"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yılbaşı çılgınlığı teşvik edildi

Cevher İLHAN
01 Ocak 2019, Salı
Her yılbaşında olduğu gibi, bu yılbaşı öncesinde de devletçe teşvik edilen “alış veriş çılgınlığı”nın yanısıra devlet eliyle işletilen ve oynatılan şans ve talih oyunları oynatılan ve çeşitlendirilerek arttırılıp teşvik edildi.

Gerçek şu ki, uluslararası araştırmalarla Türkiye’nin “refah listesi”nde alt kategoriye düşmesinin başta gelen nedenlerinden biri de devlet desteğiyle işlenen suçlar oluşturuyor.

İbadet ve duâ mevsimi olan Ramazan’ın şarkılı-danslı “Ramazan etkinlikleri”yle dejeneresiyle toplumdaki ahlâkî dejenerasyonun ateşlenmesinde olduğu gibi, halkın umudunu sömüren şans-bahis ve talih oyunları bizzat devlet eliyle çoğaltılarak oynatılması toplum ahlâkînın kaosa sürüklenmesine yol açtı.

Zira mânevî terbiye eksikliğiyle her gün binlerce, 100 binlerce insanı mahvedip madden ve mânen öldürürken, ağır ekonomik kriz altında dünyevîleşmeye bataklığında bir kişiye çıkacak “70 milyon - büyük ikramiye” hayaller ve rüyâlar resmen pompalandı. 100 binlerin üzerinden ümit ticareti bu yılbaşı öncesinde de tekrarlandı. 

İhracıyla övünülen şiddet ve müstehcenlik dolu dizi filmler ve programlar kat kat artarken, her fırsatta, “muhâfazakârlık”tan dem vuran iktidar döneminde içki ve uyuşturucu kullanımının son artarak sokaklara kadar inmesi, medyada yılbaşı “Milli Piyango çekilişi”ne ve yılbaşı eğlencelerine yapılan telkinlerle kalabalıkların bu çılgınlıklara tahriki devam etti.

Bunun içindir ki, başta metropoller olmak üzere bütün kentlerde ve hatta ilçelerde, Yılbaşı gecesi “yılbaşı taşkınlıkları”na karşı önlemler kapsamında Emniyet-asâyiş tertipleri duyuruldu. Alışveriş ve eğlence merkezlerinin denetlendi, devlet hastaneleri ve âcil servislerin gece gündüz açık kalması benzeri önlemler alındı.

Bu bakımdan, devlet kurumlarının raporlarıyla belgelenen ve gittikçe artan ahlâkî dejenerasyon ve suçlar önlenmesine çalışılması büyük önem kazanıyor.

Gerçekten, resmî raporlarda “s.o.s.” sinyalleri veren, içki bağımlığı ve tüketimine, vâhim bir biçimde artan uyuşturucu ve sarhoş edici kötü madde kullanımına, sanalından gerçeğine kumar illetine ve topyekûn ahlâkî tahribata karşı hangi tedbirler alınacak? Mânevî bunalıma karşı mânevî tedbirler alınacak?

Asıl mesele bu. 

“Sinyalizasyon güvenli ve önemli” imiş!

Bilindiği gibi dokuz vatandaşın can verdiği ve doksandan fazla kişinin yaralandığı Ankara’daki Hızlandırılmış Tren kazasına dair Ulaştırma Bakanı Meclis’te “Sinyalizasyon sistemi demir yolu işletmeciliği için olmazsa olmaz bir sistem değil. ‘Sinyalizasyon olmadığı için bu kaza oldu’ gibi değerlendirme yapanlar, doğru bir değerlendirme yapmıyor” demişti.

Bakanın bu sözleri, sinyalizasyon sistemi tamamlanmadan hattın yüklenici firmadan teslim alındığının ikrarı olup kazanın göz göre göre geldiğini gösterirken, on yedi gün sonra Bakan’ın bu kez “Demir yolu hatlarının daha güvenli hale getirilmesi için, otomasyon adına daha ekonomik bir işletme yapılabilmesi için sinyalizasyon sistemlerimizi geliştiriyoruz” diye konuşup Demiryollarında elektrifikasyon ve sinyalizasyonun önemine dikkat çekmesi çelişkiyi ortaya koyuyor.

Sormak lâzım; bu ifâde bizzat Bakan’ın ifâdesiyle sinyalizasyonun olmadığı demiryollarının güvenli olmadığının ikrarı değil mi? O halde sırf sinyalizasyon olmadığı için “güvenli hale getirilmeden” teslim alınan hatlarda meydana gelen kazaların hesâbını kim verecek?

Parti grubuna katılamazken

Mahalli seçimler sürecinde en son Cumhurbaşkanı da, genel başkanı olduğu iktidar partisinin İstanbul Büyükşehir belediye başkanı adayı Meclis Başkanı’nın görevinden istifa etmesinin gerekmediğini söyledi ve buna “Bu de nereden çıktı; aday olan milletvekilleri istifa ediyor mu ki Meclis Başkanı da istifa etsin?!” sorusuyla tepki gösterdi.

Oysa Anayasa’nın 94. maddesi, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar” hükmünü getiriyor.

Sahi, bir siyasi partinin grup toplantısına dahi katılamayan Meclis içindeki ve dışındaki hiçbir siyasi parti faaliyetine katılmaması gereken ve hatta Meclis’teki tartışmalara dahi katılamayan Meclis Başkanı, hangi yasal dayanakla görevinden istifa etmeden bir siyasi partinin belediye başkanı adayı olur? Bu sorunun cevabı verilmiyor…

Özetle, Türkiye’de Anayasa bir defa daha pervâsızca resmen çiğniyor…

Okunma Sayısı: 1644
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı