"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İhtiyarlık

Cihat ERDOĞ
03 Aralık 2017, Pazar
Peygamberimiz (asm) “iki şey engellenemez. Biri ölüm, diğeri ise ihtiyarlıktır” buyurmuştur. Sonbahar’da yere düşen hazan yaprağı gibi ihtiyarlıkta üzerimize çöküyor. Bir süre sonra da emekliler kervanına katılırız. Sonra da bir selâ... Ebedî hayata yürürüz.

Halbuki, gençken, hep çalışırız ki ihtiyarlığımızda rahat edelim diye. Yaşlanınca da varken yiyemeyiz. Kilo problemi çıkar. Sağlık sorunları baş gösterir.  “Fazla şekerli yeme. Hamur işlerine dokunma. Tuz zararlı. Yağlıdan uzak dur.” Vs. Sonra ayaklarımız ağrır. Gözler eskisi gibi göremez. Saçlar ağarır. Bel kamburlaşır. Vücut diriliğini kaybeder. İşin aslı dört beyazdan uzak durmaktır. Şeker, tuz, yağ ve un. Araban vardır. Binemezsin. Yürümek daha iyidir. “Bundan sonra başka ne sporu yapacaksın? denir. Hatta merdiven çıkmak tavsiye edilir. 

Elimizde olsa, ihtiyarlığı; kimse kapıya bacaya koymaz. Fakat engel olmak ne mümkün. Hem de koşar adım gelir. Her doğan canlı ihtiyarlığı tadar. Yaşlanır. Güz mevsimi senenin ihtiyarlığıyla, ikindi vakti gündüzün ihtiyarlığıyla özdeşleşmiştir. Kıyamet vakti öncesi de dünyanın ihtiyarlığına işarettir. Nitekim bütün kıyamet âlametleri günümüzde çıkmıştır.

Hani anlatırlar ya. Yaşlı bir teyze doktora gider. Gözüm eskisi gibi görmüyor der. Doktor ondan ondan cevabını verir. Ayaklarım az soğuktan etkileniyor diye serzenişte bulunur. Doktor yine ondan ondan diye cevap verir. Ellerim titriyor. Ayaklarım uyuşuyor. Doktor yine ondan ondan der. Yaşlı teyze sinirlenir. “Doktor bey ne desem ondan ondan diyorsun. Kuzum bu ondan ondanı bir açıklasana” der. “İşte bu kızgınlığın da ondan, yani ihtiyarlıktan.” Şimdilerde Alzeymir diyorlar. Unutkanlık yapıyor. Yüzler hafızadan siliniyor. İsimler hatırlanmıyor. Çöp evler ortaya çıkıyor. Halbuki yaşlanmak bir dağa çıkmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğumuz artar. Nefesimiz daralır. Fakat, görüş alanımız genişler. Yükseklerden, doruktan daha fazla şey görürüz. Çünkü  bilgi ve tecrübemiz artmaktadır. Berzah âlemi dünya ile ahiret arasında bir bekleme salonudur. Ahbapların, tanıdıkların toplandığı, bir araya geldiği bir mekândır. İhtiyarlık insana, bütün dünyadan yakında ayrılacağını haber veriyor. Hatırlatıyor. Bu yüzden ihtiyarlığa sevinmeliyiz. Çünkü ebedî hayata, Cennet hayatına yaklaştığımızı hatırlatmaktadır.

İşte bu kadar korktuğumuz ihtiyarlık, Bediüzzaman Said Nursî için, hiç de korkulacak bir şey değildir. Çare imandır. Ahiret inancıdır. Ahiret inancında o derece teselli edici bir şifa, rica, ümit vardır ki: ”Yüz bin ihtiyarlık, bir tek şahsa gelse, bu imandan gelen teselli mukabil gelebilir.” Çünkü ebedî bir gençlik o kişiyi beklemektedir. Bunun çaresi de ihtiyarlık sabahında uyanmaktır. Kendimize ve yaşayışımıza çeki düzen vermektir.  İhtiyar bir insan, İlâhî dergâha el açınca, Cenâb-ı Hak onun isteğini boş çevirmek istemez. Yani ihtiyarlığımız âcizliğimizi ve zaafımızı açığa vurur. Bu âcizlik ve zaaf Allah katında; en makbul şefaatçidir. Allah’ın huzuruna kabule vesiledir. İhtiyarlık insana ölümün hatırlatılmasıdır. İnsanoğlunun gaflete dalmamasına, gaflet sarhoşluğundan uyanmasına bir ihtardır. Şükrü hatırlatmaktır.  Sonra ahiret dünyadan daha güzeldir.

Okunma Sayısı: 709
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı