"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Osmanlı’nın nadire eseri: Aziziye Camii

01 Aralık 2018, Cumartesi 02:33
Aziziye Camii’nin iç mimarisi ile dış mimarisi arasındaki uyum, ince işçiliği ziyaretçilerini hayrete düşürüyor.

Selçuklu mimarlığının en ileri örneklerini bünyesinde barındıran Konya, diğer gezdiğimiz şehirlere oranlara daha fazla camiye sahip. Şehrin sokaklarında gezerken “Mâbet Mimarisi” olarak önemli bir geçmişi olduğunu görüyoruz. Şehri tefekkür ederken daha önce rastlamadığımız, farklı mimarisiyle Aziziye Camii bizi karşılıyor. Osmanlı’nın son dönem eserlerinden biri olan cami, yapı ve görünüş olarak diğer yapılardan ayrılıyor. Konya Çarşısının ortasında bulunan Aziziye Camii, kesme Gödene Taşı ile yapılan, Osmanlı mimarisinin nadide eserlerinden birisi.

Yüzyıllardır İslam’a hizmet ediyor

Avrupa mimarisini andıran caminin tarihine göz gezdirdiğimizde, ilk kez 1671-1676 yılları arasında Sultan IV. Mehmed’in musahibi Damat Mustafa Paşa tarafından yapıldığı ortaya çıkıyor. Fakat çıkan yangın üzerine (1867) Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan’ın yardımıyla tekrar yenileniyor ve bu adla anılmaya başlanıyor. (1874) Avrupa barok, rokoko ve ampir üslûplarının ortak bir konseptini bünyesinde harmanlayan cami, eşine az rastlanır fenerli şerefeleri ile yüzyıllardır İslâm’a hizmet ediyor. Mimarisine baktığımızda ise, şadırvanlar minare kürsülerine bitişik durumda. Altı sütunlu ve üç kubbeli son cemaat yerini takip eden harim kare bir plana göre yapılmış olup büyük bir kubbe bu mekânı örtüyor. Türk mimarisinde pek rastlamadığımız, caminin iki yan duvarında beşer giriş bulunuyor. Kubbe kasnağının etrafında sıralanan sivri külâhlı ağırlık kulecikleri ile dört köşede yükselen ağırlık kulesi, camiye değişik bir görünüm verdiğini görüyoruz. Camiye dışarıdan bakıldığında pencerelerin geniş ve büyük olması dikkatimizi çekiyor. Pencerelerin diğer yapılardan farklı olmasının sebebi, ışığın bol sağlanması olduğunu öğreniyoruz.

Sultan Abdülaziz’in tuğrası silinmeye çalışılmış

Caminin iç kısmını incelediğimizde ise, pencereler büyük şekilde dizayn edildiği için cami içerisine girdiğiniz  zaman ferahlığı hissedebiliyorsunuz. Aziziye Camii’nin iç mimarisi ile dış mimarisi arasındaki uyum, ince işçiliği ziyaretçilerini hayrete düşürüyor. Caminin en özgün yanı ise şerefelerinin, sütunlar ile ayakta tutulmuş dairesel balkonlar şeklinde inşa edilmiş olması. Caminin dikkat çeken önemli özelliklerinden bir tanesi, caminin batı kapısının üzerinde yer alan Sultan Abdülaziz’in tuğrasının kazınarak yok edilmeye çalışılması. Cami masraflarını karşılamak için etrafındaki 12 dükkân ve Türk hamamı ile birlikte 3 tane hanın da gelirinden besleniyor. Aziziye Camii’nin dış ve iç mimarisine genel itibariyle bakıldığında Konya’nın diğer tarihi yapılarından kolayca ayrılıyor. Konya’ya yolunuz düştüğünde mutlaka gidip görülmesi gereken bir eser Aziziye Camii.

-DEVAM EDECEK-

Etiketler: konya, cami
Okunma Sayısı: 1148
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı