle, hâkim, savcı ve avukatların sistematik cezâlandırılıp tasfiye edilmesiyle, hukukî görüşlerini açıklayan hukukçuların “teröre destek”le suçlanıp sorgulanmasıyla yargının bağımsızlığını tahrip edildiği bildiriliyor. 

“ADLİ SİSTEM DIŞI TÂLİMATLI ZİNCİR”

En son Yüksek Seçim Kurulu “kararları”nda da ortaya çıktığı gibi, yargı yürütmenin âdeta rayına girmiş; siyasi iktidarın istediği kararlar çıkıyor, muhalefetin mürcaatlarının incelenmesi bir yana çoğu peşinen reddediliyor. Mahkemeler, çoğu zaman iktidarın talebine göre sonuçlanıyor, idarî işlemlerin idarî yargı tarafından iptal edilme ihtimali neredeyse sıfır durumuna düşülmüş. 

Bu hukuk ihlâli kargaşasında, akademisyenlerin neden gözaltına alındıkları, muhalef milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarının tahriple neden tutuklulukları bilinmiyor. 

Özetle, “adli sistem dışı tâlimatlı zincir”le yoğun antidemokratik ve hukuk dışı dayatmalarla hukuk siyasetin cenderesine sokulup ıskat edilmiş; iktidarın kelepçelediği, tâlimatlandırılıp” siyasallaştırdığı yargıya saygı, güven ve adâletin ortadan kalkmış.

Bundandır ki, ülkelerin bulundukları coğrafi bölgelere göre kategorize edildiği endekste Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki 13 ülke arasında geçen yıl gibi bu yıl da sonuncu sırada.

Gelir grubuna göre ülke sınıflandırmalarına bakıldığında, orta üst gelir grubundaki 38 ülke arasında ise geçen yıl gibi yine sadece Venezuela’nın önünde kendine yer bulabildi.

“Hukukun üstünlüğü”, “hükûmetin gücünün sınırlandırılması”, “hukukî ve idâri düzenlemelerin uygulanması”, “vatandaşların adâlete erişebilirliği”, “yolsuzlukla mücadele”, “şeffaflık”, temel haklar” ve “kişilerin can ve mal güvenliği” alanlarında da son yıllarda Türkiye hep gerilerde yer alıyor. 

Okunma Sayısı: 3631
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Acar

    6.3.2019 18:56:22

    Sayın İlhan, Herkesin adeta "dilsiz şeytan" kesildiği bu zaman diliminde hak ve hakikatten yana tavır aldığınız için size ve bütün Yeni Asya camiasına teşekkür ederim. Rabb'im yar ve yardımcınız olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı