"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Son Samuray ve ‘Şok testler’

Davut ŞAHİN
05 Eylül 2018, Çarşamba
TRT’de Pazar sabahı ekrana gelen Amerikan kovboy filmlerinin yayından kaldırılması konusu bana ironik geliyor.

Ne yönden bakarsanız bakın, herhangi bir Hollywood filmi mutlaka ekranlardan sızarak evlerinize konuk olacaktır. 

Tom Cruise’nin başrolünü oynadığı Amerikan-Japon işbirliği ile çekilen “Son Samuray” filmi de bunlardan biri. TRT akşam kuşağında gösterildi.

1870’lerin Japonya’sında Amerikan ordusundan Yüzbaşı Nathan Algren (Tom Cruise), Japon imparatorunun dâvetlisi olarak, ülkenin ilk modern ordusunu eğitmek üzere Tokyo’ya çağırılır. Burada komuta ettiği Japon ordusunun başında bulunurken Samuraylarla savaşır ve esir düşer. İşte ne olduysa bundan sonra olur. Yaralı olarak Samuraylara esir düşen Yüzbaşı Algren, bu kültürle tanıştıktan sonra safını ve tarafını değiştirir ve İmparatora karşı savaşır.  Konu özetle bu.

Filmi izlerken, muhtemelen Amerikalıların Japon kültürüne karşı bir selâm gönderdiğini düşünüyorsunuz. Doğrudur. 

Ancak şu gerçeği de görmek mümkün: Amerikalıların uzun yıllar dışa kapalı bir hayat yaşayan Japonya’ya gemilerle akın ederek yavaş yavaş bu toprakları kültürel ve ekonomik anlamda sömürmüş. Hatta, ateşli silâhları ülke içine sokup ekonomiyi karıştırmış ve samurayları ortadan kaldırıp yeni bir hükümetin kurulmasına zemin hazırlamış.

Her Amerikan filminde propaganda önemli… Nihayetinde Son Samuray filminde güya Kızılderilileri katletmiş bir subayın ateşli silâh almamak için imparatoru ikna etme çabaları ve “barışçıl” tavrı sırıtıyor gibi. Kusura bakmayın, ama yenilik isteyen bir imparatorun üstelik atalarını temsil eden samurayları katletmeyi bile göze almış birinin, gözüyaşlı bir Amerikan subayına inanıp silâhlardan vazgeçeceğini mi sanıyorsunuz. Bu, çok inandırıcı değil… İzlediğimiz, düpedüz, Japon kültürüne karşı bir Amerikan propagandasıydı. Olabilir. Tabiî ki kendi sermayeleri ile kendi propagandalarını yapacaklar, bundan tabiî ne olabilir. 

Ancak Japonların Amerikalıların kendilerine karşı yaptıklarını unuttuklarını asla düşünmeyin. Bu film kuşku yok ki, dostluk eli sıkışması gibi algılanabilir, diğer birçok filmdeki gibi…

Ancak propaganda türü filmlerin asla Hiroşima’yı unutturduğunu düşünmüyorum.

Japonlar zaten “unuttu” mu asıl o zaman kaybeder. 

Bir örnek: Bundan neredeyse 35 yıl önce eğitim sistemini incelemek için Türkiye’ye bir Japon heyeti gelir. Dönemin başbakanını ziyaret eden heyet ve yetkililer arasında ilginç bir diyalog geçer.

Japon heyeti, Türk eğitim sisteminde “millî ruh”un olmadığını söyler. Türk heyetinde kısa bir şaşkınlık yaşanır. Karşılıklı soru ve cevaplar devam eder. 

Heyet, daha sonra kendi eğitim sistemini anlatmaya başlar.

Japon heyeti der ki, “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyi gösterir, robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şoke olan çocuklarımıza deriz ki; ‘İşte gördüğünüz bu ulaşım araçlarını yapar, daha üstün teknolojiyi meydana getirir, daha modern fabrikalar kurarsınız… Sonra çocuklarımızı Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüp düşmanın harap ettiği bölgelerimizi gezdirir ve bu defa da deriz ki; ‘Bakın, eğer siz birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, işte düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar, bu hale getirir. Ama birlik beraberlik içinde çalışırsanız, güçlü olursunuz., düşmanlarınız size saldırmaya cesaret edemezler. Artık kararı siz verin… Bu örneklerle çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışan bir Japon genci olma yolunda millî bir şuur ve heyecanla okumalarını sürdürür.”

Bizim heyet bu konuşmadan sonra Japon heyetine şu soruyu yöneltir:

“İyi de bizim Hiroşima’mız, Nagazakimiz yok ki?”

Cevap net:

“Sizin Çanakkale’niz var.”

Demek ki, Japonya’nın bu gün bu noktaya, kısa vadeli boykotlarla değil, uzun vadeli yatırımlarla geldiği görülüyor.

Okunma Sayısı: 1901
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı