"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Matbuat lisanıyla konuşmak lâzım

26 Şubat 2019, Salı 00:47
Bediüzzaman: “Risale-i Nur, bu mübarek vatanın mânevî bir hâlâskârı olmak cihetiyle; şimdi iki dehşetli mânevî belâyı defetmek için matbuat âlemi ile tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim.”

50 YILLIK TAVİZSİZ ÇİZGİ YENİ ASYA DİZİ -6- KÜBRA ÖRNEK

kubraornek33@gmail.com


 

***

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINA KARŞI

Yeni Asya başörtüsü yasağına karşı başından beri en kararlı ve tavizsiz mücadeleyi veren gazete oldu. Yasağa karşı sayısız manşetler atmıştır. Ve bu yasağa karşı üç ayrı kampanya başlatmıştır. Bunlardan biri Ekim 1998’de başlayan “Başörtüsü yasağı kalksın” kampanyası idi. Büyük ilgi gören bu kampanya, aynı zamanda Yeni Asya’ya karşı DGM’ler kullanılarak ve TCK’nın 312. Maddesine dayanılarak başlatılan yoğun baskıların ilk gerekçelerinden birini oluşturdu. Bu kampanya için gönderilen bir okur mektubu üzerine gazete hakkında önce toplatma kararı alındı, ardından dava açıldı. 17 Ağustos depreminden sonra toplu bir yıldırma operasyonuna dönüştü.

Başörtüsü için açtığımız ikinci kampanya, Kasım 1998’de başlayan “Dava açın, hakkınızı arayın” kampanyası idi. Mağdurların sokaklara dökülüp güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirilmesini önlemek ve hak arayışının hukuk zemininde yürütülmesini teşvik için açtığımız bu kampanya ile, birçok yasak mağduruna hukuk danışmanlığı hizmetini verdik ve çok sayıda dava açılmasını sağladık. 28 Şubat’ta yargı üzerinde oluşan malum baskılar sebebiyle bu davalardan olumlu bir sonuç çıkmadıysa da, mağdurların her şeye rağmen hukuk zemininde kalmasını sağlayarak, olayın provokatörlerce istismarına engel olmaya çalıştık.

Üçüncü kampanyamız ise, yasak mağdurlarının acı hikâyelerini anlattıkları “Söz mağdurların” çağrısıyla başladı. Bu çağrıya gelen cevaplar haftalarca gazetemiz sayfalarında yayınlandı. Bu kampanya çerçevesinde yapılan yayınlar daha sonra “Başörtüsü Mağdurları” (Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2001) adıyla kitap olarak yayınlandı. 

Yeni Asya, yasağı kaldırma girişimlerinde de doğru yöntem ve stratejiler izlenmesi gereğine dikkat çekti ve yapıcı uyarılarda bulundu.

Risale-i Nur’da Neşriyat: Bu zamanda hizmet-i imaniye, her tarafta ilânatla olur 

“Bu zamanda Nurlarla hizmet-i imaniye, her tarafta ilânatla ve muhtaç olanların nazar-ı dikkatlerini celb etmekle olur” (Lem’alar, 26. Lem’a, 16. Rica, s. 581)

“Risale-i Nur’un hakikî şakirtleri, neşriyat-ı diniyelerinde ve ittibâ-ı sünnetteki ibadetlerinde ve içtinab-ı kebâirdeki takvâlarında, Kur’ân hesabına vazifedar sayılırlar. İnşâallah riya olmaz. Meğer ki, Risale-i Nur’a, başka bir maksad-ı dünyeviye için girmiş ola. Daha yazılacaktı, fakat bir tevakkuf hali kesti.” (Kastamonu Lahikası, 110. mektup, s. 262)

“Medresetü’z-Zehranın ve bütün Nur talebelerinin hem dahil, hem hariçte, hem Arapça, hem Türkçe Nurların neşriyatına çalışmalarını ve dindar Demokratların bir kısm-ı mühimmi Nurların serbestiyetine taraftar çıkmalarını bütün rûh u canımızla tebrik ediyoruz.”  Emirdağ Lâhikası, 295. mektup, s. 653 

Bediüzzaman’ın gazetelere bakışı: Matbuat lisanıyla konuşmak lâzım 

“Risale-i Nur, bu mübarek vatanın mânevî bir hâlâskârı olmak cihetiyle; şimdi iki dehşetli mânevî belâyı defetmek için matbuat âlemi ile tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim. O dehşetli belâdan birisi: Hıristiyan dinini mağlûp eden ve anarşiliği yetiştiren şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı bu vatanı mânevî istilâsına karşı Risale-i Nur bir sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’ânî vazifesini görebilir. İkincisi: Âlem-i İslâm’ın bu mübarek vatanın ahâlisine karşı pek şiddetli itiraz ve ittihamlarını izâle etmek için matbuat lisanıyla konuşmak lâzım gelmiş diye kalbime ihtar edildi.”  (Mektubat, s. 812)

Gazetelerin Nurlarla iştigali güzel bir ilânât hükmüne geçti

“Saniyen: Bu sırada, hem Ehl-i Sünnet gazetesi, hem buranın gazetesi, hem Zübeyir’in hararetli mukabelesi, Nurlarla iştigalleri güzel bir ilânat hükmüne geçtiler. Benim bedelime, benim hoşuma giden bize dair bahislerine bakınız, bana bildiriniz.” Şuâlar, s. 835 

“İ’lâ-yı Kelimetullah’ı hedef-i maksat eden umum dînî gazeteler...” 

“Tarif ettiğim ve dahil olduğum İttihad-ı Muhammedînin (asm) tarifi budur ki: Şarktan garba, cenubdan şimale uzanan bir silsile-i nûranî ile merbut bir dairedir. Dahil olanlar da, bu zamanda üç yüz milyondan ziyadedir. Bu ittihadın cihetü’l-vahdeti ve irtibatı, tevhîd-i İlahîdir; peyman ve yemîni, îmandır; müntesipleri, “kalû belâ”dan dahil olan umum mü’minlerdir; defter-i esmaları da, Levh-i Mahfûzdur. Bu ittihadın naşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiyedir; günlük gazeteleri de, İ’lâ-yı Kelimetullah’ı hedef-i maksat eden umum dînî gazetelerdir; kulüp ve encümenleri, cami ve mescidler ve dînî medreseler ve zikirhanelerdir; merkezi de, Harameyn-i Şerifeyn’dir. Böyle cemiyetin reisi Fahr-i Âlemdir (asm); ve mesleği herkes kendi nefsiyle mücahede, yani ahlâk-ı Ahmediye (asm) ile tahallûk ve sünnet-i Nebeviyeyi ihya ve başkalara da muhabbet ve eğer zarar etmezse nasihat etmektir.” (Tarihçe-i Hayat, s. 105)

-DEVAM EDECEK-

Okunma Sayısı: 1012
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı