"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Önce eğitim demokratikleşmeli

29 Haziran 2018, Cuma
‘Yeni Küreselleşmenin Türk Eğitim Sistemi Üzerindeki Etkileri ve Protestanlaşan Gençlik Üzerine Bir İnceleme’

“Demokratik bir Türkiye için en başta eğitim sisteminin demokratikleştirilmesine ihtiyaç vardır.”

GİRİŞ: 

Nisan 2018 itibariyle “İnovatif Stratejik Ar-Ge Merkezi” (İNOSAM) tarafından düzenlenen “Yeni Küreselleşmenin Türk Eğitim Sistemi Üzerindeki Etkileri ve Protestanlaşan Gençlik Üzerine Bir İnceleme” başlıklı 1. Yuvarlak Masa Toplantısı 27 Mayıs 2018 tarihinde Ankara DESAM (Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi) ofisinde gerçekleştirildi. İNOSAM Başkanı Gürkan Avcı tarafından yönetilen oturum yurtdışı ve şehir dışından katılan uzman ve akademisyenlerin iştirakiyle gerçekleşti. Toplantı nihayetinde DESAM Genel Sekreteri Dr. Hasan Türkeli tarafından sunulan özet rapor takdim olunur. 

***

Küreselleşme, bilişim çağı, yapay zekâ ve dijital devrimin etrafını sardığı insanlık ailesinin yaşadığı büyük değişim ve dönüşümden giderek daha hızlı bir şekilde etkilenen Türk toplumunun bu yenidünya karşısındaki çaresiz kafa karışıklığı artan bir ivmeyle devam ediyor. Bu kafa karışıklığı yenidünyanın içinde doğmuş/yaşayan kesimlerin bile alışkanlık kazanabileceği/çözümleyebileceği bir durum değil çünkü henüz kimse çözemeden/alışamadan bu dünya yine değişmiş olacak ve değişmeye devam edecek.

Bu değişim bilgi ve eğitime ulaşmada da kökten farklılıklara ve başkalaşımlara sebep oluyor. Yenidünyada bilgi ve eğitime ulaşma neredeyse tamamen zahmetsiz/parasız hale geliyor. Eğitim ve bilgi akışı mekân –sınır tanımadan saniyeler içinde gerçekleşiyor. Herhangi bir bilgi –eğitim datası– görüntü –video– haber sanallaştığı anda sınırsız sayıda bire bir kopya edilebiliyor. Bu yüzden çok rahat bir şekilde dijital devrimin eğitim sistemlerini de allak bullak ettiğinden bahsedebiliriz. İnternetin eğitim sistemlerindeki kaldıraç etkisi bütün eğitim disiplin, felsefe ve ilkelerinde alışılmışın çök ötesinde bir hareketlenme ve yenilik başlatmıştır. Bu büyük değişim eğitimi de arz-talep dengesi üzerine oturttuğu gibi eğitimdeki yaklaşım, davranış ve söylemleri de yeni baştan oluşturmaya devam etmektedir.

“SORUN BU, ÇÖZÜM DE ŞUDUR” DEMEK MÜMKÜN DEĞİL

Bu kadar hızla değişen dünyada hemen her konuda ‘sorun bu, çözüm de şudur’ demek mümkün değildir. Amacımız dünyadaki değişimi anlamak ve belki de bizim için en önemlisi bu değişimi Türk toplumu lehine olumlu mecralara çekip kaçınılmaz olan olumsuz yanlarından korumaya çalışmak olacaktır.

Bunun için özel bir bakış açısıyla (Teknopedagog, teknososyolog, teknopsikolog edasıyla) birbirinin içine geçmiş siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik, pedagojik alanları iyi etüd edip Türkiye’nin derin yapılarının ve insanımızın tabiatının bütün karmaşasının içerdiği değerli bilgileri, bizi geleceğe götüren dinamikleri analiz ederek, öngörülerimizi güncellemeye, analizlerimizi birleştirmeye dönük bir çalışma yaptık. Yoksa bu yenidünyayı öngörmek hiç kolay bir iş olmadığı gibi öngörüler üzerinden net konumlanmak kimsenin harcı da değildir. Çabamız Türkiye’nin atması gereken adımları anlamaya ve analitik silo oluşturmaya çalışmaktan ibarettir.

MİLLÎ EĞİTİM TANIMINDAKİ ZİHİNSEL PARÇALANMIŞLIK KIRILMALIDIR!

Türk toplumu arasında Millî Eğitim Sistemi; kimileri için otoriter, vesayetçi, kimileri için laik-dinsiz, kopyacı kimileri için ilkel, hantal ve kırtasiyeci, kimileri için piyasacı, kapitalist, kimileri için baskıcı, İslâmcı, mezhepçi, kimileri için faşist, ırkçı, kimileri için şövenist, militarist, partizan, kimileri için derin, pragmatist yahut, sığ ve sahipsiz...

Türkiye bu zihinsel parçalanmışlığın çözümü için eğitimde duyulan yeniden yapılandırma ihtiyaçlarının gereklerini yerine getirmelidir. Demokratik bir Türkiye için en başta eğitim sisteminin demokratikleştirilmesine ihtiyaç vardır. Bilgi ve kültür toplumunu hedefleyen bir Türkiye’nin en başta eğitim sistemini bütün basamaklarıyla tamamen parasız, adil ve eşitlikçi fırsatlar sunan aydınlanmacı, halkçı, bağımsızlıkçı, bilimsel, nitelikli ve kat’î surette özgün/millî bir forma kavuşturması gerekmektedir.

Aksi yöntemler sorunu kronikleştiren politikaları, ayrışmaları ve uygulamaları art arda devreye sokacaktır. Çünkü eğitim sistemi yahut Türkiye’deki haliyle sistem anarşisi siyasî bakışı, felsefeyi, ekonomiyi ve toplumsal davranışları hazırlayan, yaygınlaştıran ve derinleştiren başlıca âmildir.

TÜRKİYE’DE HİÇBİR ŞEY EĞİTİM KADAR İDEOLOJİK OLMADI!

Bu itibarla eğitim sistemi Türkiye’nin en çok tartışılan alanlarından birisi olma vasfını hiçbir zaman kaybetmedi. Türkiye’de hiçbir konuya da eğitim kadar ideolojik yaklaşılmadı. Cumhuriyeti kuran kadro, son Osmanlı’dan devraldıkları anlayışla, eğitim sistemini yeni insan tipi yetiştirmenin en önemli aracı olarak görmüştü. Bu alışkanlığın devamı olarak bütün iktidarlar ve dahi ideolojik merkezler toplumsal hayat içerisinde ikbal/siyasî gelecek kazanmak amacıyla eğitim devrim/reformlarına/yatırımlarına özel ve yoğun bir gayretle sarılmaya devam etmektedirler.

Bugün dahi eğitimi konuşmaya başladığımız da önümüze çıkan en büyük engel, siyaset/ideolojiler üzerinden konuşma mecburiyetidir. Bu sebeple tartışılması gereken konuları yeterince bilimsel/akılcıl ve pedagojik temelde dünyanın/ülkenin reel ihtiyaçları bağlamında konuşamıyor ve düşünsel/siyasî çeşitlilik içerisinde çıkış yollarını objektif/nesnel bir akılla pek üretemiyoruz.

Böylece her iktidar değişikliğinde üzerinde oynanan bir eğitim politikası Türkiye’nin makûs talihi olmuş; hatta aynı partinin iktidarlarında dahi farklı hükümet ve millî eğitim bakanları bile eğitim politikalarını sürekli olarak değiştirmiştir.

Batı merkezli bir çözümsel vizyonunda ciddî bir problem olduğu tecrübesiyle evrensel değerler ile demokratik, bilimsel, eleştirel, nitelikli eğitimin amaçlanması durumunda özgün bir eğitim sistemi başarılabilecektir. Türkiye’de temel sorunlardan birisi de otoriter, etnosantrik, normatif, insan haklarına dayanmayan eğitim politikalarıdır.

-DEVAM EDECEK-

Okunma Sayısı: 1336
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı