"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Milli Eğitim Risale-i Nur’dan istifade edememiştir

14 Ocak 2019, Pazartesi
Türk devleti ve Türk Millî Eğitimi ülkesinin çok önemli bir değeri olan Bediüzzaman’dan ve Risale-i Nur’dan yeterince istifade edememiştir. Hatta hiç istifade etmemiştir.

Eğitimde Bediüzzaman modeli-14-Mustafa Öztürkçü

***

BEDİÜZZAMAN BUNUN FARKINDAYDI

İlihayatçı yazar Süleyman Kösmene’nin “Medresetüzzehra konusundaki sorulara verdiği cevapları takdim ediyoruz:

Bediüzzaman Hazretleri bir Peygamber varisidir. Dolayısıyla onun ilk ilgilendiği alan eğitim olmuştur. Çünkü gerek âlem-i İslâm’ın kurtulması, gerekse dünyanın ıslahı için talebe yetiştirmek gerekiyordu. Bediüzzaman bunun farkındaydı.   Ankara’dan Van’a Erek Dağı’na geçtiği ve talebe yetiştirdiği bir gün talebesi Molla Hamid’e şöyle diyordu:  

“Akdamar Adası’nda on sene kalarak elli tane talebe yetiştirsem, o talebelerle İslâm’ı bütün Dünya’ya yayıp Dünya’yı fethedebilirim.” 

Medresetüzzehra projesi Bediüzzaman’ın bütün doğuyu eğitimle ıslah etme projesinin önemli bir adımıdır. Bu medresede fen ilimleriyle din ilimlerini beraber okutmak emelindeydi. Diyordu ki: 

“Vicdanın ziyası ulum-u diniyedir. Aklın nuru fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile ve şüphe tevellüd eder.”

Bediüzzaman’ın beşeriyete miras bıraktığı 6000 sayfalık Risale-i Nur Külliyatı, çobandan profesöre, çiftçiden fabrikatöre bütün insanlık için serbest bir akademi hüviyetindedir.  

REJİMİN EĞİTİMİ NE YAPIYOR?

Devlete hâkim eğitim anlayışı, devletin rejimine şartlanmış insanlar yetiştirmekten ibaret. Devletin iyi ve ahlâklı insan derdi yok, rejim-perest insan derdi var. Dolayısıyla aslında devletin işi zor.  Çünkü insanlar düşünüyorlar şimdi.  Oysa devlet hür düşünceyi yasaklamaya çalışıyor.

Devlet yüz yıldan beri iki şeyde ihmalkâr davrandı:

1- Aklı ve düşünceyi önemsemedi. Devlete itaati ve kulluğu ön plâna çıkardı. 

2- Değerler eğitimini önemsemedi. Dini dışladı. 

Ahlâkı rafa kaldırdı. Edebi Müslüman’ın hayatından çıkardı. Müslüman nesilleri Müslüman kimliğiyle yetiştirmedi. Avrupa’nın bilimini, fennini, sanatını değil; balosunu, dansını, sefahetini, ahlâksızlığını aldı. Ve nesilleri heba etti. 

Devlet bütün bu cürümleri eğitim eliyle yaptı. Dolayısıyla devlet başta eğitimin sicilini bozdu ülkemizde. 

Eğitim bozulunca insanlar bozuldu, ahlâk bozuldu. Menfaatperest, bencil, şiddet düşkünü, psikopat, yalancı, hilekâr, tembel ve ahlâksız insanların sayısı arttı.

Öncelikle devlet insanına güvenmeli. İnsanını bölmemeli. İnsanının düşüncesine, manevî değerlerine, değerler eğitimine önem vermeli. Bunu siyaset üstü bir anlayışla yapmalı. Siyasete malzeme yapmaksızın yapmalı. 

100 YILDIR İFRAT TEFRİT

Ülkemizde bu bakımdan yüz yıldan beri ifrat veya tefritler hüküm sürüyor. Hükümet eden yönetimler ya dinî tamamen hayatın dışına atan ve şahsî hayattan da yasaklayan bir politika izlemişler, ya da dinî siyasetine ve siyasî ikbaline alet etmişlerdir. İkisi de tehlikelidir. Oysa din umumun malıdır. Her siyasetçinin siyasî ikbal gütmeden dine hizmet etmesi boynunun borcudur. Çünkü din, oy aldıkları bu milletin en mukaddes malıdır. Çünkü dine hizmet etmekle sadece oy aldıkları kesime değil, bütün topluma hizmet etmiş olurlar. 

Devletin rejimi zihinleri kilitliyor. Zihinler üretim ve bilim yapamaz hale geliyor. Yüz yıldan beri bunu gördük. Japonya’ya atom bombası atıldığı günden bu yana elli sene geçti. Japonya şimdi ayağa kalktı ve ileri teknolojide elini tutabilen yok. Ama Japonya dinini ve kültürünü dünyevî ikbale feda etmedi. Almanya ikinci Dünya savaşından yenik düştü. Ama çabuk toparlandı ve hızla medeniyet ülkesi oldu. Türkiye’yi demokraside olsun, ekonomide oldun, sosyal hayatın gereklerinde olsun, muasır medeniyetin gerisine, ortaçağ karanlığına atan tek saik, saplandığı rejimdir. Türkiye ilerlemek ve muasır medeniyet seviyesine yükselmek istiyorsa derhal bu rejimden kurtulmalıdır.  

BEDİÜZZAMAN ENSTİTÜSÜ

Çok açık söyleyeyim: Türk devleti ve Türk Millî Eğitimi ülkesinin çok önemli yerel bir değeri olan Bediüzzaman’dan ve Risale-i Nur’dan yeterince istifade edememiştir. Hatta hiç istifade etmemiştir. Bediüzzaman’ı mahkûm etmiş ve yok saymıştır. Bediüzzaman’dan hep kuşku duymuştur. Bediüzzaman’ı anlamamıştır.  

Oysa demokrasi ve cumhuriyetle ilgili çağdaş değerlerden tutun da, Türk-Kürt kardeşliği, Ermenilerle ve sair komşularla ilişkilerimiz, İslâm âlemi ile münasebetlerimiz, fende, bilimde ve teknikte ilerleme projelerimiz ve dine, bilime ve felsefeye bakış açımıza kadar binlerce konuda Risale-i Nur’da devletin elini zenginleştirecek ve bütün vatan evlâtlarını kardeş yapacak çok bakir konular vardır. Konu bir Bediüzzaman Enstitüsü çerçevesinde bir eğitim projesiyle ele almaya ve samimiyetle incelemeye ve istifade etmeye değer. 

Ama ben devletimizde ve devletimizi yönetenlerde bu samimiyeti göremiyorum. İnşallah bir gün gerçekleşir. İnşallah bir gün bunlar temenni olmaktan çıkar ve birer birer tahakkuk eder. 

Okunma Sayısı: 1157
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı