"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ve sözde kalan “tasarruf ve şeffaflık” vaadi

Cevher İLHAN
07 Şubat 2019, Perşembe
İktidar partisinin “mahalli seçim manifestosu”nda kamuoyuna verilen sözlerden biri de “tasarruf ve şeffaflık.”

Buna göre “belediyelerin kaynaklarının doğru ve açık kullanılacağı, yatırımlarda ve hizmetlerde kaynağın gerekliliği ve verimliliğinin titiz bir şekilde değerlendirileceği” vaadediliyor.

Aslında bu “vaad”, on altı senelik iktidarında, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok büyükşehiri, il ve ilçe belediyesini elinde tutan siyasî iktidarın kamu kaynaklarını hebâ edip yatırımların doğru ve açık kullanılmadığının örtülü itirafı oluyor.

Vakıa şu ki, evvelâ AKP iktidarınca 4 Temmuz 2012’de gece yarısı “son dakika önergeleri”yle apar topar “torba kanun”a yerleştirilen Sayıştay Kanunu’nun değiştirilmesi operasyonuyla, Anayasaya göre asıl fonksiyonu kısıtlandı. Her fırsatta kamu kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarıyla yerel yönetimlerin - belediyelerin harcamalarını TBMM adına denetlemesi yetkisi tırpanlandı. Kontrol denetimlerinde elde ettiği bulguları direkt raporlaştırma yetkisi gasbedildi.

“HİÇBİR HUKUKÎ YAPTIRIM YOK!”

Ayrıca AKP iktidarında millet irâdesinin temsilcisi TBMM adına kamu harcamalarının yerindeliğini denetleyen Sayıştay’ın denetçi raporlarının Meclis’e gelmesi engellenirken, “Sayıştay tarafından yerindelik denetiminin yapılamayacağı, idârenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamayacağı” gerekçesiyle, “denetim raporları’nda görüş ve talepte bulunamayacağı” kaydıyla belediyenin kurulmasında Danıştay’ın görüşünün alınmasına son verildi.

Bu süreçte Sayıştay’ın bazı belediyelerin ihâle ve hizmet alımlarındaki protokollerdeki usûlsüzlüklere dair yayınladığı raporlarda, “ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması, ihâlede açıklık ve rekabetin sağlanması” ilkelerini ihlâlle “alınan ürünlerin mâliyeti, ödenen kira bedellerinin neye göre hesaplândığı, mâliyet analizine ilişkin hesâplamaya yer verilmediği belirtiliyor. Yerel yönetimlerde de “tasarruf” ve “şeffaflığın” sözde kaldığını belgeliyor.

Yine bu kapsamda “bazı belediyelerin, bazı firmalara tanıdığı imtiyazlarla o şirketlerin ne kadar kazanç elde ettiğinin belirtilmediği, yetkisiz kişilerin çalıştırıldığı; meselâ, gecekondu hesâbında tutulacak paranın başka hesâplara devredildiği, ihâlelerde çok ciddî usûlsüzlüklere karşı hiçbir hukukî yaptırım yapılmadığı” değerlendirmeleri, bu vetirede “belediyelerin kaynakları doğru hem de açık şekilde kullandığı” iddiasının ne denli dayanaksız olduğunu ortaya koyuyor.

Kısacası, “Türkiye’de belediyelerin iktidar olmanın ve iktidarda kalmanın kilidi olduğu”nu söyleyen Cumhurbaşkanı’nın en son (5.2.19) TRT canlı yayınında, “İnsanoğlu topraktan uzak olmamalı. Toprağa yakın olmalı. Öyle 50 kat, 60 kat, 70 kat bir mimarî, aslında bizim medeniyet ruhumuza da uygun değildir” derken, diğer yandan İstanbul’da Trump Towers benzeri 76 gökdelenin dikilerek iktidara yakın birkaç iş adamına aktarılan 240 milyarlık rantta açığa çıktığı gibi tam bir peşkeş ve talân devri dayatıldı.

Bu açıdan daha önce “21 yıllık belediye başkanlığım döneminde 1 metrekare arsa dahi vermedim, bir tek kurbanımı da vermedim” cümlesiyle “parsel parsel arsa veren” önceki AKP’li belediye başkanına göndermede bulunan AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayının, vatandaşlara “Sizin hepinizin rızıklarınızdan keserek ödediğiniz vergilerinizden oluşan bütçeyi belediye başkanları kendi canından, mâlından, nâmusundan aziz bilecek. Eğer göz diken varsa onun gözünü oyacaksın, onunla kavga edeceksin. Belediye başkanı vatandaşla kavga etmez, sadece belediyenin, kamunun malını çalmak isteyenlerle kavga eder, tek kavgası o hırsızlarla olur” tepkisi oldukça çarpıcı. (Kanal 38, 13.3.17; Yeniçağ, 29.1.19)

İSTEDİĞİ BELEDİYEYE ÖDENEK…

Ve AKP iktidarında 186 kez değiştirilen Kamu İhâle Kanunu’na yeniden müdahaleyle “cumhurbaşkanının mal ve hizmet alımları”nın neredeyse tamamı kanun dışına çıkarılırken, alelâcele geçirilen 71 maddelik “torba yasa”yla cumhurbaşkanına Anayasada dışında bahşedilen “yetkiler”le “tek kişilik rejim” daha da katmerleştiriliyor.

Böylece Anayasanın “eşitlik ilkesi”ne aykırı olarak partili cumhurbaşkanının, “hiçbir gerekçe göstermeksizin istediği belediyeye ödenek aktarıp, istemediğine aktarmaması” yetkisinin verilmesiyle, bir kamu hizmeti olan belediyecilik bütünüyle siyasî otoritenin keyfî tasarrufuna terk ediliyor.

Resmî raporların tesbitiyle belediyelerin rant kapısı olarak görüldüğü, haksız ve hukuksuz ihâlelerin yağmalandığı, kamu kaynaklarının kayırılan yandaşlarca hortumlandığı varta sürdürülmeye çalışılıyor.

Bu vaziyet, iktidar partisinin “tasarruf ve şeffaflık” vaadinin yanıltmalarla bir algı operasyonundan ve propagandadan ibâret olduğu bir defa daha ortaya çıkıyor.

Gerisi lâf-û güzâf…

Okunma Sayısı: 1125
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı